Ölü Canlar Kitabının Özeti

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Nehir tarafından 8 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Gogol Ölü Canlar Roman Özeti

    Şair, denemeci, romancı Melih Cevdet Anday, hem Ölü Canlar romanının, hem de çağdaş Fransız yazarı Arthur Adamov’un romandan harekede yazdığı oyunun çevirmeni. Anday’ın Sabahattin Eyuboğlu ile çevirisi oyuna farklı bir tat katıyor. Anday, ‘Çevirenin Önsözü’nde şunları yazıyor:

    “Gogol Ölü Canlar’ı yazmaya 1836 yılında başlamıştı. Gerçek bir olaydan alınmış olan bu konuyu Gogol’e Puşkin vermiştir: Bilindiği gibi, Rusya’da kölelik düzeni 1860′ta kaldırıldı. Bu tarihten önce köle sahibi çiftlik ağaları, kölelik rejimi gereğince hükümete can başına belli bir vergi ödemek zorundaydılar. Can sayımı dört yılda bir yapıldığı için çiftlik ağaları, iki sayım arasında ölen köleler için de, yeni sayıma kadar vergi verirlerdi. İşte bu durumdan yararlanarak kendi çıkarına bir iş çevireceğini düşünen bir açıkgöz, çiftlik ağalarından ölü canlan satın almaya kalkmış, fakat foyası ortaya çıkınca yakalanmış…Konuyu şiirle yazmayı tasarlayan Puşkin, Gogol’ün bundan büyük bir roman çıkarabileceğini anlamış ve onu bu yolda çalışmaya itelemiştir. İşte Ölü Canlar romanının kahramanı Çiçikov, çiftlik çiftlik dolaşarak ölmüş köylüleri satın almaya çalışan bir dalaverecidir. İki sayım arasında salgın hastalıklardan birbiri arkası sıra ölen köylüleri için vergi ödemek zorunda olan toprak ağaları da kolayca onun oyununa gelmekte ve boşuna ödedikleri bu vergiden kurtulmak için ölmüş köylülerini elden çıkarmaya bakmaktadırlar. Çiçikov’un bu dalavere ile elindeki satış senetlerinde görülen ve ölmüş oldukları bilinmeyen bu köylülere dayanarak kendini büyük çiftlik sahibi gibi göstermek ve böylece bankalardan büyük paralar çekmek istediği anlaşılıyor…Gogol, romanının ikinci bölümünü, bir sinir bunalımı anında ateşe attığı ve bu , bölümün ancak küçük bir parçası ele geçirilebildiği için konunun nasıl bir sonuçla bağlanacağı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak, gerçekte olduğu gibi, romanda da dalavereci yakalanır ve hapse atılır.

    Gogol, başlangıçta, insanların gülünç yanlarını belirtmek için mizacına uygun ve çok işe yarar bulduğu bu konuyu işlemiş, fakat romanın gitgide ciddileşerek ahlaksal bir öz kazanmakta olduğunu görünce, birdenbire önemli bir toplumsal görevin sorumluluğu akına girdiğini anlamış, kendisini yemeğe başlamıştır. Mistik kişiliğinin ve yakınlarında bir papazın etkisiyle romanını ona şeytanın yazdırdığı kanısına varmış ve bozuk olan sinirlerini dayanıksızlığı yüzünden eserini ateşe atarak günah işlemekten kurtulmanın yolunu bulmak istemiştir. Çağımızın öncü tiyatro yazarlarından biri olan ve Türkçede ilk bu oyunu ile görülen Adamov, eserine yazdığı Önsöz’de, romandan oyun çıkarılamaz, kanısında olduğunu fakat Ölü Canlar’ın tam anlamı ile roman sayılamayacağını, Gogol’ün de, anlaşılan böyle düşünerek eserinin kapağına “Poem”(Şiir), koyduğunu söylüyor. Bu gerekçeyle, romanı oyunlaştıran Fransız yazan, konuyu dramatik bir örgü içinde işlemeyi ve onu neredeyse yeni baştan düzenleyerek tam bir bütün elde etmeyi başarmıştır.

    Çiçikov’un çiftlik çiftlik dolaştığını anlatmak için, sahneler arasında bağlantı kurmak amacıyla kullanılması önerilen film tekniğiyse, sadece bir yenilik olarak kalmamakta, romanın sürekliliğini ortaya (sahneye) aktarmak bakımından oyunun vazgeçilmez bir öğesi olmaktadır. Ölü Canlar oyunu Batı tiyatrolarında uzun süreler oynanmış ve büyük başarılar kazanmıştır.” Öte yandan Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) da 1963′ten başlayarak çeşitli yıllarda üç ayn eserim oynadı: Ölü Canlar (Yön. Asaf Çiyiltepe), Bir Delinin Hatıra Defteri (Yön.Genco Erkal), Müfettiş (Yön. Engin Orbey). Bu oyunları Devlet Tiyatroları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Tiyatroları da aralıklarla sahnelediler.