Ömer Seyfettin'in Türk edebiyatındaki yeri ve önemi nedir

Konusu 'Güncel bilgiler' forumundadır ve Nehir tarafından 30 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Ömer Seyfettin'in Türk edebiyatındaki yeri ve önemi

    İnsanların günlük yaşamlarında yeme içme kadar önemli olan sosyal sorumlulukları da vardır. Sosyal sorumluluk anlayışının insana verilmeye başlandığı dönem pek tabii ki çocukluk dönemi dediğimiz dönemde başlar. Bu dönemde kazanılan duygu ve davranışlar bireyin tüm hayatını şekillendirmesi bakımından önemlidir. Bizler eğitimciler olarak, özellikle kimlik, dil ve kişiliğin gelişmeye ve köklü özelliklerin kalıcı mizaç olmaya başladığı dönem olan çocukluk döneminde öğrencilerimize önemli gördüğümüzmeseleleri anlatmakta ve tabiri caiz ise öğrenci zihnini bir kanaviçe gibi işlemek zorundayız. İşte tam bu noktada çocuk edebiyatı yardımımıza koşmaktadır. “Çocuk edebiyatı; çocukların büyüme ve gelişmelerine, hayal, duygu, düşünce yeteneklerine,zevklerine hitap eden, eğitirken eğlenmelerine katkıda bulunan sözlü ve yazılı verimlerdir” 1 Türk Çocuk Edebiyatı, Türk edebiyatının değişmez bir parçasıdır. Özellikle 6-15 yaş arası dönem olan çocukluk dönemi, çocuğun bilişsel gelişiminin önemli bir basamağını oluşturmaktadır. Bu dönemde çocuklar, olaylar arası ilişkiler,hipotez geliştirme ve hipotezi test ederek çözmeye çalışma devirlerdir.2 Soyut işlemler dönemi olarak ta adlandırılan bu dönem çocuğun aile, çevre ve okul üçgeninde benliğinin oluştuğu bir dönemdir. İşte tam bu dönem okuma ve okuduğunuanlama-anlamlandırma devrinin önemli bir safhasıdır. Bu safhada çocuğun okuduğukitap, çocuğu dış dünyaya bağlayan önemli bir vasıta olacaktır. Tamda kimlik kazanma dönemine tesadüf eden bir zaman dilimidir bu dönem.3 Ömer Seyfettin, bu açıdan değerlendirildiğinde üslup, dil ve vermek istediği mesaj bakımından çocuk edebiyatında büyük bir boşluğu doldurmaktadır. Günümüzde Ömer Seyfettin hikâyeleri okumayanlara rastlamak çok zordur. Hele okul kütüphanelerinde, sınıf kitaplıklarında, kişisel kütüphanelerde Ömer Seyfettin hikâyeleri vazgeçilmez kitaplar arasındadır. Çocuk edebiyatı dediğimizde bu, çocuğun ufkunu açan, onu aydınlatan ve kimlik gelişimine olumlu katkılar sağlayan bir edebiyat olmalıdır ki, amacına ulaşsın. Özelliklegünümüzde Avrupa ve Amerika menşeli Çocuk Edebiyatı ürünleri de dilimize çevrilerek küçük okuyuculara sunulmaktadır. Bu edebi eserlerde çocuklarımız isimlerin yabacı olması nedeniyle telaffuzda zorluk, Batı kültür ve düşünce yapısını yansıttığı için kendi kültürel değerleriyle kıyaslayarak henüz oturmamış zihin dünyasının bir kavramkargaşasına düşmesi, ailevi ve dini motiflerin Türk kültür dünyasıyla çelişmesi gibi durumlar söz konusu olmaktadır. Öğrencilerim üzerindeki gözlemlerime dayanarak verdiğim bu örnekler çoğaltılabilir.Elbette bu cümleden dünya Edebiyatındakiçocuk kitaplarının dilimize çevrilerek çocuklarımıza sunulmasını istemiyoruz anlamı çıkmamalıdır. Ancak bizlerin yapacağımız en önemli işlerin başında kendi yazarlarımızın, kendi kültürümüze göre yazdığı eserleri çocuklarımıza dahaçok okutmak olmalıdır. İşte Ömer Seyfettin, bu yazarlarımız arasında en önemli yeri tutanların başında gelir. Yazılarında milli, manevi değerleri, millet ve vatan sevgisini çeşitli olaylar ve renkli bir anlatımla süsleyerek veren Ömer Seyfettin Türk çocuk edebiyatına önemli eserler kazandırmıştır. Yaşadığı dönem itibariyle Osmanlı Devletinin en hazin yıllarına şahitlik eden büyük hikâyeciÖmer Seyfettin, bir yandan çağının getirdiği harpler, hüzünlü toprak kayıpları ve sürekli yaşanan hezimetlere cephede savaşarak ve cephe gerisinde öğretmenlik yaparak tanıklık ederken bu tanıklığı kendinden sonraki nesle taşımak için birbirindendeğerli hikâyeler yazmıştır. Ömer Seyfettin ülkesini ve milletini seven ve bu sevgiyisorumluluk duygusuyla birleştirerek yazılar yazan bir aydındır. Çocuk edebiyatı Ömer Seyfettin hikâyeleri olmadan eksik kalır. Zira Türk dilinde sadeleşme meşalesi etrafında toplanan “Genç Kalemler” dergisinde başlayan bu serüven MilliEdebiyat akımını besleyen önemli bir güç olmuştur. Fikirde Türkçülük akımı ile şekillenen bu hareket özellikle Osmanlı Devleti’nin çöküş sürecineşahitlik eden ve bu çöküşe yegâne reçete olarak Milli kimliğe dönülmesi vurgusunu işleyen bir hareket olarak dikkat çeker. Çocuk edebiyatında Ömer Seyfettin hikâyeleridenildiğinde birkaç özellik öne çıkar. Bunlar; vatan sevgisi, milli değerlere bağlılık, doğu-batı çatışması gibi konulardır. Ömer Seyfettin’in “konularını çoğunlukla gerçek hayattan alan hikâyelerinde yapmak istediği şey, milli şuuru kuvvetlendirmekve aksak yönleri mizahi yollu tenkit ederek- Türkiye’nin medenî kalkınmasını hızlandırmaktır” 4Bu konuları daha çok mizahî, sosyal hicivler yoluyla işleyerek okuyucuya mesajlar verilir. Zihinsel gelişim evreleri düşünüldüğünde bu mesajların çocuk dünyasında yer edinebilmesi için beklide en etkili ve dikkat çekici metot ana fikri mizahi bir üslupla vermektir. İşte Ömer Seyfettin hikâyelerini çocuk edebiyatında önemli kılan bu durumdur. Çileli geçen savaş yıllarında vatan sevgisini ve milli kimlik ve kültüre bağlılığı bu şekilde anlatan başka bir yazar yoktur. Yazdığı hikâyelerin kahramanlarını günlük hayattan seçen, kahramanların hep iyi özellikleri ile örnek alınabilirliklerini ispatlayan Ömer Seyfettin’de hikâyeler genellikle iyi ve kötünün mücadelesi veiyinin kazanması ana fikri üzerine oturmuştur. Zihni yormayan, okuyucuyu sürekli bir merak duygusu ile besleyerek ilgisini canlı tutmayı bilen ve yaptığı kimi zaman uzun tasvirler ile okuyucu zihninde anlatılanı müşahhaslaştıran bu yazı tarzı ile Ömer Seyfettin Türk edebiyatında önemli izler bırakmıştır. Kişiliğin oturduğu sorumluluk duygusunun kazanılmaya başlandığı ve öğrenilenlerin zihindebir davranışa dönüştüğü bir dönem olan çocukluk çağında Ömer Seyfettin hikâyeleri, yukarda sayılan özelikleri zihne aktarırken bunu akıcı ve güzel bir Türkçe ile yapar ki bu durum, kavrama döneminde olan çocuğun okuma alışkanlığını zevke dönüştürmesine sebep olacaktır. Kaşağı, And, Primo Türk Çocuğu, Falaka, Beyaz Lale, Pembe İncili Kaftan v.s. gibi hikâyeleri bu özelliği fazlasıyla taşıyan hikâyelerindendir. Yazdığı hikayelerde; kişilerin, değişim ve bilinçlenme maceralarınıişleyerek okuyucuya mesajlar verir. Hikâye türünün okuyucular üzerinde sanatsal etki yaratan bir tür olması, yarattığı etkinin de kullandığı dile bağlı olması sebebiyle, Ömer Seyfettin hikâyeleri çocuklar için vazgeçilmez bir kaynaktır. Çocuk edebiyatı kültürü içinde en duyarlı yaklaşımları çocuğa görelik ilkesi belirler. Çocuğa göre deyince çocuklara için yapılacak edebiyatın çocuğun büyüme ve gelimse çağlarına, psikolojisine, sözcük ve kavram bilgisine, algılama düzeyine uygun bir duyarlık anlaşılmalıdır.5 Bu nedenle Ömer Seyfettin’in tüm hikâyelerini çocukedebiyatı ürünü olarak değerlendirmek yanlış olur. Bu değerlendirme içerik, dil ve çocukta gelişim evrelerine uygunluk kıstaslarına göre yapılırsa bazı hikâyelerin bu kapsam dışında kalacağı görülmektedir. Bu nedenle bizler Ömer Seyfettin hikâyelerinin tamamının çocuk edebiyatı sınıflamasına giremeyeceği kanaatini taşımaktayız. Bu düşüncemize en uygun birkaç örnek verirsek, Bomba, Busenin Şekl-i İptidaisi gibi hikâyelerin hem kullanılan dil hem de içerik yönleriyle yetişkinlerin okuyabileceği bir tarzda olduğunu söyleyebiliriz. Ömer Seyfettin hikâyelerinin, bu kadar tutulması ve her devirde rağbet görmesini sağlayan şey, Onun süssüz, yalın, açık, betimlemelerden çok olaylara yer vererek okuyucuyu sıkmaması, milli ve manevi değerleri yüceltici bir yaklaşım tarzı sergilemesi, olayları günlük hayattan alarakyer yer efsanelerden de faydalanarak sanki okuyucuyu kendi hayatıyla baş başa bırakıyormuş hissine sürüklemesini ve halk konuşmalarındaki deyimleri boca kullanmasıdır 6 diyebiliriz. Bugün hala kullandığımız atasözlerimizin çoğunun Osmanlı mirası olduğunun beklide en önemli belgesi Ömer Seyfettin hikâyeleridir. Ömer Seyfettin tarihi hikâyelerinin, macera unsuru taşıması, kahramanlıkların ve kahramanların göstermeye dayalı bir dille yazılması, ortamınayrıntılarıyla tasviri, özellikle, giriş kısmında bir entrikaya yer vermesi çocuk okurlartarafından ilgiyle okunmasına yardımcı olmaktadır. Hikâyelerin temasında, cesaretin fiziksel güçten daha önde olabileceği, yurt ve millet sevgisi, cahilliğin ve önyargının hep yıkıcı olduğu, fiziksel eksikliklerin insanın insanlığından bir şey eksiltmeyeceğini, isterse insanın her türlü engeli asabileceği düşüncesi vurgulanmaktadır. Bu özellikleriyle de çocuk üzerinde bırakacağı etki çocuğa görelik açısından olumlu mesajlarla desteklenmektedir. 7 Bu düşünceyi destekleyen hikâyeler, Primo Türk Çocuğu, Efruz Bey, Pembe İncili Kaftan gibi hikâyelerdir. Duyuşsal özelikle açısından çocuğu besleyen bu etkenlere birde hikayelerde betimlenen kahramanların ve mekanlarınözelliklerini de unutmamak gerekir. Zira yazar, yaptığı betimlemelerle okuyucuyu adetaolayların içine çekerken baş aktörün okuyucu olmasına özen göstermektedir. İlk Düşen Ak, Bahar ve Kelebekler hikâyeleri bu düşüncemizi kuvvetlendirmektedir.106Ömer Seyfettin hikâyelerinde dikkat çeken bir unsurda, onun birden çok karakter ve özelliği tek bir aktörde toplayarak okuyucuya vermesidir. Buna en güzel örnek Efruz Bey hikâyesidir. Hikâyelerinde toplum ve kişilerin beğenmediği özelliklerini, saçma bulduğu yön ve alışkanlıklarını alaya alarak, abartarak sergilemesidir. O pek çok olumsuz özelliği üzerinde topladı Efruz Bey’e hitaben “Bugün kimse sana yabancıdeğildir. Çünkü sen hepimiz değilsen bile hepimizden bir parçasın” 8 diyerek eleştirilerine hem çocukça bir mizah hem de içtimai eleştiri katmaktadır. Ömer Seyfettin hikâyelerinde diğer önemli bir özellikte onun şaşırtıcı bir şekilde olayları vekahramanları birbirine bağlamasıdır. Öyle ki, okuyucu hikâyenin başından sonuna dek sıkılmadan sonucu merak eder. Her son ahlaki öğütlerle bitmez. Bazen hüsran, bazen de mutsuzluk yaşanır. Böylece hikâyeyi okuyan çocukta hayatın hep mutluluklarla dolu olmadığı, mutsuzluklarında, yenilgi ve cehaletinde insanın başına gelebilecek en kötü felaketlerden oluğu sonucuna varır. Bu anlatım tarzı çocuk zihninde pek çok nasihattendaha sağlam kalacaktır. Eserlerinde milli ve manevi değerlere sık sık vurgu yaparak, Türklüğe ve milli bilince göndermelerde bulunan Ömer Seyfettin, Osmanlıyı yıkansebeplerin başında gelen cehalet, vatan ve devlet sevgisinden mahrumluk, milli kimlikten uzaklaşma gibi hassas konuları beklide gelecek kuşaklara bu hikâyelerle aktararak, milli şuuru oluşturma gayesi gütmüştür. Bu yüzden defalarca okunsa da okuyucuda asla bıkkıntı oluşturmayan sağlam ve eğlenceli üslubu sayesinde çocuklarınzihin dünyalarında önemli bir öğretmen olmuştur. Özellikle yaşadığımız yüzyılda milli ve manevi değerlerin giderek erozyona uğraması tehlikesine karşı, eğlendirerek öğretme metodunda Ömer Seyfettin hikâyeleri asla göz ardı edilmemelidir. Çocuk edebiyatı dediğimiz edebiyat artık önemli bir sektör olmuştur. Bu sektörde çocuklarımızı vegençlerimizi salt eğlence yönüyle ele alan milli değerlerimizden yoksun yayınlar yerine bu türden yayınlarla muhatap kılarsak mutlaka kazançlı çıkan bizler olacağız. Ülkesi için çalışmayı kahramanlık sayan bir neslin yetişmesi çok para ve zaman istemiyor. Türk dünyası bu yönde yazılmış pek çok edebi eserle süslenmiş durumdadır. Busüslerden biridir Ömer Seyfettin. O, sadece bir hikaye yazarı değildir. Aynı zamanda milletinin makus talihine isyan eden, çıkış için çözümler üreten, buna eserlerinde sık sık değinen bir yazardır. Kah mizahi kah hicivci üslupla yazdığı ve sonuçta hep dersler çıkan hikayeleri çocuklarımıza ve gençlerimizin önünü aydınlatmaktadır. İşte bu nedenle köksüz ve tarihi derinliği olmayan yazılardan çok temeli bizim mazimize dayanan, öznesi mili değerlerimiz olan eserlerin edebiyatımızda ki değeri her geçen gün daha iyi anlaşılmaktadır. Sonuç olarak; Yaşanılan devir itibariyle öğrenilen bilginin

    kültüre ve davranışa dönüşmesinde okunan kitapların etkisi hayli büyüktür. Özellikle çocuk edebiyatımızda tamamen bize ait olan, bizden olan eserlere imza atan Ömer Seyfettin, kendi dertlerimizi kendi dilimizden yine bize anlatan bizden biridir.