Orhan Veli Kanık Şiirleri

Konusu 'Ünlü Şiirler' forumundadır ve Merve tarafından 5 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. Orhan Veli Kanık'a Ait Şiirler

    Orhan Veli Kanık'ın Şiirleri

    YALNIZLIK ŞİİRİ

    Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
    Nasıl korku verir sessizlik insana;
    İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
    Nasıl koşar aynalara,
    Bir cana hasret,
    Bilmezler.

    ORHAN VELİ KANIK


    İSTANBUL İÇİN

    Nisan

    İmkansız şey
    Şiir yazmak,
    Aşıksan eğer;
    Ve yazmamak,
    Aylardan nisansa.

    Arzular ve Hâtıralar

    Arzular başka şey,
    Hâtıralar başka.
    Güneşi görmeyen şehirde,
    Söyle, nasıl yaşanır?

    Böcekler

    Düşünme,
    Arzu et sade!
    Bak, böcekler de öyle yapıyor.

    Dâvet

    Bekliyorum
    Öyle bir havada gel ki,
    Vazgeçmek mümkün olmasın.

    ORHAN VELİ KANIK


    GÜLÜMSÜYORUM

    sokakta giderken,kendi kendime
    gülümsediğimin farkına vardığım anlarda
    insanların beni deli zannedeceğini düşünüp
    gülümsüyorum...

    ORHAN VELİ KANIK


    DENİZİ ÖZLEYENLER İÇİN

    Gemiler geçer rüyalarımda,
    Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
    Ben zavallı,
    Ben yıllardır denize hasret,
    Bakar ağlarım.

    Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı,
    Bir midye kabuğunun aralığından:
    Suların yeşili, göklerin mavisi,
    Lapinaların en harelisi...
    Hala tuzlu akar kanım
    İstiridyenin kestiği yerden.

    Neydi o deli gibi gidişimiz,
    Bembeyaz köpüklerle, açıklara!
    Köpükler ki fena kalpli değil,
    Köpükler ki dudaklara benzer;
    Köpükler ki insanlarla
    Zinaları ayıp değil.

    Gemiler geçer rüyalarımda,
    Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
    Ben zavallı,
    Ben yıllardır denize hasret.

    ORHAN VELİ KANIK


    DÜŞÜNCELERİMİN BAŞUCUNDA

    Hasretimin yıllardanberi bel bağladığı..
    İşte odur düşüncelerimin başucunda.
    O, göğsünün taşkın hareketi avucunda,
    Gözlerinde rüyaların gülüp ağladığı.

    Kendi bahçesidir onun içinde gördüğüm.
    Yollar yine her günkü gibi yaz uykusunda
    Ve yaban çiçeklerinin buruk kokusunda
    Her ikindi günlük ruyasını gören mürdüm.

    Onun da dudaklarında bir eskiye dönüş,
    O da yüzmede bir ses yığını üzerinde.
    Bin hatırayı bir anda duyan gözlerinde
    İnsana ruhlar dolusu haz veren düşünüş.

    Sonra kızlık kadar temiz, aydın bir açılma:
    Evine giden toprak yolda o yine çocuk,
    Yine uykuyla başlıyan alemde yolculuk
    Ve taptaze sabahlar kayısı dallarında.

    Hasretimin yıllardan beri bel bağladığı..
    İşte odur düşüncelerimin başucunda.
    O, göğsünün taşkın hareketi avucunda,
    Gözlerinde rüyaların gülüp ağladığı.

    ORHAN VELİ KANIK


    AÇSAM RÜZGARA

    Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
    Mavilerde sefer etmek!
    Bir sahilden çözülüp gitmek
    Düşünceler gibi başıboş.
    Açsam rüzgara yelkenimi;
    Dolaşsam ben de deniz deniz
    Ve bir sabah vakti, kimsesiz
    Bir limanda bulsam kendimi.
    Bir limanda, büyük ve beyaz...
    Mercan adalarda bir liman..
    Beyaz bulutların ardından
    Gelse altın ışıklı bir yaz.
    Doldursa içimi orada
    Baygın kokusu iğdelerin.
    Bilmese tadını kederin
    Bu her alemden uzak ada.
    Konsa rüya dolu köşkümün
    Çiçekli dalına serçeler.
    Renklerle çözülse geceler,
    Nar bahçelerinde geçse gün.
    Her gün aheste mavnaların
    Görsem açıktan geçişini
    Ve her akşam dizilişini
    Ufukta mermer adaların.
    Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş,
    İller, göller, kıtalar aşmak.
    Ne hoş deniz deniz dolaşmak
    Düşünceler gibi başıboş.
    Versem kendimi bütün bütün
    Bir yelkenli olup engine;
    Kansam bir an güzelliğine
    Kuşlar gibi serseri ömrün.

    ORHAN VELİ KANIK


    ESKİLER ALIYORUM

    Eskiler alıyorum
    Alıp yıldız yapıyorum
    Musiki ruhun gıdasıdır
    Musikiye bayılıyorum

    Şiir yazıyorum
    Şiir yazıp eskiler alıyorum
    Eskiler verip musikiler alıyorum

    Bir de rakı şişesinde balık olsam

    ORHAN VELİ KANIK


    FENA ÇOCUK

    mektepten kaçıyorsun,
    kuş tutuyorsun,
    deniz kenarına gidip
    fena çocuklarla konuşuyorsun,
    duvarlara fena resimler yapıyorsun
    bir şey değil,
    beni de baştan çıkaracaksın,
    sen ne fena çocuksun.

    ORHAN VELİ KANIK


    KAPALIÇARŞI

    Giyilmemiş çamaşırlar nasıl kokar bilirsin,
    Sandık odalarında;
    Senin de dükkanın öyle kokar işte.
    Ablamı tanımazsın,
    Hürriyette gelin olacaktı, yaşasaydı;
    Bu teller onun telleri,
    Bu duvak onun duvağı işte.
    Ya bu camekandaki kadınlar?
    Bu mavi mavi,
    Bu yeşil yeşil fistanlı...
    Geceleri de ayakta mı dururlar böyle?
    Ya bu pembezar gömlek?
    Onun da bir hikayesi yok mu?
    Kapalıçarşı deyip geçme;
    Kapalıçarşı,
    Kapalı kutu.

    ORHAN VELİ KANIK


    HÜRRİYETE DOĞRU

    Gün doğmadan,
    Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
    Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
    İçinde bir iş görmenin saadeti,
    Gideceksin
    Gideceksin ırıpların çalkantısında.
    Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
    Sevineceksin.
    Ağları silkeledikce
    Deniz gelecek eline pul pul;
    Ruhları sustuğu vakit martıların,
    Kayalıklardaki mezarlarında,
    Birden
    Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
    Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
    Bayramlar seyranlar mı dersin,
    Şenlikler cümbüşler mi?
    Gelin alayları, teller, duvaklar,
    Donanmalar mı?
    Heeey
    Ne duruyorsun be, at kendini denize:
    Geride bekliyenin varmış, aldırma;
    Görmüyor musun, Her yanda hürriyet;
    Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
    Git gidebildiğin yere...

    ORHAN VELİ KANIK


    EHRAM

    Ey aşılmaz dağların ardında,
    Ulaşılmaz beldelerden uzak,
    Hasretin dallarını tutan sak,
    Mavi, sonsuz bir takın altında!

    Ey gülüşü sabahlardan güzel,
    Dünyası düşüncelerden geniş!
    Ey göğsünde ilahi geriniş,
    Ruyalarıma hükmeden güzel!

    Nerde iğinlen dalından yere
    Portakalların düştüğü çardak,
    Kadehe duyarak değen dudak,
    Sevgile bakan göz, gecelere;

    Yanmış ruhu titreyen ilahi,
    Yapraklarda billurlaşan seher;
    Nerde cam kokan tahta testiler,
    Geyik sesiyle çınlıyan vadi?

    Yaldız dallarda çiçek yerine
    Yıldız açmaz mı artık ağaçlar,
    Yanmaz mı bin ruya ile saçlar
    Kapanıp günün eteklerine?

    Ey gülüşü sabahlardan güzel
    Dunyası düşüncelerden geniş!
    Ey göğsünde ilahi geriniş
    Ruyalarıma hükmeden güzel!

    Hakikate olmaz mı acap ram
    Yıllardır beslediğim düşünce?
    Çıkılmaz dağlardan da mı yüce
    Hasretlerin tırmandığı ehram?

    ORHAN VELİ KANIK


    ANLATAMIYORUM

    Ağlasam sesimi duyar mısınız,
    Mısralarımda;
    Dokunabilir misiniz,
    Göz yaşlarıma, ellerinizle?

    Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
    Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
    Bu derde düşmeden önce.

    Bir yer var, biliyorum;
    Her şeyi söylemek mümkün;
    Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
    Anlatamıyorum

    ORHAN VELİ KANIK