Ormanlar yok olursa ne olur

Konusu 'Soru Bankası' forumundadır ve Bahar tarafından 11 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. Ormanlar yok olursa neler olur

    Endonezya, dünyada ormanları en hızlı tahrip eden ülkelerden birisi. Endonezya devletinin tahminlerine göre, her yıl bir milyon hektarın üzerinde yağmur ormanı yok ediliyor!’
    Pat diye konuya girmek denilen şey bu olsa gerek, üstelik binlerce kilometre ötelerden, bir yağmur ormanından adım atarak.
    Şimdi, Endonezya ormanlarının yok olması da nereden çıktı dediğinizi duyar gibiyim, hatta içinizden, ‘bizim ülkemizde her yıl bir milyon hektarın üzerinde yağmur ormanı yok olmuyor, çünkü ülkemizde yağmur ormanları yok’ diyerek teselli bulanlarınız olduğunu da tahmin edebiliyorum ama işler hiç de tahmin ettiğiniz gibi değil!
    Doğu Karadeniz’de yağmur ormanlarımızın bulunduğunu söyleyerek konumuza devam edelim.
    ‘Yağmur ormanları dolayısıyla ormanlar ve ağaçlar neden bu kadar önemli?’ diye düşünen okurlarımız da olabilir.
    Onlar için de üşenmeden araştırdığım, bulduğum bir düzine mantıklı ve bilimsel nedeni sıralamaya başlayayım.
    *Doğal çevre, tüm canlıların uyum içinde yaşadıkları bir ortamdır. Ormanlarda tüm bitki, hayvan ve mikroskobik canlılar uyum içinde yaşarlar. Çevreyi oluşturan canlı halkalardan birinin yok olması, diğer canlıların da olumsuz etkilenmesine yol açar. Örneğin, ormanların yok olmasıyla; ormanlarda yaşayan canlı türleri yok olur, hava kirliliği artar, yağışlar azalır ve erozyon yani toprak kaybı artar. Sonrasında da kıyamet senaryoları diyebileceğimiz bir düzine zincirleme sonuç devreye girer!
    *Tek bir canlı türü olarak ağaç ve ağaç türlerinin bir araya gelerek meydana getirdiği ormanlar, yaşamın ana kaynaklarından birisidir. Ormanların yanına koyabileceğimiz diğer önemli yaşam kaynakları ise, toprak, hava, su ve güneştir.
    *Ormanlar, toprak, hava, su ve güneş (tahta, toprak, su ve ateş), birbiriyle ayrılmaz bir bağlantı içerisindedir.
    *Yaşamın devam edebilmesi için, bu dört unsurun bağlantılarının kopartılmaması, oranlarının bozulmaması gerekmektedir.
    *Ormanlar yok olursa, dünyamızın akciğerleri ya da filtresi devreden çıkmış olur. Karbon emisyonu artar, oksijen üretimi azalır. Yağış rejimleri ve iklim özellikleri alt üst olur.
    *Ormansızlaşmış, yeşil örtüsünü yitirmiş coğrafi alanlar, yağışların serbest akışını ve sürükleyici enerjisini engelleyemeyeceği için, verimli üst toprakların süratle kaybolmasına yol açacaktır (erozyon). Erozyonun şiddetlenerek devam etmesi halinde ise, toprakların büyük bir bölümü yakın bir gelecekte çöl olacaktır. (Soil and Water Conservation Engineering, 2006:459-467).
    * Ormanlar yok olursa, havaya karışan sanayi atıkları olan karbon, kükürt ve azot gazlarının absorbe edilmesi mümkün değildir. Üstelik bu gazların sülfürik asit ve nitrik asit bileşikleri olarak, korunmasız toprağa yağması, içme suyu kaynaklarını, gölleri, barajları, tarım alanlarını zehirlemesi, tarihi kalıntıları, son kalan ağaçları eritmesi, ağaç köklerini zehirlemesi gibi bir dizi sonucun da, korku filmi efekti gibi insanlığın üzerine çökmesi kaçınılmaz olacaktır.
    *Ormanlar ya da ağaçlar; SO2 yani kükürtdioksit, O3 (ozon), PAN (peroxyacetylnitrate), NOX (azot oksitler), CO (karbonmonoksit), CO2 (karbondioksit) vb gibi zehirli gazları filtre etmekte, ortamdan uzaklaştırarak, bu zehirli gazların yerine oksijen vermektedir.
    *Bir dönümlük ormanlık alan, 6 ton karbondioksit emerken, 4 ton oksijen açığa çıkartır.
    *Karayolu çevresine dikilen tek bir akçağaç; 60 mg kadmiyum, 140 mg krom, 820 mg nikel ve 5200 miligram kurşunu absorbe eder.
    *Büyükçe bir şehir parkı bir günde; 20 kilo toz, 4 kilo azot oksit, 2.5 kilo sülfürdioksit, 1 kilo karbonmonoksit ve 50 kilo karbon emerek, havayı temizler.
    *Sokaklardaki ağaçlar, havadaki zararlı partikülleri yüzde 60 oranında azaltırlar.
    *Sadece 300 ağaç, bir kişinin yaşamı boyunca açığa çıkardığı kirlilik miktarını nötr hale getirir.
    *200 milyon ağaç, 33 milyon ton karbondioksiti absorbe ederken, ekonomiye 4 milyar dolarlık enerji tasarrufu sağlar.
    Bu faydalara, şunu da eklemek istiyorum; ABD’de Teksas A&M Üniveristesi’nde yapılan bir labortauvar araştırmasında, stres altındaki hastalara ağaçlar izletildi ve 5 dakika gibi kısa bir sürede kan basınçlarının ve kas gerginliklerinin değiştiği, streslerinin kaybolduğu gözlendi.
    İşte böylesine önemli görevleri olan ağaçlar ne yazık ki, kent ve beldelerde, site ve apartmanlarda, iş bilmez, bilgisiz, yarı eğitimli, okumayan, araştırmayan, öğrenmek için çabalamayan yöneticiler (!), bina görevlileri (!), bahçıvanlar (!) tarafından, birer ikişer, üçer beşer, bazen de onlarca olmak üzere yok edilmekte, çöp tenekelerine yığılmakta, üstelik hiçbir yetkili tarafından da en ufak uyarı bile almadan, gönül rahatlığıyla katliamlarını sürdürebilmektedirler.
    Ne yazık ki ulus olarak, ağaçlarla, doğayla bir türlü barışmayı, iletişim kurmayı beceremedik. Ağacı, ya ormanlık alanda mangal yakarken ateşi tutuşturacağımız çalı çırpı olarak gördük, ya evimize gereksiz gölge yapan bir canlı türü olarak belledik, ya da araçlarımızın üzerine kuş pislikleri ve yaprak döken kesilmesi gereken bir düşman!
    Bu konuda abarttığımı düşünmüyorum. Birkaç yıl önce, doğuda bir yerlerde, şirin bir bölgedekii yüzlerce ağaç, üzerine kuşlar konuyor, konan kuşlar da vilayet binasının çatısını kirletiyor diyerek, yörenin en üst düzey yerel yöneticisinin emri ile kesilmiş, ortamdan uzaklaştırılmaları başarılmıştı (!)
    İstanbul Beyoğlu’nda, İstiklal Caddesi’ni süsleyen dört yüzden fazla yetişkin ağaç, işyerlerinin önünü kapatıyor diyerek bir gecede ortadan kaldırılmıştı.
    Ağaçtır bu, gölge verir, kuş konar, yaprak döker, serin tutar, havayı temizler, tozu emer. Zaten bunun için yaratılmış, yaşadığımız dünyaya bu amaçla konumlanmış. Ağzı yok, dili yok, üzerine yürüsen kaçacak yeri yok. Ateşe versen, atacağı çığlığı, duyacak kimse yok. Ama bu görevini yaptığı için yok edilmesi gereken bir düşman olarak görülmesi de ancak bizim gibi bir ülkeye mahsus olmalı!
    Böylesi bir kültürün mirasçıları olarak, ‘çok şükür, bunlara rağmen elde avuçta yine de ağaçlar ve ormanlar var’ diye teselli bulduğumu itiraf etmek istiyorum.
    Bir de üzerine bindiğimiz dalı hep birlikte kestiğimizi yeniden hatırlatmak!
    Sanırım, dünyamızın oksijen deposu görevini yapan, iklim özelliklerine doğrudan etkisi olan, 50 sene içerisinde tümüyle yok olması beklenen yağmur ormanlarının da neden bu kadar önemli olduğunu, siz okurlarımıza aktarabilmiş oldum!