Osman Bey'in Nasihati

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Elif tarafından 4 Mayıs 2014 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Sürekli Osmanlıca'yı konuşuyoruz değil mi? Bu durum sadece bu coğrafyada yaşadığımızdan, onların torunu oluşumuzdan kaynaklanmıyor şüphesiz. Osmanlı aynı zamanda, toplum olarak gün geçtikçe daha çok farkına vardığımız, fark ettikçe önemini hissettiğimiz değerlerin temsilcisi, istikamet sahibi bir hanedan, Allah için mücadele eden, adil ve müslüman bir devlet duruyor karşımızda.

    Devletin kurucusu Osman Gazi'nin ne kadar dindar bir hükümdar olduğuna dair kaynaklarda birçok rivayet vardır. En meşhuru da, Şeyh Edebali'nin evinde kouk olduğu ve duvarda asılı Kur'an-ı Kerim'e hürmeten sabaha kadar yatamamasıdır. Osman Bey'in ölüm döşeğinde iken, oğlu ve devletin ikinci hükümdarı Orhan Bey'e vasiyet ettiği rivayet edilen şu sözler de, onlardaki İslami şuurun delilidir:

    "Senden dileğim, zulüm ve fenalığa iltifat etmemendir. Dünyayı doğrulukla şenlendirmeli ve benim ruhumu da cihada devam ederek şad eylemelisin. Dini hükümlerin intizamla yapılması için ilim adamlarına hürmet et. Asker ve mal ile gururlanma.

    Padişahlığın mayası adalettir. Şer'i adalete aykırı şeylere heveslenme. İstediğimiz Allah dinidir. Yoksa dünya padişahı olmak için kuru mihnetlerle kavga etmek maksadını gütmüyoruz. Ben yalnız din maksadıyla hareket ettiğim gibi, senin de bu maksatla benim yolumdan gitmen yaraşır. Allah'ın yardımının yabancısı olan padişah için, saltanat adı efsane kalır. Allah'ın lütfuna yakın olmak için sen de gece gündüz halkı korumaya çalış."
    Osman-Bey-in-Nasihati.jpg