Osmanlı Devleti'nde Yönetim Şekli

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Elif tarafından 20 Aralık 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Türkiye Selçuklu Devleti'nin bir uç beyliğiyken zamanla büyüyüp bir devlet haline gelen Osmanlılarda devletin başında Osmanlı soyundan gelen bir padişah bulunmaktaydı. Padişahlar, devletin tek hakimiydi. Askeri, idari, mali ve hukuki konularda son söz padişaha aitti. Osmanlılarda yönetim İslam hukukuna dayanıyordu. İslam hukukuyla ters düşmemek üzere padişah kanun koyma hakkına sahipti. Osmanlı Devleti'nde padişahlık babadan oğula geçmekteydi. Bazen, Osmanlı Ailesinin diğer erkekleri de padişah olurdu. Buna ''saltanat'' adı verilmekteydi. Hutbe okutmak, para bastırmak, sancak, taht ve davul gibi egemenlik sembolleri vardı. Osmanlı Devleti'nde devlet meselelerinin görüldüğü en önemli kurul ''Divanıhümayun''du. Divanıhümayun'da idari, siyasi, adli meseleler görüşülür ve karara bağlanırdı. Bunun yanında askeri nitelikteki davalara bakılır ve halkın şikayetleri dinlenirdi. Divanıhümayun'a belli bir süre padişah daha sonra da sadrazam başkanlık etmişti. Bu durum divan üyelerinin görüşlerini daha rahat dile getirmelerine sebep olmuştu.

    Osmanlı Devleti'nde 19. yüzyıla gelindiğinde Divanıhümayun’un yerini bakanlıklar almıştı. Ayrıca yönetim şeklinde de birtakım değişiklikler olmuştu. Bu değişikliklerin ilki 1839’daki Tanzimat Fermanı ile yaşanmıştı. Bu ferman, Osmanlı'da demokrasi hareketleri açısından önemli bir adımdı. Düzenleme ve düzeltme anlamına gelen Tanzimat Fermanı, Osmanlı Devleti’nin siyasi ve sosyal yapısının düzeltilmesi amacıyla ilan edilmişti.
    Tanzimat Fermanı’yla padişah, kendi yetkilerini sınırlamıştı. Bu fermana kendisinin de uyacağını belirtmesi ''kanun üstünlüğünü'' kabul ettiğini gösterir. Böylece padişahın üstünde bir kanun gücü olduğu kabul edilmiş ve bu da Osmanlı Devleti’nde anayasal hareketlerin başlangıcı olmuştu.

    Osmanlı Devleti’nde yönetim alanındaki en önemli değişikliklerden biri de meşrutiyetti. 1876’da ''Kanuniesasi'' adındaki anayasanın ilanıyla meşrutiyete geçilmişti. Meşrutiyet, hükümdarın mutlak hakimiyet haklarını halkın seçtiği bir meclisle paylaştığı bir yönetim şekliydi. Meşrutiyetle birlikte halk ilk defa az da olsa yönetime katılma hakkı kazanmıştı. Osmanlı Devleti’nin ilk anayasası oluşturulmuş, saltanat devam ettiği gibi padişahın eski yetkileri de varlığını sürdürmüştü. II. Meşrutiyet’le (1908) halka birtakım hak ve hürriyetler tanınmıştı. II. Meşrutiyet’le padişahın yetkileri kısıtlanmış ve vatandaşlık haklarında önemli bir gelişme yaşanmıştı.