Osmanlı Zamanında Okur Yazar Oranı

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Nehir tarafından 2 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Osmanlı Döneminde Okur Yazar Oranı

    Türkiye’de harf devriminin okuma yazma oranını artırdığı iddia edilir. Bu bir bakıma doğrudur. Çünkü Latin harflerini okuyup yazanların oranında büyük artışlar olmuş Harf devriminden bu zamana kadar okuma yazma seferberliklerinin artmasıyla nüfusun tamamına yakını okuma yazma öğrenmiştir.

    Devrimin yapılma gerekçelerinden biri Cumhuriyetin ilan edildiği yıllarda okuma yazma oranının yüzde 10’un çok altında olduğu iddia edilir. Fakat İttihat ve Terakki hükümetinin savaş öncesi yaptığı bir araştırmaya göre nüfusun yaklaşık yüzde 30-40’ı okuma yazma bilmektedir. 1895 yılına ait Osmanlı istatistiklerine göre bu sayı yüzde 60’a yakındır. Çünkü ülkenin her tarafına açılan sıbyan ve mahalle mekteplerinde çocuklara okuma yazma öğretilirdi.

    OSMANLI’DA İLKÖĞRETİM II. MAHMUT’LA ZORUNLU HALE GELDİ

    II. Mahmut döneminde ilköğretimin mecburi tutulmasıyla özellikle sıbyan mekteplerinin sayısı artırılmıştır. Bu mekteplerde dini eğitimin yanı sıra okuma yazma da öğretilirdi. Aydın Talay “Sultan Abdulhamit” adlı eserine göre Abdülhamit döneminde hemen hemen bütün mahalle ve köylere sıbyan mektebi açılmıştı.

    Bu okullarda eğitim genelde dört yıl olup kız ve erkek karışık öğrenim görürlerdi. Osmanlı’da sağlıklı bir nüfus sayımı yapılamadığı için kadınların yüzde kaçının okuma yazma bildiğini tespit etmek zordur. Fakat Çorum sancağında ki nüfus sayımı bize bazı değerlendirmeler yapmamıza imkan verecektir. 1892’de sancakta yapılan nüfus sayıma göre toplam nüfus 116.700 olup, bu nüfusun yüzde doksan beşi Müslümanlardan oluşmaktadır. Çorum’un bu tarihlerde toplam 5 kazası 163 köyü bulunmaktadır. Sıbyan mekteplerinin sayısı ise 151’dir. Fransız araştırmacı Vital Cuinet Çorum’a yaptığı bir gezide bu ilk mektepleri gezmiş kız ve erkek öğrencilerin birbirine yakın sayıda olduklarını söylemiştir. İskilip kazasında 14 sıbyan mektebinin bulunduğu bu okullarda eğitim gören öğrenci sayısının yaklaşık 1000 civarında olduğu düşünülürse okuma yazma oranının şehirde yüzde 30-40 civarında olduğu görülecektir.

    HARF İNKILABI KARIŞIKLIK DOĞURDU

    Cumhuriyet kurulduktan sonra 1928 Harf devrimine kadar okuma yazma öğretilmesi noktasında bir çalışma yoktur. Harf devriminden sonra okuma yazma kursları açılarak okullarda, kurslarda ve askerlikte öğretilmeye çalışılmıştır.

    Okur yazarlık oranını anlayabilmek için dergi ve gazete tirajlarına bakmak gereklidir. 1908-1914 arası çıkan gazete ve dergi sayısı 801’dir. Tiraj ise yaklaşık yüzbin dolaylarındadır. 1920-1925 yılları arsında dergi ve gazete sayısı 252’ye düşecek okur sayısı ise 40 binlerde kalacaktır. 1928 sonrasında ise gazete ve dergi sayısı toplam 50’lere düşecek okur sayısı 20 bine yaklaşacaktır.

    Latin alfabesine geçişin gerekçelerinden biri de Türkçenin Arap alfabesinin fonetiğine uymadığıdır. Mahmut Nedim Paşa, Ahmet Vefik Paşa, Ali Suavi gibi devlet adamları ve aydınlar 1900’lerden önce Latin alfabesine geçilmesi çağrısında bulunmuşlardı. Meşrutiyetin ilanından sonra pozitif fikirleri ile bilinen Ahmet Rıza ve Dr. Abdullah Cevdet benzer tartışmaları gündeme getirmişlerdi. Eğitim isteminin mimarlarından Münif Paşa Latin alfabesinin Türkçenin yapısına uymadığı gerekçesiyle Arap alfabesine dayalı ayrık yazı sistemini geliştirmişti.

    Birinci Dünya Savaşı sırasında birkaç Latin alfabesiyle yazılmış gazete ve dergi çıksa da okuyucu kesim tarafından pek rağbet görmemişti.

    Harf Devrimi bütün okullarda Latin alfabesiyle eğitim yapılmasını zorunlu tutmuş, okullarda Arap harflerinin öğretilmesini yasaklamıştı. İmam Hatip ve İstanbul Darülfünuna bağlı ilahiyat fakültesi kapandıktan sonra iki üniversitenin birkaç öğrenciye eski yazıyı öğretmesi dışında toplumun hafızasından bu yazı türü silinmeye çalışılmıştı.