Osmanlıda Klasik Batı Müziği

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Elif tarafından 9 Mayıs 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Osmanlı Edebiyatında Klasik Batı Müziği

    Osmanlı İmparatorluğunun klasik batı müziğiyle belgelendirilebilen ilk ilişkileri, İstanbul'un fethinden aşağı yukarı bir yüzyıl sonra başlar. 1453'te Fransa Kralı I. François, Kanuni Sultan Süleyman'ın politik yardımına teşekkür ederken, İstanbul'a bir de orkestra gönderir. Bu ilk karşılaşma, maalesef Avrupa müziğinin bizdeki geleceği açısından çok kötü olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman şahsen bu müzikten hazzetmesine rağmen, bütün enstümanları yaktırarak, müzisyenleri gayet kıymetli hediyelerle Fransa'ya geri gönerdi. Hareketinin sebebi, bu tarz müzüğin Türk ordusunu savaş şevkine ve kahramanlığına olumsuz tesir ederek, onu yumuşatacağından çekinmesine bağlanabilir. Hatta padişah, Fransa Kralı'nın orkestrayı bu maksatla göndermiş olduğunu dahi zanneder. Batı müziğinin itibarını kaybetmesine rağmen. Osmanlı Padişahlar, bilhassa saraydaki düğünlerde halkı eğlendirmek için, Avrupa'dan topluluk davet ederler. Atmeydanı'nda savaşan veya Arab dansları icra ettiği bilinen toplulukların Fransız bale grupları olduğu tahmin edilebilir. Mesela, Esma Sultan'ın kölelerinin 1562'de Atmeydanı'nda bunlara benzer mitolojik konulara dayanan bie nevi pantomim balesi icra ettiğine dair belgeler mevcuttur. Esma Sultan, Sultan III. Murad'ın kızkardeşi ve Sokullu Mehmet Paşanın eşidir.

    XVII. yüzyılda vezir-i azam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Edirne'ye Sultan IV. Mehmed Han'ın oğullarının sünnet düğünü ve kızı Hatice Sultan'la vezirlerden Mustafa Paşanın düğünü vesilesiyle Venedik'ten bir opera topluluğu davet etmek ister. Fakat maalesef, zamanın darlığı, bu planın uygulanmasını engelelr. İngiltere Kraliçesi, Sultan III. Murat'ın eşine bir org hediye eder. Orgcunun katı Osmanlı protokülüne göre, padişaha sırtını dönmesi mümkün olmadığından, ancak iradeyi seniyye ile padişah huzurunda org çalabilir.

    XVIII. yüzyılın ilk yarısında, Sultan II. Ahmed'in Paris sefiri Yirmisekiz Mehmed Çelebi Efendinin sefaretnamesi 1737'de İbrahim Müteferrika tarafından yayınlanır. Paris'te Saray Operası'nda bir temsilin detaylı (Lully'nin bir operası) kültürlü çevrelerin ilgisini çeker. Sultan 2. Selim'in St.Petersburg elçisi de opera temsillerinden bahsedince, yüzyılın sonunda Sultan 3. Selim zamanında Topkapı Sarayı'nda ilk opera sahneye konulabildi.

    Sadece yabancı kaynaklardan bazı bilgiler edinilebilmekle beraber, 18. yüzyılda çalgılı müziğin de saray girmiş olduğu tahmin edilebiliyor. Vaktiyle, şüphesiz bütün kiliselerde org ve diplomatik misyonlarda klavsen bulunurdu. 1786'da İstanbul'da üç ay ikamet eden Lady Elizabeth Craven'in ricası üzerine kendisine bir kuyruklu piyano ve bir arp tahsis edilmişti. Aynı asrın henüz başında, Fransa sefiri M. De Ferriol bir Mevlevi ayinini seslendirmiş. Johann Sebastian Bach'ın çağdışı olması düşündürücüdür. ''Voyage pittores-que de Constantinople'' başlıklı kitabında, ressam Melling iki elçinin kızlarının Sultan 2. Selim huzurunda çalıp, dans ettiklerini ve padişahın Avrupa sanatına gittikçe daha büyük ilgi duyduğunu anlatır.

    19. yüzyılda artık Türkler de Batı müziğiyle uğraşmaya başladılar. Sultan Abdülmecid devrinde piyano çalan ilk kadınlar arasında ünlü bestekar Leyla (Saz) hanımvardır. Bu konuda bilgi edinmemizi sağlayan hatıralarında, yüksek burjuvaziye mensup kızların da Çırağan ve Dolmabahçe Saraylarının meşkhanesinde muzıkay-ı hümayun azasından (yani erkeklerden) ders aldığını yazar. Bayanların tesettüre girerek katıldıkları bu derslere, dansözler ve halayıklar da başı açık olarak katılır. O devirde, Saray'da hanımlardan müteşekkil bir orkestra ve koro da mevcuttur. Üyeleri rolüne göre kadın veya erkek kılığına girerek opera, operet ve bale temsilleri verirlerdi. Saray haricinde Pera'daki Naum Tiyatrosu'nda opera ve operetler sahneye konulurdu. Hatta Sultan Addülmecit bu tiyatronun borçlarını dahi ödemiştir. İlk zamanlarda bütün eserler Fransızca oynanırdı. Sanatçılar çoğunlukla Ermeni, Musevi ve Rumdu. Türkçe ilk opera 1840 yılında oynandı. Dört yıl sonra, ilk Türkçe libretto'yu büyük şair Abdülhak Hamit Bey'in babası Hayrullah Efendi yazdı. 1868'de Güllü Agop, Gedik Paşa Tiyatrosunda Telemaque operasını Türkçe sahneye koydu. Bir yıl sonra aynı yerde Fuzuli'nin Lela vü Mecnun'u üzerine Mustafa Fazıl Efendinin bestelediği ilk Türk operası sahnelendi. 1872'den itibaren Cavalleria Rusticana ve Aida gibi bazı ünlü opera ve operetler daha Paris'te sahneye konulmadan İstanbul'da oynandı. Çünkü, yabancı merkezlerdeki elçilerimiz, en yeni eserleri, İstanbul sahnelerine getirmek için hemen Türkçeye tercüme ediyorlardı.
     

  2. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Cevap: Osmanlıda Klasik Batı Müziği

    Klasik batı müziğinin Osmanlı İmparatorluğundaki tarihi hakkında bilgi..

    Osmanlı'da Klasik Batı müziğinin, kültürümüzü nasıl etkilediğine dair bazı edebi eserleri konunun devamına ekleyelim.

    16. yüzyıl şairlerinden Hayali bir şiirde orgdan bahsediyor:

    Bazen din adamları org tarzında saz çalar
    Bazen evden eve dini şarkılar söyler.


    1837'de İstanbul'da vefat eden şair Avni, o devirde Saray için ısmarlanan ve müzikseverlerin ikiye bölünmesine sebep olan Erard marka kuyruklu piyanolara alaycı mısralar ithaf etmiştir.

    Büyük şair Tehvik Fikret'in bir şiiri şu mısrayla başlar:

    Piyano'yu sever babam


    Leyla Saz Hanımefendi ''Solmuş Çiçekler'' başlıklı hatıratının bir bölümünü piyanosuna hasretmiştir. ''Emektar Piyanom'' nesirden ziyade neredeyse romantik bir manzumeyi andırır.

    Ayrıca edebi eserler arasında, içinde piyano kelimesi iki defa kullanılan en güzel şiirlerden biri Cenap Şahabettin'in 'Yakazat-ı Leyliye' şiiridir.