Oyun İle İlgili Deyimler ve Anlamları

Konusu 'Atasözleri ve Deyimler' forumundadır ve Nehir tarafından 8 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Oyun İle İlgili Deyimler Nelerdir

    *** ayak oyununa gelmek
    kandırılmak.

    *** (birine) oyun etmek
    kurnazlıkla birini aldatmak: “Kendisine oyun ettim diye, benden kuşkulandığı hâlde gene bana başvuruyor.” -O. C. Kaygılı.

    *** çocuk oyuncağı hâline getirmek
    yeteneksiz kimselerin karışmasıyla bir işi değerinden düşürmek.

    *** oyun almak
    oyunda kazanmak, sayı sahibi olmak.

    *** oyun bağlamak
    sp. güreşte rakibe bir oyun uygulayıp onu sonuçlandırmadan beklemek.

    *** oyun bozmak
    1) tasarlanmış bir işi yersiz ve vakitsiz olarak karıştırmak, planları altüst etmek: “Ömer de bizimle idi ama oyunumu bozacağı için sana yüzünü göstermemiştim.” -R. H. Karay. 2) mızıkçılık etmek.

    *** oyun çıkarmak
    sp. oyun oynamak: Millî takım güzel bir oyun çıkardı.

    *** oyun kurmak
    sp. 1) bir yarışmayı kazanmak için belirli bir taktik uygulamak; 2) mec. hile yapmak.

    *** oyun oynamak
    1) birini aldatmak, kandırmak: “Üç aydan beri bana mütemadiyen aynı oyunu oynuyorsunuz.” -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) mec. hile yapmak.

    *** oyun vermek
    oyunda kaybetmek.

    *** oyun yapmak
    sp. 1) güreşte rakibe oyun uygulamak; 2) mec. hile yapmak.

    *** oyuna çıkmak
    oyun için sahneye çıkmak: “Ben ilk defa oyuna çıkıyorum, beyefendi de gelmiş burada allık pudra sürüştürüyor.” -T. Buğra.

    *** oyuna gelmek
    aldatılmak: “Bir oyuna geldin, onuruna yediremiyorsun.” -H. Taner.

    *** oyuna getirmek
    birini tuzağa düşürmek, aldatmak: “Orada da Arif denilen hergele bizi oyuna getirdi.” -M. Ş. Esendal.

    *** oyuna kurban gitmek
    bir hile, düzen sonunda zarara, iftiraya uğramak: “Yakalanan bir komşunun garazına yahut bir el birliğine yahut da bir oyununa kurban gitmiştir.” -S. F. Abasıyanık.

    *** oyunu almak
    oyunu kazanmak.

    *** oyunun kurallarını bilmek
    yapılan işlerin nasıl, kimler tarafından ve hangi ilişkilerle sonuçlandırıldığına ilişkin bilgisi olmak: “oyunun kurallarını baştan beri bilen biri olarak şimdiye kadar sömürülmemiştim.” -T. Uyar.