Paragrafın Boyutunu Belirleyen Özellikler Nelerdir

Konusu 'Ödevmatik' forumundadır ve Demir tarafından 1 Mayıs 2014 başlatılmıştır.

  1. Paragrafın Boyutunu Belirleyen Özellikler

    Paragraf cümlelerden oluşur ve her paragrafın kendine göre bir boyutu yani uzunluğu vardır. Paragrafın boyutu (uzunluğu), işlenen duygu, düşünce veya olayın kapsamına göre değişir. Bir yönüyle işlenen nesne veya olay kısa bir paragrafla anlatılabilir. Makale, fıkra, deneme gibi düşünce yazılarında düşünceler daha çok yoğunlaştırılmış bir şekilde verildiğinden paragraflar pek uzun olmaz. Ancak hikâye, roman gibi hacimli eserlerde paragraflar daha uzun olabilir. Bunun yanında nesne, olay veya durum, kısaca obje yer, zaman ve kişi gibi farklı özelliklerle işlendikçe paragrafın boyutu da değişir.

    Paragrafın boyutunu belirlemede temel etken yazardır. Çünkü paragrafın uzunluğu ile işlenen metin ve bu metinde ele alınan konu arasında doğrudan bir ilgi vardır. Bu ilgiyi yazar ortaya koyar.

    Annem kapıya gelenlere, önce, aç olup olmadıklarını sorardı. Dilencilere ekmeğimiz varsa ekmek, paramız varsa para verirdi. Hiç değilse bir fincan kahve içirirdi. Bir şeyimiz yoksa tertemiz bir bardak soğuk su verirdi, bir de gözlerindeki teselliyi!

    Bu paragrafta yazar, annesinin bir niteliğini anlatmaktadır. Annesinin bir yönü üzerinde durduğu için bu paragraf, anlatılanlara göre boyut kazanmıştır. Yazar, paragrafta annesinin, kapısına gelenleri eli boş göndermediğini yani çok cömert olduğunu anlatmıştır. Bunun için de paragraf kısadır. Görüldüğü gibi bu paragrafta boyutu konu ve yazarın tavrı belirlemiştir.

    Diş çürümesinin, alınan besin türleriyle çok yakından ilgisi vardır. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Norveç ve İtalya’da çocuklardaki diş çürümesinde belirgin bir azalma gözlenmiştir. Buna karşılık, savaş yıllarındaki yetersiz beslenme sonucu iskorbüt ve beriberi gibi hastalıklarda bir artış kaydedilmiştir. Savaşın bitimiyle, Norveç ve İtalya’ya yapılan dış yardımlar sayesinde lüks sayılabilecek şeker, çikolata ve nişastalı besinlerin tüketimi savaş öncesindeki düzeye ulaşınca, diş çürüğü oldukça yaygınlaşmış ve bugün birçok Avrupa ülkesinde belli başlı hastalıklardan biri hâline gelmiştir.

    Bu paragrafta yazar, bilimsel bir konu üzerinde durmuştur. Paragrafta diş çürümeleri ile besin türü arasındaki ilgiden söz edilmektedir. Diş çürümeleri ile besinler arasında ilginin olduğu düşüncesi II. Dünya Savaşı ve sonrası örnek gösterilerek anlatılmıştır. Savaş sırasında yokluk nedeniyle şeker, çikolata ve nişastalı besinler az tüketilmiş, dolayısıyla diş çürümeleri azalmıştır. Savaştan sonra bu besinler artığından diş çürümelerinde de bir artış yaşanmıştır.

    Bu parçada paragrafın boyutu ele alınan düşünceye göre değişmiş, ortaya biraz daha uzun bir paragraf çıkmıştır. Çünkü sanatçı, düşüncesini daha belirgin hâle getirmek için örneklendirmeye başvurmuş ve düşüncelerini daha anlaşılır hâle getirmiştir.