Peygamber Efendimizin Fedakarlık Örnekleri

Konusu 'Dini soruların cevapları' forumundadır ve Nehir tarafından 9 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. Peygamber Efendimizin Fedakarlığı

    Allah rizasi icin birlik icinde hareket etmek, muminlerin zorluklar karsisinda basari elde etmesinde onemli bir imani sirdir. Muslumanlarin tarih boyunca yasadiklari olaylara baktigimizda da zorluk ve sikintilarin hep bu sekilde asilabildigini goruruz. Basta Allah'in tum insanlara ornek kildigi Peygamberimiz Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ve sahabeler olmak uzere, Muslumanlar bu ahlaki en guzel sekilde yasamis, gosterdikleri ustun tesanud ve fedakarlik ornekleriyle Islamiyet'in ve Kuran ahlakinin tum dunyaya yayilmasina vesile olmuslardir.

    Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), gonderildigi musrik toplumu, o gune kadar yasadiklari sapkin inanclarini terk etmeye ve yalnizca bir olan Allah'a kulluk etmeye cagirmistir. Resul-u Ekrem Efendimiz, bu tebligi sirasinda cok buyuk zorluklarla karsilasmistir. Islam ahlakinin toplumda yayginlasmasinin kendi menfaatlerini zedeleyecegini dusunen musrikler, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'e ve inananlara karsi birlik olmus, ellerindeki tum imkanlari kullanarak buyuk bir mucadele yurutmuslerdir. Atalarinin sirk dinini degistirmeyi kabul etmemis, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'e tuzaklar kurmaya yeltenmislerdir. Resulullah'tan nefislerine uygun ayet getirmesini istemis, O'nu oldurmeye, yasadigi yerden surmeye ya da tutuklamaya kalkismislardir. Allah'in Resulu'nun tebliginin insanlar uzerindeki etkisini onleyebilmek icin, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'e delilik, buyuculuk, akil yetersizligi, dogru sozlu olmamak, sairlik gibi asilsiz iftiralarda bulunmuslardir. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) inkarcilarin sozlu ve fiili olarak yaptiklari tum bu iftira ve saldirilara karsi cok ustun bir sabir ve tevekkul gostermis, onlara hep Kuran ahlakiyla karsilik vermistir. Allah'in indirdigini hicbir degisiklige ugratmadan, hic kimsenin cikarini hesap etmeden, sadece Allah'tan korkup sakinarak hareket etmistir. Yapilan tum tehditlere, baskilara ve cikarilan zorluklara ragmen, dini teblig etmeye devam etmistir. Inkarcilara karsi verdigi bu mucadelenin yani sira, beraberindeki Muslumanlarin her turlu sorumlulugunu da birinci dereceden kendisi ustlenmistir. Onlari bir yandan tehlikelerden korurken, bir yandan da din ahlakini teblig ederek cevresindeki tum insanlari egitmistir.

    Kuskusuz Resulullah'in bu ustun ahlaki, tum Muslumanlar icin cok onemli bir ornektir. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in, en zor sartlarda iken bile oncelikle dinin menfaatlerini, Muslumanlarin rahatini, guvenligini ve huzurunu on planda tutmasi, O'nun sahip oldugu ustun fedakarlik anlayisini gostermektedir. Savaslarin en kizistigi, Allah'in Muslumanlari aclik, yokluk, hastalik gibi sikintilarla denedigi bir ortamda Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), Muslumanlara karsi cok buyuk duskunluk gostermis, onlari merhamet ve sefkatle koruyup kollamistir.

    Sahabeler de Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in bu ustun fedakarlik anlayisini kendilerine ornek alip, maddi manevi her konuda ustun bir ahlak sergilemislerdir. Bu fedakarlik ruhuna dayanan birlik ve beraberlikleri sonucunda buyuk bir kuvvet elde etmis, Allah'in rahmetiyle inkar edenlere ve musriklere karsi buyuk zaferler kazanmislardir. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) doneminde cok kucuk bir topluluk olan Muslumanlarin sayisi giderek buyuk bir yukselisle artmis, Islamiyet tum Arap Yarimadasina yayilmistir.

    Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) herseyden once nefsinden yana buyuk fedakarliklarda bulunmus, iman edenlerin dunya ve ahiret menfaatleri icin kendi nefsinden feragat etmistir. Kuskusuz Islam ahlakini yeni ogrenmekte olan kimselerin egitimi, cogu zaman buyuk ozveriler gerektirmistir. Kuran'in cesitli ayetlerinde gerek Bedevi olarak adlandirilan gocebe kimselerin gerekse de kalpleri imana henuz yeni isinmakta olan kisilerin cahilce tavirlarindan bahsedilmektedir. Kuran'da yer alan bu ayetlerden bazilari soyledir:

    Bedeviler, dedi ki: "Iman ettik." De ki: "Siz iman etmediniz; ancak "Islam (Musluman veya teslim) olduk deyin. Iman henuz kalplerinize girmis degildir. Eger Allah'a ve Resûlu'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hicbir seyi eksiltmez. Suphesiz Allah, cok bagislayandir, cok esirgeyendir." (Hucurat Suresi, 14)

    Bedeviler inkar ve nifak bakimindan daha siddetlidir. Allah'in elcisine indirdigi sinirlari bilmemeye de onlar daha 'yatkin ve elverislidir.' Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 97)

    Cevrenizdeki bedevilerden munafik olanlar vardir ve Medine halkindan da nifaki aliskanliga cevirmis olanlar vardir. Sen onlari bilmezsin, Biz onlari biliriz. Biz onlari iki kere azaplandiracagiz, sonra onlar buyuk bir azaba dondurulecekler. (Tevbe Suresi, 101)

    Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) cevresindeki insanlarin cahilce tavirlarina daima en guzel sekilde, Kuran ahlakiyla karsilik vermistir. Kuran'da Resulullah'in bu ustun ahlaki soyle bildirilmektedir:

    Ve suphesiz sen, pek buyuk bir ahlak uzerindesin. (Kalem Suresi, 4)

    Andolsun, sizin icin, Allah'i ve ahiret gununu umanlar ve Allah'i cokca zikredenler icin Allah'in Resûlu'nde guzel bir ornek vardir. (Ahzab Suresi, 21)

    Bir insanin cevresindeki kimselerin kimi zaman cahillikten, kimi zaman ise art niyet, kotu ahlak ya da zalimlikleri nedeniyle sergiledikleri bozuk tavirlara karsi sabir gosterebilmesi, tum bunlara en guzel ahlak ile karsilik verebilmesi buyuk bir fedakarlik ornegidir. Ozellikle de kisinin hakli oldugu, hakkinin yendigi, haksizliga ugradigi durumlarda bu hakkindan vazgecebilmesi buyuk bir ustunluktur. Kimi zaman cahillik icerisinde olan kimseler, bu ustun ahlaki takdir edemeyebilir ya da farkina bile varamayabilirler. Ancak bu ahlaki yalnizca Allah'in rizasini kazanabilmek icin yasayan derin iman sahipleri, affetmenin, sabir gostermenin, alttan almanin nefse en zor geldigi durumlarda bile nefislerinden feragat ederler. Resul-u Ekrem Efendimiz de cevresindeki insanlarin kotu niyetli tavirlarina karsi, Allah rizasi icin kendi nefsinden yana fedakarlik gostermis, daima onlari dogru olana tesvik edip islah etme yolunu tercih etmistir. Allah, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in muminlere karsi olan bu duskunlugunu, fedakarligini ve guzel ahlakini ayetlerde soyle bildirmektedir:

    Allah'tan bir rahmet dolayisiyla, onlara yumusak davrandin. Eger kaba, kati yurekli olsaydin onlar cevrenden dagilir giderlerdi. Oyleyse onlari bagisla, onlar icin bagislanma dile ve is konusunda onlarla musavere et. Eger azmedersen artik Allah'a tevekkul et. Suphesiz Allah, tevekkul edenleri sever. (Al-i Imran Suresi, 159)

    Andolsun size, icinizden sikintiya dusmeniz O'nun gucune giden, size pek duskun, mu'minlere sefkatli ve esirgeyici olan bir elci gelmistir. (Tevbe Suresi, 128)

    Sozlesmelerini bozmalari nedeniyle, onlari lanetledik ve kalplerini kaskati kildik. Onlar, kelimeleri konulduklari yerlerden saptirirlar. (Sık sık) Kendilerine hatirlatilan seyden (yararlanip) pay almayi unuttular. Iclerinden birazi disinda, onlardan surekli ihanet gorur durursun. Yine de onlari affet, aldiris etme. Suphesiz Allah, iyilik yapanlari sever. (Maide Suresi, 13)

    Hazreti Aise'den rivayet edilen bir hadis-i serifte Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in bu guzel ahlaki "…Resullullah baskalarini nefsine tercih ederdi." sozleriyle ifade edilmistir. Hazreti Huseyin'den rivayet edilen bir hadis-i serifte ise alemlere rahmet olarak gonderilen Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in fedakar ahlaki soyle anlatilmaktadir:

    Babama Resullullah'in oturusunu sordum, soyle buyurdu: "Allah Resulu ancak zikir uzerine otururlardi. Belli yerleri kendisine tahsis etmedigi gibi, boyle yapmaktan insanlari da sakindirirdi. Bir meclise vardiginda, nerede meclis bitmisse (bos yer var ise) o noktada oturur ve sahabilere de boyle davranmalarini emrederdi. Kendisiyle oturan herkese payini verirdi. Onunla oturan hic kimse, Resullullah'in katinda kendisinden daha ustunu oldugu kanaatine varmazdi. Kim Resullullah ile oturursa veya bir ihtiyacini Hazreti Peygamber'den almak icin kendisine giderse, Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ona karsi sabreder, o Peygamberi birakip gidici olurdu. Kim Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'den bir ihtiyacini isterse ya o ihtiyaci yerine getirir veya tatli soz soyleyerek onu geri gonderirdi. Onun guler yuzu, guzel ahlaki, o insanlari zengin kilmisti.