Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) Hilmi ve Yumuşak Huyluluğu

Konusu 'Hz Muhammedin Hayatı' forumundadır ve Elif tarafından 24 Haziran 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) Hilmi ve Yumuşak Huyluluğu


    Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) nefsi için hiçbir zaman kızmaz, düşmanlarını ve rakiplerini affetme yolunu izlerdi. Her durumda sakinliğini korur ve hiçbir olayda aşırı heyecana kapılmazdı. Hoşa gitmeyen bir durumla karşılaşınca sabır gösterir, tahrik edici durumlarda soğukkanlığını korurdu. Vakarı ve ağırbaşlılığı hiçbir zaman terketmezdi. Kusurlara karşı bağışlayıcıydı. Bütün bunlar Efendimiz'in hilminin ve yumuşaklığının göstergesiydi. Efendimiz en fazla ev halkına karşı bu hal üzereydi. Bu durumu Resulullah'ın hizmetçisi Enes (radıyallahu anh) şöyşe anlatmıştır:

    ''Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi vesellem) bana bir şeyi yapmamı emrettiğinde, o işi yapmakta gevşek davrandığım veya hiç yapmadığım zaman beni azarlamazdı. Şayet Ehl-i beyt'ten biri beni azarlayacak olursa da, 'Onu bırakın! Eğer bu işin yapılması takdir edilseydi elbette olurdu' diye onları bundan menederdi.''

    Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) hizmetkarına o kadar yumuşak huylu davranmıştır ki on sene hizmet etmesine rağmen, yaptığı bir şeyden dolayı ona, ''bunu niçin böyle yaptın?'', yapmadığı bir şey için de ''Bunu niçin söyle yapmadın?'' dememiştir. Öyle ki Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) küçük Enes'i bir gün bir ihtiyaç için dışarı gönderir. Küçük Enes, dışarıda çocukları görünce işe gitmeyi bırakıp onlarla oynamaya başlar. Hz. Resulullah yolda Enes'i oynarken görür. Ynaına yaklaşır. Başını okşar. Sever. Gülümseyerek, ''Enescik gittin mi?'' diye sorar. Gülümseyen nur yüzü ve ''Enescik'' diye şefkat hitabı Enes'i rahatlatır, ''Hemen gidiyorum'' deyiverir.

    Hz. Peygamber zevcelerine karşı da en üstün anlayışla muamele ederdi. Peygamber hanımlarının bazen kendi aralarında çekiştikleri oluyordu. Bu durumlarda her zaman itidali korur ve eşlerine kızıp onları incitmezdi. Bir defasında Hz. Hafsa (radıyallahu anha) Resulullah'a ve sahabilerine bir yemek yapmıştı. Bu duurm Aişe (radıyallahu anha) annemizi kızdırdı. Çünkü Hz. Aişe de yemek hazırlamıştı.Hz. Hafsa yemeği koyarken Hz. Aişe hizmetçisini göndererek Hafsa'nın dengesini bozdu. Böylelikle Hafsa sofrayı düşürdü. Yemek döküldü ve tabak kırıldı. Hafsa (radıyallahu anha) mahcup bir halde oradan ayrıldı. Sonra Hz. Aişe kendi hazırladığını Resulullah'a gönderdi fakat Allah Resulü durumu anlamıştı. Kırılan tabağı bir araya getirdi. Hz. Hafsa'nın dökülen yemeğini kendi eliyle topladı. Ondan yedi ve sahabilere yedirdi. Hz. Aişe'nin yemeğini ve tabağını ise Hafsa'ya teşekkür amaçlı göndererek onun mahcubiyetini giderdi. Bu sefer Hz. Aişe mahcup olmuştu. Fakat o hak ettiğini düşündüğü gücenmenin izini Resulullah'ın yüzünde görmediğinden o da memnun oldu. Böylelikle büyük huzursuzluğa sebep olabilecek bir olay Efendimiz'in hilmi ve yumuşaklığı ile aşıldı.

    Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) bu güzel ahlakının bir yansıması da bedevilere karşı sergilediği tutumlardı. Zira bedeviler çölün zorlu şartlarında yetişen, medeniyetten uzak yaşayan kimselerdi. Aralarında sahabilerin tahammülünü zorlayan ''mescide abdestini bozan'' veya '' çekiştirerek ve bağırarak Resulullah'tan erzak isteyen'' kimseler de olurdu. Çoğu zaman bedevilerin bu kaba davranışlarına hiddetlenen sahabilerini Resulullah engellemişti. Bir defasında bedevi öyle çekiştirmişti ki Resulullah'ın hırkası yırtılmış, boynunda hırkanın sert yakasının izi kalmıştı. Peygamberimiz'in amcası Abbas benzer durumlardan dolayı Efendimiz'e bir taht hazırlanmasını istediyse de şu cevabı aldı:

    ''Hayır! Allah beni içlerinden alıp huzura kavuşturuncaya kadar aralarında duracağım. Varsın ökçelerime bassınlar, elbisemi çekiştirsinler, kaldırdıkları tozlar beni rahatsız etsin!''

    ''Muhakkak ki Allah rıfk sahibidir ve rıfkı (yumuşak söz ve davranışı) sever.''
     

  2. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Cevap: Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) Hilmi ve Yumuşak Huyluluğu

    Hilim kelimesi ''sabırlı, hazımlı ve ağırbaşlı olmak'' anlamlarına gelir. Bir ahlak olarak hilim ''insanlar arası ilişkilerde bağışlayıcı, hoşgörülü ve medenice davranmayı sağlayan ahlaki erdem'' demektir.