Peygamberimiz insanları İslam'a davet etmeye neden öncelikle yakın çevresinden başlamış kısaca

Konusu 'Hz Muhammedin Hayatı' forumundadır ve Nehir tarafından 6 Aralık 2015 başlatılmıştır.

  1. Hz. Muhammed insanları İslam'a davet etmeye neden öncelikle yakın çevresinden başlamış kısaca

    Hz. Muhammed’e ilk vahyin gelmesinin ardından vahiylere bir süre ara verildi. Peygamberimiz Hira Mağarası’ndan döndüğü bir başka gün yeniden Cebrail’in sesini duydu. Bunun üzerine Hz. Muhammet evine dönerek yeniden istirahat için uzandı. Bu durumun ardından “Ey bürünüp sarınan (Resulüm)! Kalk ve (insanları) uyar. Sadece Rabb’ini büyük tanı. Elbiseni tertemiz tut. Kötü şeyleri terk et. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma. Rabb’inin rızasına ermek için sabret.” şeklinde ilk vahiyler indirildi.
    Bu ayetlerle birlikte Hz. Peygamber2den insanları İslam dinine davet etmesi istenmekteydi. Hz. Muhammet insanları İslam’a davet etmeye ilk önce yakın akrabalarından başladı. Bu iş için öncelikle çok yakın olduğu dost ve akrabalarını seçti. Çünkü onlara daha fazla güveniyordu. İslam’a davet edilerek bu dini ilk kabul edenler il olarak eşi Hz. Hatice, yakın arkadaşı Hz. Ebu Bekir, amcasının oğlu Hz. Ali ve azatlı kölesi Hz. Zeyd oldu.
    İslam’a davet etme işi üç yıl kadar devam etti. İnsanlar hızla İslamiyet’i kabul etmeye başladılar. Bu davetlerin sonunda İslamiyet’e inananların sayısı kırk oldu.

    Peygamber (s.a.s.) Efendimiz ilk üç yıl halkı gizlice İslâm’a dâvet etti. Yalnızca çok güvendiği kimselere İslâm’ı açıkladı. (62) Başta Hz. Ebû Bekir olmak üzere, Hak dini kabul etmiş olanlar da, el altından güvendikleri arkadaşlarını teşvik ediyorlardı. Bu üç yıl içinde Müslümanların sayısı ancak 30′a çıkabildi. Bunlar ibâdetlerini evlerinde gizlice yapıyorlardı.

    Peygamberliğin dördüncü yılında (614 M.) inen: “Sana emrolunan şeyi açıkca ortaya koy, müşriklere aldırma”. (el-Hicr Sûresi, 94) anlamındaki âyet-i celile ile İslâm’ı açıktan tebliğ etmesi emrolundu. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) halkı açıktan İslâm’a dâvete başladı.

    Harem-i Şerif’e gidip kendisine inen âyetleri açıktan okuyordu:

    “Ey insanlar şüphesiz ben, göklerin ve yerin mülk (ve hâkimiyetine) sâhip ve kendinden başka hiç bir tanrı olmayan, dirilten ve öldüren Allah’ın sizin hepinize gönderdiği Peygamberiyim. O halde Allah’a, ümmî nebiy olan Rasûlune-ki O’da Allah’a ve O’nun sözlerine inanmıştır,- imân edin, O’na uyun ki doğru yolu bulmuş olasınız…” (el-A’raf Sûresi, 158) diyerek onları İslâm’a dâvet ediyordu.

    Açık dâvetin başlamasından sonra, halkla daha kolay temas edebilmek için Rasûlullah (s.a.s.), kendi evinden, Safâ ile Merve arasında işlek bir yerde bulunan “Erkam”ın evine taşındı. Bir çok kimse bu evde İslâm’la şereflendiği için bu eve “Dâr-ı İslâm” denildi.(64/1)