Peygamberlere İman Nedir

Konusu 'Dini Bilgiler' forumundadır ve Nehir tarafından 8 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Peygamberlere İman Ne Demektir

    Peygamber’in asıl anlamı haber getirip bildiren olmakla beraber, inanç bahsinde, terim olarak, Allahu Taala’nın buyruklarını ve yasaklarını insanlara tebliğle görevlendirilip gönderilen zat demektir. Cenab-ı Hakk’ın emirlerini bu seçkin zatlara, bir melek getirir. Onlar da, yükümlülük ölçüsüne göre, bunları ya kavmine, ya da bütün beşeriyete ulaştırma görevini yaparlar. Peygamber, eğer, kendisine ayrıca bir Semavi kitap gönderilmemiş, yeni bir şeriatı ümmetine tebliğ yerine daha önceki bir peygamberin görevlerini adeta devam ettirmekle görevli ise, ona: NEBi denilir. Allah tarafından yeni bir KiTAP ve yeni din kuralları ile vazifelendirilmiş olan peygamberlere de: Resul, MÜRSEL sıfatı verilmiştir. Peygamber sözcüğü genel olarak hem nebiler, hem de resüllar hakkında geçerlidir. Kur’an-ı Kerim’de ayrıca Allah Elçileri (Peygamberler) hakkında: Beşir (Sevinçli haber getiren, müjdeci) ve Nezir (uyarıcı, korkutucu) sıfatları da kullanılmıştır (Özellikle Hz. Peygamber için).

    Peygamberlerin sayısı konusunda bir rakam vermek hatalı olabilir. Ama Cenab-ı Hakk’ın dünya tarihi boyunca, Son peygamber Hz. Muhammed‘i gönderinceye kadar binlerce peygamber yolladığı şüphesizdir. Kur’an’da adları geçen peygamber sayısı 25 olup ayrıca peygamber veya veli oldukları üzerinde sonra da görüş ayrılığı beliren 3 zatı da bu sayıya katmak mümkündür.

    Allah’ın kelamından öğrendiğimiz peygamberler şunlardır:
    Adem, İdris, Nuh, Hud, Salih, Lut, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub, Yusuf, Şuayib, Musa, Harun, Eyyub, Davud, Süleyman, Zülkifl, İlyas, El-Yesa, Yunus, Zekeriya, Yahya, İsa, Muhammed.

    Peygamber ya da veli oldukları tartışılanlar da şu üç zattır:
    Uzeyr, Lokman, Zülkarneyn.

    Peygamberlik bir Tanrı vergisidir. Çalışmakla elde edilmemiştir. Cenab-ı Hakk, kimleri bu yüksek aşamaya layık görmüşse onlara nebilik, yahut mürsellik vazifesini ihsan eylemiştir. Görünüşte peygamberler de, bizler misali, yiyip içen, gezip dolaşan, beşeri görevler yapan kişilerdir. Onların da çoluk çocukları olmuştur. Dünyada bazen, hatta bir çok defa diyebiliriz, peygamberlerin musibetler, belalarla karşılaştıklarını bilmekteyiz. Fakat Ahirette, en yüksek makamlar, en yüce dereceleri Allahu Taala, onlara ayırmıştır. Ümmetlerine de onların yararı dokunacaktır. Özellikle Hz. Muhammed Mustafa, Mahşer gününde kendi ümmetine şefaat edecek, onların Cehennem azabından kurtulmaları için Allah’a yalvaracak, günahlarının bağışlanması niyazında bulunacaktır. Alemlere rahmet olarak gönderilen efendimizin imanla son nefeslerini teslim edenleri kurtaracağı en güzel ümittir.

    Peygamberler, en güzel niteliklere sahip üstün insanlardır. Onlardan her biri ahlak olgunluğunun, kusursuz davranışların zeka üstünlüğünün örnekleri olmuşlardır. Özellikle onlarda şu beş nitelik kesin olarak mevcuttur:
    a. Sıdık: Bu sıfat doğruluk, gerçeklik, içten bağlılık, anlamlarını kapsamış olup onların sözlerinde, davranışlarında gerçekten, istikametten ayrılmadıklarını ifade eder. Sıdkın karşıtı kizb (yalan)dır. Hiç bir peygamberden yalan söz ve hareket sadır olmaz.
    b. Emanet, emniyet: Peygamberler ister peygamberlik görevleri konusunda, isterse başka hususlarda olsun, daima, güvene, güvenilmeye layıktırlar. Asla onlar itimadı kötüye kullanmamışlardır. Onlardan hiç bir zaman kötü niyete dayalı bir tutuma, bir hainliğe tesadüf edilemez.
    c.Fetanet: Zihin açıklığı, zeka üstünlüğü, çabuk ve iyi anlama yeteneği gibi özellikleri belirleyen Fetanet aynı zamanda güçlü görüş, yerinde oy kullanabilmeye de delalet eder. Bütün peygamberde bu ayrıcalıklar vardır. Onlarda gafillik, ince duygulardan yoksunluk düşünülemez.
    d. İsmet: Arılık, günahlardan uzak durmak, iffetli anlamlarında kullanılan ismet kelimesi daha çok tek sözle masumluk ifade eder. Gerçekten bütün peygamberler her türlü sapıklıktan korunmuşlardır. Cenab-ı Hakk’ın korumasıyla masumdurlar. Gizli – açık günahları yoktur. En yüce ve imrenilmeye değer karakter, peygamberlerdedir. Ve nihayet
    e. Şeriatı tebliğ: Peygamberlerin en büyük ve önemli görevlerinin başlarında emr olundukları şeriatlarının hükümlerini, hiç değiştirmeden olduğu gibi, ümmetlerine bildirmek gelir. Onların, zaten, kendilerine Allah tarafından vahyolunan buyrukları ve yasakları unutmuş olmaları, ya da en ufak bir biçimde değiştirmeleri hayal bile edilemez. Ne için gönderilmiş, ne ile qörevlendirilmiş iseler, sadece onu yerine getirmişlerdir.

    Peygamberlerin bazıları bir tek çevre halkına, bir kabile veya klana gönderilmişlerdir; onlar da sadece bir bölgenin, yahut bir soyun insanlarının ahiret mutluluğunu, üstlenmişlerdir. Ama büyük peygamberler, kendilerine kitap gönderilenler, mürseller bütün insanlık alemini kucaklayan dinleriyle herkese doğru yolu göstermekle, herkesi dinlerine davetle vazifelendirilmişlerdir. Hz. Musa, Hz. İsa ve özellikle son peygamber, Allah’ın sevgili kulu ve resulu, Hz. Muhammed kıyamete kadar hükmü sürecek olan İslam dinini, bütün beşeriyete öğretmek ve açıklamakla görevlendirilmişlerdir.

    Peygamberlere iman etmek, İslam dininde, imanın altı şartından biri olmak itibariyle farzdır. Onlar arasında bir tekini dahi ayırıp ona inanmadan vazgeçilemez. Müminler bütün peygamberlere inanmakla mükelleftir. Ancak son peygamber Hz. Muhammed ve son din de İslam dini olduğu için, Müslümanlar, elbette Hz. Muhammed‘i üstün tutmakta ve asıl O’na bağlanmakta haklıdırlar.