Protoplazma Nedir?

Konusu 'Biyoloji' forumundadır ve Chanyeol tarafından 14 Temmuz 2016 başlatılmıştır.

  1. Chanyeol

    Chanyeol Süper moderatör Yönetici

    Protoplazma

    Protoplazma, çekirdek ve sitoplazmadan meydana gelen saydam ve canlı hücrelerin metabolizma olaylarının gerçekleştiği yerdir. Protoplazma terimi ilk defa 1835 yılında canlılardaki gerçekleşen bütün yaşam süreçlerinden sorumlu olan madde anlamına gelecek şekilde kullanılmıştır. Günümüzde ise protoplazma terimi sadece sitoplazmayı ve çekirdeği ifade etmek için kullanılır. Protoplazma biraz gerçek solüsyon biraz da kolloidal bir sistemdir. Birçok maddenin içinde eridiği ortam sudur. Aynı zamanda su kolloidal sistemin dağıtma fazı olduğu için birçok erimez maddenin de içinde dağıldığı dağıldığı bir sıvı faz oluşturur. Suyun içinde oluşan fazı ise proteinler, nukleik asitler gibi katı molekülleri ve sıvı yağlar oluşturur. Başlangıçta dağılmış halde olan faz daha sonra devamlı olarak ve süngerimsi bir yapıda ağ oluşturur. Su ise bu esnada küçük damlalar halindedir. Protoplazmanın kimyasal yapısı organik ve inorganik bileşikler olarak iki ana gruba ayrılır. İnorganik bileşikler su, tuzlar/asitler/bazlar ve gaz olarak üçe ayrılır. Organik bileşikler ise karbohidratlar ve türevleri, yağlar ve türevleri, proteinler ve türevleri, nukleotidler ve türevleri olarak dörde ayrılır.

    Organik Bileşikler

    Karbon atomları arasında veya karbon hidrojen atomları arasında yer alan karbon bileşikleridir. C atomunun O atomuna bağlanması nedeniyle CO2 ve CO3 iyonları bileşikler organik sayılmaz. C atomları, birbirleriyle dörtlü şekilde bağlar yapabildiği için halka şeklinde dev makromoleküller oluşturabilir.

    Karbonhidratlar ve Türevleri

    C, H, ve O atomlarından meydana gelen bileşiklerdir. C atomu sayısına göre C3 Trios, C4 Tetros, C5 Pentos, C6 Hexos, C7 ise Heptos olarak adlandırılır. Benzer yada aynı tipte iki adet basit şekerin birbirine uç uca bağlanarak bir mol su kaybetmeleri ile çift şekerlerden olan sükroz ve laktoz oluşur. Birbirine benzer yada birbirinin aynısı olan kimyasal ünitelerin birleşmesi sonucu ortaya büyük moleküller çıkar. Bu kimyasal olaya polymerizasyon adı verilir. Ünitelerin polymerizasyon sonucu ortaya çıkardığı son ürün ise polymer olarak adlandırılır. basit şekerler ve çift şekerler suda çok kolay eriyen, polysakkaridler ise suda çok zor eriyen karbohidratlardır. Polysakkaridler de basit şekerlerin polymerleridir. Hayvansal hücrelerdeki en önemli polysakkarit glikojen ilken bitkisel hücrelerdeki ise selülozdur. Karbonhidratlar depolanarak enerji oluştururlar. ayrıca şeker ve bal gibi tat verirler.

    Yağlar ve Türevleri

    Yağlar da karbonhidratlar gibi C, H ve O atomlarından oluşur ancak yağ moleküllerindeki O atomu sayısı karbonhidratlara oranla daha azdır. Basit yağlar, steroidler, bileşik yağlar ve karotinoidler olarak dört grup altında incelenir. Basit yağlar da kendi içinde iki gruba ayrılır. Nötr yağlar yağ asitlerinin gliserin ile verdikleri esterlerdir. Nötr yağların her bir molekülü, bir molekül oranda gliserol ve 3 molekül oranda yağ asidi içerir. Doğadaki bütün yağ asitleri çift sayıda C atomuna sahiptir. Bir yada daha çok çift bağa sahip yağ asitleri doymamış yağdır. Doymamış yağlar oda sıcaklığında sıvı formda, doymuş yağlar ise katı formdadır. Mumlar ise yağ asitlerinin gliserin daha büyük moleküllü alkollerle verdikleri esterlerdir. Steroidler cinsiyet ve adrenal hormonları, D vitamini ve kolestrol gibi maddelerdir. Bileşik yağlar alkol ve yağ asitlerine ilave olarak diğer bileşikleri de kapsarlar. bileşiklere yağlara örnek olarak fosfat içeren fosfolipidler, karbonhidrat ve azot içeren glikolipidler ve çeşitli proteinlerle bağlı lipoproteinlerdir. Karotinoidler ise Bazı boya maddelerinde veya pigmentlerde bulunur. Yağların başlıca görevleri arasında yüksek oranda enerji vermeleri gelir. Deriye yakın birikme ve vücut ısısını koruma özelliklerinden dolayı izole edicidir. böbrek gibi bazı organları çevreleyerek korur. Suya dayanıklıdır, suda erimezler. Hücre zarının yapısında yer alarak zarın tanıma ve taşıma gibi birçok işlevine dahil olurlar.

    Proteinler ve Türevleri

    Proteinler amino asitlerin polymerleridir. Tek bir protein molekülünde bile binlerce amino asit yer bulunur. Bir protein molekülünde bir amino asidin amino grubu, komşusundaki karboksil grubu ile bağlanır oluşan bağa peptid bağı denir. Bu bağlanma ile bir molekül su açığa çıkar. Proteinler basit ve bileşik proteinler olarak iki gruba ayrılır. Basit proteinlerin hidrolizi sonucu sadece amino asitler açığa çıkar. Bileşik proteinlerde basit proteinler ile prostetik adı verilen diğer bir grup ile birleşmiştir. Bunlar protein ve nükleik asidin birleşiminden nükleoproteinler, protein ve karbohidratın birleşiminden glikoproteinler, protein ve lipidlerin birleşiminden lipoproteinler, protein ve pigment maddesinin birleşiminden kromoproteinlerdir.

    Nukleotidler ve Türevleri
    Bir nukleotid molekülü 3 alt üniteden oluşan moleküler komplekstir. Bu üniteler organik fosfat grubu, pentos şeker ve azotlu bazdır. Organik fosfatlar olarak adlandırılan bu fosfat grupları inorganik bir madde olan fosforik asidin türevleridir. Azotlu baz bir nükleotidin azotlu bazı, C ve N atomu içeren halka şeklindedir. Nukleotidler aynı zamanda hücrede 3 temel fonksiyonu olan moleküler komplekslerin yapı taşlarıdırlar. Bunlar enerji taşıyıcılar, koenzimler ve genetik sistem komponentleridir. Enerji taşıyıcılar, nukleotidlerin fosfat uçlarına bir veya iki ilave fosfat grubu bağlayabilme özelliğine sahip bir maddedir. Koenzimler belli bir enzimle birlikte iş yapan taşıyıcı bir moleküldür. Genellikle nukleotidlerin azotlu baz kısımlarının yerini bir vitamin türevi alır. Genetik sistemler binlerce nukleotid ünitesinin polymerizasyonu sonucu oluşan polinukleotidlerdir. Nukleotidlerin riboz yada deoksiriboz serisinden geldiği için iki ayrı tipte incelenir. Riboz nukleotidlerinden oluşan bir polimer RNA olarak, deoksiriboz nukleotidlerinden oluşan polimer ise DNA olarak adlandırılır.