Rahime Hatun'un hayatı Kısaca

Konusu 'Hakkında bilgi' forumundadır ve Ceren tarafından 8 Haziran 2014 başlatılmıştır.

  1. Ceren

    Ceren Süper moderatör

    Osmaniye’nin Kaziyeler Köyü’nden olan Rahmiye Hanım 9 Tümenin 1920 yılında Fransızlar ile yaptığı muharebeye müfrezesiyle katılmıştı. Başlıca görevi, keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktı. Osmaniye yakınındaki demiryolu tünelini o patlatmıştı ve bölgedeki düşmanın cephane ikmalini büyük sekteye uğratmıştı. 1920’de Fransızlara karşı harekete geçildiği sırada askerlerde bir duraksama olunca “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz?” demiş ve aynı muharebede ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında şehit olmuştu.

    Rahmiye Hatun


    Osmaniye işgale uğrayınca, Hüseyin Ağa'nın millî kuvvetlerine katılmak için müracaat eden Rahmiye Hatun'a Hüseyin Ağa'nın,

    "Bacım! Bu, er işidir, sen cephe gerisinde belki daha yararlı olursun" demesi üzerine:

    "Vatanın savunmasında hepimiz eriz. Düşman toprağımıza ayak basmış, harîm-i ismetimizi kirletmek istiyor. Elim silah tutarken ben nasıl savaşmam" cevabını vermiştir.

    Cenup Cephesi'nde 9. Tümen kuruluşunda ki gönüllü müfrezenin komutanı olarak görev yaptı. Tümenden aldığı bir emirle Osmaniye’deki müstahkem Fransız karargâhına taarruz edecek olan bu müfreze, 1920 senesinin 1 Temmuz sabahında harekete geçti. Tayyar Rahmiye müfrezesini ustaca bir tertiple yavaş yavaş hedefe doğru ilerletti. Fakat bir an geldi ki, artık ilerlemeye imkân kalmadı. Çünkü Fransız karargâhı çok iyi tahkim edilmiş ve bol silâhla müdafaa edilmekteydi. Duraklayan çetesini harekete geçirmek, yeni bir taarruz hızı verebilmek için sarf ettiği bütün gayretleri boşa çıktığını gören bu kahraman Müslüman–Türk kadını şiddetli düşman ateşine rağmen ayağa fırlayarak:

    “–Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olmanıza rağmen yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz!” diye bağırdı.

    Erkeklerin gururuna dokunan bu söz ve jest, ruhları sararak kahramanlık hislerini kamçıladı ve hücum yeniden başladı. Yağmur gibi yağan düşman ateşi, bu hücumu bir an olsun durduramamıştı. Karargâh binasını saran çember gitgide daralıyordu. Tayyar Rahmiye, karargâh kapısına on adım kala şehit oldu. Tayyar Rahmiye'nin şehit olmasıyla birlikte emrindekiler daha da hırslanmışlar ve Fransız karargâhını zapt etmişlerdir.

    Tayyar Rahmiye adını:

    Hasanbeyli civarında ki muharebeler sırasında ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileri atıldığından dolayı kendisine “Tayyar (uçan ) Rahmiye” lakabı verilmiştir.