Şaban Ayında Oruç Tutmanın Sevabı Nedir?

Konusu 'Dini soruların cevapları' forumundadır ve Nehir tarafından 30 Mayıs 2014 başlatılmıştır.

  1. Şaban Ayında Oruç Tutmanın Fazileti

    Resul-i Ekrem (s.a.v), Şaban ayında oruç tutmaya birkaç nedenden dolayı önem vermiştir.
    Recep ve Ramazan ayları arasında kalan bu aydan, insanların gafil olmalarıdır. İnsanlar, haram aylara ve Ramazan’a çok değer vermeleri sebebiyle bu ayın faziletinden gafildirler. İnsanların çoğu Recep ayında oruç tutmanın, Şaban ayında oruç tutmaktan daha faziletli olduğunu düşünüyor. Hâlbuki durum bunun tam tersidir. Konuyla ilgili Hz. Âişe’den (r.anh) rivayet edilen hadis de Şaban ayının, Recep ayından daha faziletli olduğunu ortaya koymaktadır. Resul-i Ekrem’e (s.a.v) Recep ayında oruç tutan bir topluluğun durumu sorulması üzerine,

    “Onlar Şaban ayında neredeler?”
    buyurmuştur. Hadis yukarıda geçmişti.
    Resul-i Ekrem’in (s.a.v), “Recep ve Ramazan ayları arasında kalan bu aydan (Şaban’dan) insanlar gafil kalıyorlar” (Ahmed b. Hanbel) sözü, bizlere şunları hatırlatıyor:

    İnsanlar arasında hiç önem verilmeyen bazı zamanlar, mekânlar, şahıslar, insanların gözünde meşhur olan bazı zamanlardan, mekânlardan, şahıslardan üstün olabilir. İnsanlar meşhur olanlarla ilgilenirken, asıl faziletli olanlar elden kaçabilir.

    Bu sözler bize şunu anlatıyor: İnsanların gafil oldukları anlarda ibadetle meşgul olmak müstehaptır. Ve bu Allah katında çok sevimli ve değerlidir. Bu nedenle seleften bir grup akşam ve yatsı arasını namazla değerlendirir ve, “Bu vakit, insanların gaflette oldukları vakittir” derlerdi. Aynı şekilde gece yarısı da insanların zikirden gafil oldukları vakittir. Konuyla ilgili Resul-i Ekrem (s.a.v),

    “Kulun Rabbine en yakın olduğu vakit, gecenin son bölümüdür. Eğer Allah’ı bu vakitte zikretmeye gücün yetiyorsa bunu yap” (Ebû Davud) buyurmuştur.

    İşte bu sebepten dolayı, Resûlullah (s.a.v) yatsı namazını gece yarısına ertelemeyi istemişti; fakat insanlara ağır gelmesinden korktuğu için böyle yapmadı. Bir defasında Efendimiz (s.a.v) yatsı namazı için ashabının yanına teşrif ettiklerinde onların geç vakitte namaz için beklediklerini görünce,

    “Şu anda sizden başka yeryüzünde bu namazı bekleyen kimse yok” (Buhârî) buyurmuştur.

    Bu hadis, Allah’ı zikredenlerin bulunmadığı vakitlerde zikretmenin ayrı bir faziletinin bulunduğuna işaret etmektedir. Bu nedenle, sokak, çarşı ve pazarda Allah’ı zikretmenin fazileti ile ilgili pek çok hadis ve haber nakledilmiştir.

    Konuyla ilgili bir hadis de şöyledir:

    “Allah şu üç kişiyi sever:
    Birincisi, gece boyunca yol alan bir grup uyumak için başlarını yastığa koyduklarında ve uyku onlara çok tatlı geldiği bir sırada içlerinden kalkıp ibadet eden ve Allah’ın ayetlerini okuyan kişi.
    İkincisi, düşmanla savaşa giden bir toplulukta, arkadaşları hezimete uğradıkları halde, kaçmayıp sabreden ve düşmanla mücadele edip öldürülen kişi.
    Üçüncüsü de bir topluluğun yanına gelip onlardan bir şey isteyen kişiye kimse sadaka vermediğinde, onu tek olarak yakalayarak kendisine gizlice sadaka veren kişi.” (Tirmizî)

    İşte bu üç kişi Allah’a olan dostluklarından ve sevgilerinden dolayı bunları gizlice yapmışlardır. Allah bunları sever, dostluğuna kabul eder.