Şahkulu İsyanı

Konusu 'Tarih konu anlatımı' forumundadır ve Suga tarafından 14 Temmuz 2016 başlatılmıştır.

  1. Suga

    Suga Süper moderatör Yönetici

    Şahkulu İsyanı

    Safevi Saltanat ailesinin bir mensubu olan Hasan Baba, Anadolu’da yaşayan Alevi Türkmenler ile uzun yıllardır münasebet içerisindeydi. Vefatı üzerine yerine oğlu Şahkulu Baba geçmiş, babasının Tekkesinin liderliğini yapmaya başlamıştı. Zamanla itibar gören Şahkulu Baba, nüfuz kazanarak Abdal Baba Tekkesinin liderliğini de üstlenerek Alevi Türkmenler içerisinde öne çıkan bir dini önder (Baba) haline geldi.

    Şahkulu Baba, Anadolu’da yaşayan Alevi Türkmenlerin dini ve sosyal liderliğini üstlendikten sonra Şah İsmail lehine faaliyetler yürüterek gerek kendi tekkesine bağlı olan tebaasını gerekse diğer Alevi Cemaatleri Safevi Devletine ve Şah İsmail’e biat etmeye davet etmeye başladı. Bu durum, Anadolu’daki Türk Birliğinin sağlamaya çalışan Osmanlının devlet politikalarına zarar veriyordu. Şahkulu, bu söylemlerini eyleme dökerek büyük bir isyan hazırlığı içerisine girişti. Saltanat makamının şehzadelerin hâkimiyet mücadelesine girişmesi sebebiyle zayıflamasından istifade ederek kendisine bağlı tebaaya kılıç kuşandırıp isyan hareketi içerisine girdi. Emri altına aldığı kuvvetlerle birlikte Manisa Sancağına giderek saltanat mücadelelerine karışan Şehzade Korkut’un hazinesine saldırdı ve şehzadenin hazinesini ele geçirdi. Şahkulu, ilk isyanında başarılı olunca daha da itibar görerek güçlendi ve isyan hareketine katılan Alevi Türkmenlerin sayısı arttı.

    Şahkulu, emrindeki asilerin sayısı artınca kendisini Şah İsmail’in halifesi ilan ederek çok daha büyük isyanlara ve katliamlara girişti. Manisa’dan sonra Antalya’ya girdi ve Antalya Kadı’sını öldürdü. Ardından Kızılcakaya, Korkuteli, Elmalı, Burdur ve Keçiborlu beldelerine girdi. Bu bölgelerin Kadı’ları öldürerek yerel halk üzerinde katliamlar gerçekleştirdi. Giriştiği isyan hareketiyle Kütahya’ya kadar ulaşan Şahkulu, isyanın bastırılması için üzerine gönderilen Osmanlı Kuvvetlerini de mağlup edince isyan daha da pervasızlaştı. Kütahya’yı kuşatarak Anadolu Beylerbeyi Karagöz Ahmet Paşa’yı öldürdü (22 Nisan 1511).

    Şahkulu, Kütahya kuşatmasında muvaffak olamasa da Kütahya’dan çekilip Bursa’ya doğru yola çıktı. Osmanlı, İsyanı bastırmak için Subaşı Hasan Ağa komutasında ikinci bir kuvvet daha sevk etmişti. Şahkulu, bu kuvvetlere karşıda galip gelince isyanı bastırmak için doğrudan Vezir-i Azam Hadım Ali Paşa görevlendirildi. Şahkulu, bu esnada Hadım Ali Paşa’dan önce ulaşan Karaman Beylerbeyi Haydar Paşa’yla mücadeleye girişti ve üçüncü Osmanlı Kuvvetlerine karşı da galip gelerek yoluna devam etti. Şahkulu İsyanı ancak Vezir-i Azam Hadım Ali Paşa’nın müdahalesiyle durdurulabildi. Hadım Ali Paşa, isyanı bastırmak için görevlendirilen Şehzade Ahmet’in güçleriyle birleşerek Şahkulu güçlerini Altıntaş mevkiinde dağlık bir alanda kuşattı. Ancak Şehzade Ahmet, İsyanı bastırmak yerine kendisine verilen Yeni Çerilerden, giriştiği saltanat mücadelesinde destek vermelerini ve kendisine biat etmelerini istedi. Emrindeki Yeni Çerilerin bu teklifi kabul etmemeleri üzerine İsyanı bastırma vazifesini reddederek kendi sancağına çekildi. Şehzade Ahmet’in kuşatmada destek vermemesi üzerine Hadım Ali Paşa’nın kuşatmasından kaçmayı başaran Şahkulu ve isyancıları İran’a doğru kaçmaya başladılar.

    Hadım Ali Paşa, kaçan Şahkulu isyancılarını takip ederek Sivas yakınlarındaki Çubukova mevkiinde yetişti. İsyancılar burada Osmanlı Kuvvetlerine güç yetiremeyip mağlup oldular. İsyanın başını çeken Şahkulu bu mücadelede öldürülünce de kargaşaya kapılıp dağıldılar. Ancak Hadım Ali Paşa’da savaş meydanında aldığı ok darbesiyle öldürülünce Osmanlı Kuvvetleri kaçan isyancıları takip edemediler. Osmanlı Kuvvetleri geri çekilince isyancılarda İran’a kaçtılar.

    Şahkulu Baba’nın başını çektiği Bâtıni (Alevi) isyancıları Osmanlı Devletinin merkezi ve bölgesel idarelerine büyük zararlar verip halk üzerine uyguladığı zulümlerle büyük bir sorun oluşturmuş, nihayet isyan bastırılabilmişti. Ancak bu isyan Bâtıni hareketin isyanlarının başını çekti. Devam eden yıllarda Şah İsmail ve Safevi yanlısı Alevi Türkmenler Osmanlı Devleti aleyhine faaliyetler yürütmeye başlamışlardı. Şahkulu İsyanı, Anadolu Alevilerini isyana teşvik etmiş olması hasebiyle bastırılmış olsa da çözülememiş bir sorun olarak uzun yıllar önemini korudu.

    Osmanlı Devleti 1500’lü yılların başında yaşadığı saltanat mücadeleleri nedeniyle hâkimiyeti altındaki bölgelerde otoritesini koruyamamaktaydı. Bu durumdan istifade eden Şah İsmail, Doğu Anadolu bölgesinde yaşayan Türkmenler üzerinde baskı kuruyor, Bâtıni hareketine tabi olan Osmanlı tebaalarını bünyesine katmak için faaliyetler yürütüyordu. Safevilerin uzun süredir içerisinde bulundukları bu tahrikkar faaliyetler Osmanlı için büyük bir sorun haline gelmişti. Yavuz Sultan Selim, saltanat mücadelelerine girişerek muvaffak olunca 1512’de tahta çıktı ve giderek büyüyen ayrılıkçı Bâtınilik hareketine ve Şah İsmail’e karşı büyük bir taarruz hazırlığına başladı.

    Yavuz Sultan Selim, hazırlıklarını tamamlayarak 1514 baharında tarihe İran Seferi olarak mal olan büyük doğu seferine başladı. Bizzat başına geçtiği ordusu 1514 yılı Mart ayında Edirne’den yola çıktı. Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Savaşı’nın yaşandığı Çaldıran Ovasına ulaşması 5 ay sürdü. Zira bu sefer yalnızca İran Seferi için başlatılmamıştı. Osmanlı Hanedanlarının saltanat mücadelesi içerisine girdiği yıllarda Şahkulu isyanı baş göstermiş, bu isyan zaten saltanat mücadeleleriyle zayıflayan Osmanlı Devletini zor durumda bırakmıştı. Yavuz Sultan Selim, saltanat makamına geçtikten sonra hem büyük bir iç mesele olan ve giderek büyüyen Şahkulu İsyanlarının sorumlularını cezalandırmak hem de İsyanların kaynağı olan Şah İsmail’in Osmanlı Toprakları üzerindeki düşmanca tavrını ortadan kaldırmak amacıyla İran Seferini başlatmıştı.