Sanatın doğuşu ve gelişimi hakkında bilgi

Konusu 'Kısa Özet Bilgiler' forumundadır ve Demir tarafından 5 Eylül 2014 başlatılmıştır.

  1. Sanatın doğuşu ve gelişimi

    İdealist felsefenin yorumcularına göre sanat, bilinmeyen bir zaman diliminde insanoğlunun güzellik duygularını 'tatmin' için birden ortaya çıkıvermiştir. Nasıl, ne zaman, nerede.. İdealist yorumcu bunları görmezden gelir. Görmezden gelir çünkü bu sorulara verecek mantıklı bir yanıtı yoktur.

    Sanat, insanlık tarihiyle birlikte oluşma evresine giren toplumsal bir olgudur. İnsanlık tarihinin geçirdiği evrimsel süreci sanat da yaşamıştır. Bu süreç içinde sürdüregelmiştir varlığını.

    İnsanlar grup birlikteliği içinde yaşamaya, birlikte iş yapmaya başladıktan sonra insanlık tarihi hızlı bir gelişim göstermiştir. Bu başlangıç, insana ilişkin her şeyin başlangıcıdır. Dilin, sanatın, inancın, bilimin..

    Sırasıyla el kol, gövde, yüz göz devinimleriyle ilkel bir iletişim dili doğar ilkin. Zaman içinde hayvansal seslenmelere uzanarak işlevi artar iletişim dilinin. Birlikte yaşama, ortaklaşa iş insan beynini hızla geliştirir. Bu gelişmeyle ilişkisi sonucu ellerini kullanmaya başlar insan. Doğadaki taşları, ağaç parçalarını araç olarak kullanmayı öğrenir. Sonra bunların daha kullanışlı benzerlerini yapmayı başarır.

    Diyalektik bir etkileşim işinde sürer gider insanın insan olma süreci. Bu süreç içinde somut olarak ayrımlanan ilk ürün dildir.. İnsanlar deneyimlerini birbirlerine daha kolay aktarabileceklerdir artık. Birikimler gelecek kuşaklara daha sağlıklı bir yolla taşınabilecektir.

    Fizyoloji bilgini Pavlov'un da kanıtladığı gibi ortaklaşa iş insan beyninin yetkinleşmesini, bu yetkinleşmeyse insanın ruhsal dünyasının ortaya çıkmasını sağladı. Sanatın ortaya çıkışı, insanlığın bu dönemine rastlar..