Selamlaşmanın insan içindeki katkıları nelerdir

Konusu 'Zengin Bilgiler' forumundadır ve Ceren tarafından 6 Ekim 2015 başlatılmıştır.

  1. Ceren

    Ceren Süper moderatör

    Selamlaşmanın insan içindeki katkıları nelerdir

    Selâm; esenlik, barış, maddî ve manevî sıkıntılardan kurtulup rahatlamak demektir. Dinî terim olarak selâm; Müslümanların karşılaştıkları zaman, birbirlerine karşılıklı olarak sağlık ve esenlik dileklerini sunmaları, birinin diğerine “Selâmün aleyküm” (Selâm sizin üzerinize olsun, Allah her türlü kazadan ve belâdan korusun) demesi; diğerinin ise: “Ve aleykümü’sselâm ve rahmetullahi ve berekâtüh” (Allah’ın selâmı, rahmet ve bereketi sizin de üzerinize olsun) diyerek birbirlerine yaptıkları duadır. Müminlerin birbirlerine yaptıkları dualar Allah katında çok değerlidir.


    Selamlaşmanın birey ve toplum açısından birçok yararları vardır. Selam vererek karşımızdaki insana ilgimizi, sevgimizi, saygımızı, nezaketimizi gösteririz. Onlar da bize karşılık vererek, aynı güzel duygularla bize karşılık verirler. Bu durum hem bizim, hem de onların mutlu olmasını sağladığı gibi, aramızdaki sevgi ve dostluk bağları güçlendirir. Bu anlamda bize düşen görev selamlaşmayı yaygınlaştırmaktır.

    Selamlaşmanın insana katkıları

    -Selamlaşan toplum birbirini daha iyi tanır ve daha yakınlık kurar

    -Aynı apartmanda oturan kişilerin birbirlerini gördüklerinde selamlaşmaları komşuluk bağlarını arttırır.

    -Selamlaşma bize dost ve arkadaş kazandırır.


    Selamlaşmayla ilgili Hadis

    Bir sahabi Hz. Peygamber (s.a.s)’e: “İslâm’ın hangi işi daha hayırlıdır” diye sorduğunda, Rasulullah şöyle buyurmuştur: “Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selâm vermendir” (Buhari, İman, 620;

    Yine Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuşlardır:“İman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe, olgun bir imana sahip olamazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz; bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selâmı yayınız!...” (Müslim, İman 93. Ayrıca bk. Ebu Davud, Edeb 131; Tirmizî, İsti‘zân 1; İbni Mace, Mukaddime 6, Edeb 11)