Sesi oluşturan organlar hangileridir

Konusu 'Konu Anlatımı' forumundadır ve Demir tarafından 4 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. Sesi oluşturan organlarımız

    Bu sistem veya organlar grubu sesin husule getirilmesinde tek başlarına görev almakta iseler de, gayeye uygun bir ses çıkarılması için bunların beraberce çalışmaları şarttır. Bu sistemlerin üzerinde, bunların beraberce ahenkli çalışmalarını temin için başka bir organ daha mevcuttur. 0 da hemen bilineceği gibi santral sinir sistemi veya kısaca beyin dediğimiz organımızdır. Organizmadaki bütün görev ve ronksiyonları idare eden beyin, kendisinde bulunan işitme merkezi ve konuşma merkezi ile şarkı söylememizde en önemli rolü oynar...
    Ses Organları
    Sesi Oluşturan Organlar

    a) Jeneratör sistem (Respiratuar sistem)
    b) Vibratııvar sistem (Larenks, gırtlak)
    c) Rezanatör sistem (Larenks üzerindeki havalı boşluklar ve organlar).
    Konuşma için lazım gelen adalelerin sinirlerinin çıktığı ve emir aldığı beynimiz aynı zamanda neyin nasıl, ne zaman ve ne şekilde söyleneceğini de ayarlar. Kelimenin müzikalite kazanması, hissi renklere bürünmesi hep onun vazifesidir. Bu bakımdan ses çıkarmada ve bu sesin istenen maksada uygun olmasında bu merkezi sistemi daima ön planda tutmak zorundayız.

    Bu ses çıkarma mekanizmalarını lazım olduğu kadar öğrenmekte lüzum vardır. Fazla ayrıntılara girmeden öğrenilecekler, ses çıkarmak için, şarkı söylemek için kullanılacak organların nelerden ibaret olduğunu öğretmekle kalmaz, bunların nasıl çalıştığını bilmek, çalışma esnasında husule gelecek arızaların düzeltilmesini öğrettiği gibi daha uzun ve daha iyi kullanma çarelerini de beraberinde getirir.


    2.1.1. Jeneratör Sistem
    Konuşma ve şarkı söylemek için larenkste bulunan ses tellerinin (kord vokallerinin) titreşmesinin meydana gelmesi lazımdır. Bu akciğerlerde bulunan havanrn gerekli basınç altında gırtlağa doğru itilmesi ile meydana getirilir.
    Normal şartlar altında, havanın yukarı doğru itilmesi zaten kişinin yaşamasında zorunlu olan solunum için lazımdır. Konıışma ve şarkı söylemede bu itilen hava daha fazla basınçlı ve uygun şartlar altında yukarı doğru itilir.


    Bilindiği gibi akciğerlerimiz soluk alma esnasında hava ile dolarlar. Bu göğüs kafesimizi teşkil eden kaburgaların, kaburgalar arasındaki adalelerin ve bu adalelere kumanda eden sinirlerin sayesindedir. Kaburgaların, göğüs kemiğinin ve omuzların meydana getirdiği bu kemiksel kafes genişlediği zaman, akciğerler de genişler. Burun ve ağız boşluğundan giren hava bu genişlemiş akciğere dolar. Akciğerdeki temiz kan şebekesi bu havadaki bu oksijeni alırken, kana kan şebekesi ile gelen karbondioksit'de bu havaya karışmaya başlar. Bu alış veriş bittikten sonra göğüs kafesi adalelerin yardımı ile daralmaya başlar. Bu daralmayı göğüs kafesini karın boşluğundan ayıran ve diyafragma dediğimiz kalın bir kastan yapılmış membranın kasılması da ilave edilir. Yani kafes ön, arka ve yanlardan daralırken, alttan da sıkıştırılır. Bu şekilde küçülen göğüs kafesi içinde bulunan akciğeri büzer ve bu da onun içinde bulunan havanın, nefes yollarından yukarı doğru sevk edilmesine neden olur. Adeta sıkılan bir süngerde suların fışkırması gibi.


    0 halde jeneratör sistem : kaburgalar, bunlar arasındaki adaleler, bunları işleten sinirler, diyaframa, karın adaleleri, akciğerler, bronşlar ve trakea (ana nefes yolu)ndan meydana gelmiştir.




    Larenks'in Fonasyon sırasında ayna görüntüsü
    Akciğerler, bronşlar, trakea 5 ana nefes yolu
    Bilindiği gibi akciğcrlerimiz çok küçük hava odacıklarından yapı1mıştır(alveol). Bu hava odacıkları hirbirleri ile küçük hava yollarına (Bronşiyol) açılırlar. Bu küçük hava yolları yine birleşerek büyük nefes yolları'na (Bronş) açılır. Büyük nefes yolları da sağ ve solda birer tane olan ana bronşa açılır. Sağ ve soldan gelen ana hronşlar göğüs kafesinin ortasında, iki akciğer arasında birleşerek ana nefes yolu (trakea) denen esas hava kanalını doğurur. Bu da sonunda larenkse, gırtlağa varacaktır. Akciğerlerin dış yüzleri plevra denilen bir zarla sarılmıştır. Bu iki zar arası göğüs boşluğudur ve göğüs kafesi genişler iken burada mevcut olan havasızlık sebebi ile akciğerlerde genişlemeğe iştirak eder.
    Göğüs boşluğu aşağıdan diyaframa ile karın boşluğundaıı ayrılır. Kalın adalelerden yapılmış diyafram yukarı doğru yükselerek akciğerleri alttan sıkıştırır. Karın adalelerinin kasılması da karın organlarını yukarı itmek, diyaframı kuvvetlendirmek sureti ile göğüs kafesinin daralmasına bu şekilde akciğerlerdeki havanın trekeaya ve larenkse Fırlatılmasına neden olur. Nefes alma esnasında göğüs kaFcsi genişlcrkcn, diaüama aşağı iner karın adaleleri dışarı ilerler ve bit şekilde karın boşluğu büyür ve bu
    da göğüs kafesinin aşağı bölgesinin genişlemesine ve akciğerlere fazla hava girmesine neden olur.

    Solunumun Önemi
    Her sanatçı kendine özgü solunum tipine sahip olmayı öğrenir. Solunum basit bir olay gibi gözükür, çünkü bilinçli bir eylem değildir, kendiliğinden oluşur. Ancak "bilinçaltı refleks" karmaşık bir olaydır. Vücudun ihtiyacına göre ayarlanır. Normal olarak konuşurken nasıl soluk alıp vereceğiınizi düşünmeye gerek duymayız ancak şarkı söylerken ya da diğer performanslarda kişinin bilinçli ve etkili bir solunum kontrolünü başarması gerekir.

    Şarkı söylerken yapılan belli başlı solunum hareketleri şunlardır:
    1- Küçük soluk alınarak, ağız fazla açılmadan havayı yavaş yavaş sözlere yaymak gerekir.
    2- Solunum yumuşak yapılmalıdır. Göğüs kafesini hava ile şişirmenin, karın kaslarını yapay olarak harekete geçirmenin hiçbir yararı olmayacağı gibi birçok zararı vardır: Akciğer hastalıkları oluşabilir, yorucu bir söyleme tarzı olduğundan hem fizyolojik yorgunluk, hem ses yorgunluğu görülür, estetik görünüm bozulur. Bunlar daha çok, şarkı söylemeye yeni başlayanların karşılaştıkları sorunlardır.
    3- Solununı refleks olmalıdır. Ses, soluğun hoşaltılmaya başlamasıyla birlikte ağızdan çıkmalıdır. Soluğıı vermeye başladıktan sonra sesin çıkması yani soluğun sesin önüne geçmesi sesi bulanıklaştıracaktır.

    Baştaki Rezonans Boşlukları
    4- Soluk alırken doğrudan akciğerler değil, karın kasları kullanılmalıdır.
    Solunum fizyolojik bir olaydır. Nefes alma ve nefes vermeden oluşur. Nefes alırken hava akciğerlere emilir. Bu emilme diyafram kasının kasılmasıyla gerçekleşir. Normalde kubbe şeklinde duran diyafram, kasılınca düzleşir. Üst kısmındaki göğüs kafesinde yer açılır. Alt kısmındaki karın boşluğunda ise yer daralır. Göğüs kafesi genişleyince akciğerde negatif basınç oluşarak dış ortamdan hava emilir. Karın boşluğıında daralma olduğu içinde karın içindeki organlar dışa doğru taşma eğilimi gösterirler. İşte bu nedenle soluk alırken karın kaslarını gevşeterek bu organlara yer açmak gerekir. Şarkı söylerken esas olay soluk vermedir.


    Soluk, karın kasları kullanılarak verilir. Karın kasları kasılınca karın içi organlar sıkışır ve gevşemiş buldukları diyaframı yukarı doğru iterler. Bu itilme körük gibi akciğerdeki havayı dışarı çıkarır. Bu sırada şarkıcı. göğüs kafesinin alt kısmını geniş olarak tutmaya özen gösterir. Sesin nefesle çıktığı düşünüldüğünde nefesi ayarlayan tüm kasların bir sporcudaki kadar gelişmiş ve esnek olmasının ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Çünkü verilecek hava bazen çok yavaş ve uzun süre olacağından kasların yavaş yavaş kasılması gerekir.
    Normal kişiler ve hatta şarkıcı ve konuşucular jeneratör sistemin bu görevlerinin farkında değildirler. Bu fonksiyon otomatik olarak çalışır. Sadece sporcular ve bazen de hastalık hallerinde doktorlar kişiye bu görevi hatırlatır ve gerekli egzersizleri yaptırırlar.


    Fakat şarkıcılar ve konuşucular bu mekanizmayı en iyi şckilde bilmek zorunluluğundadırlar. Yani bu mekanizmanın bilinçli olarak öğretilmesi lazımdır.
    Göğüs kafesinin genişlemesi ve akciğerleri sıkıştırma (daralma) mekanizması başlıca iki yönle olmaktadır. Göğüs ve karın solunumu kaburgaların aşağı durumdan yatak durumuna geçirilmesi ile göğüs kafesi genişler bu genişleme çoğunlukla ön-arka yönde olur. Kaburgaların aşağıya dönmesi ise bunun aksi bir durum sağlar, yani göğüs kafesi küçülür


    2.1.2. Vibratuar Sistem
    Jeneratör sistemin (Respiratuar sistem) yukarı doğru ittiği hava kitlesi ses çıkarmada önemli bir organ arenkse (gırtlağa) vasıl olur.
    Burada mevcut olan ses tellerinin titreşimi sesin meydana çıkmasında rol oynamaktadır. Larenks gırtlak anatomisinde anlatıldığı gibi kıkırdaklardan meydana gelmiş bir boru gibidir. içlerinde mevcut olan şeritler gerek aşağıdan gelen sıkıştırılmış hava ile kendi kasılmaları ile sesin husulüne neden teşkil ederler. Sesin çıkarılmasında larenks iki şekilde görev almaktadır.
    - Akciğerlerden gelen havanın tazyiki ile, Ses tellerinin kendi elastikiyet ve ağırlığı ile husule gelen titreşim.

    - Doğrudan doğruya beynimizden verilen emirlerin gırtlak sinirleri (Rekürens siniri) vasıtası ile ses tellerini titreştirrnesi.


    Akciğerlerden gelen hava; ses verme durumunda orta hatta yanyana gelerek gırtlağı kapamış, ses tellerini zorlamaya başlar. Aşağıdan gelen hava istenen basınca varınca ses telleri birbirlerinden ayrılır ve bir hava kitlesi yukarı çıkar. Bu esnada alttan gelen tazyik ayrıldığı için ses telleri kendi elastikiyet ve ağırlıkları ile tekrar aşağıya iner ve gırtlağı tekrar kaparlar. Bu saniyede binlerce defa olmak ile ses telleri titrer ve dolayısıyla ses çıkarılmış olur

    2.1.3. Rezanatör Sistem
    1-Hançereden çıkan ses, rezonans boşluğu dediğimiz boşluklarda, yarattığı titreşimlerle zenginleşerek olgunlaşır. Rezonans boşlukları, kafa ve göğüs boşlukları olmak üzere ikiye ayrılır.
    1- Göğüs boşlukları: Özellikle kalın seslerde, bir kemanın gövdesi gibi, sesin kuvvetlendirilmesi göğüs boşluklarında oluşur. Pes seslerde, elimizi göğsümüze dayadığımız zaman, bu titreşimi açıkça dııyabilirız.
    2- Kafa Boşlukları: Kafadaki rezonans boşlukları, daha çok ince seslerin gelişmesine yararlı olurlar. Bu boşluklar, sert dokudan yapılmış duvarlara sahiptir. Yumuşak dokular, sesin tınlarnasına engel olurlar. Baştaki rezonans boşluklarını bazıları şunlardır.
    a) Burundaki Konkalar- Burnun başlıca görevleri: Havanın içindeki tozları tutarak havayı temizlemek, ısıtmak ve nemlendirmek. Şarkı söylerken sese rezonans kazandırmak ve koku almaktır.

    b) Sinüsler: Burun boşluğu, koku alma sinirlerinin yayıldığı kalın bir mukoza ile kaplıdır. Bu mukoza, buradaki KONKA denilen kemik kıvrıntılarını sarar. Konkalar arasındaki boşluklar en önemli rezonans boşluklarıdır. Konkalar, alt, orta ve üst olmak üzere üçe ayrılır. Sinüslerin burunla birleşme yerleri, orta burun kanalındadır. Ön süzgeç sinüsleri, alın boşluğu ile çene boşlukları buraya açılır. Kalbur kemiği sinüsleri, atın kemiği sinüsleri, elmacık kemiği sinüsleri ile sfenoid kemiğin içindeki sfenoid sinüsleri ve ağız boşluğu en önemli rezonans boşluklarıdır.

    c) Damakla Örtülü Ağız Boşluğu: Ağız boşluğu, sesle kelimelerin birleştiği yer olarak, sesi zenginleştirmeye yarayan rezonans boşlukları arasında özel bir öneme sahiptir. Ağız boşluğıı, VESTİBULUM ve CAVUM olarak ikiye ayrılır. VESTİBULUM BOŞLUĞU, dudaklarla dişler arasında kalan küçük boşluğa denir.. CAVUM BOŞUĞU ise, dişlerin arkasında kalan kısmıdır. Ağız kapalıyken, dil bu boşluğu örter. Ağzın bu kısmı, burundan, sert dokudan yapılmış damakla ayrılır. Ağız boşluğunun büyük bir kısmını kaplayan dil kuvvetli kaslardan yapılmış bir organdır.


    Yüz sinüsleri ile, ağız ve boğaz boşlukları, sesin doğal rezonans alanlarıdır. Bu rezonans alanları erkeklerde kadınlardan daha geniştir.