Sevgi değil midir tüm kapıları açan?

Konusu 'Türkçe edebiyat' forumundadır ve Elif tarafından 2 Nisan 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Bizler bırakın insanı, bir hayvanın dahi yaşamını kolaylaştıran, haklarını gözeten bir ecdadın torunuyuz. Oysa bugün Allah'ın yaratmış olduğu bir kalbi fütursuzca kırabiliyoruz, o kalbin asıl sahibini unutarak. İş alanında ya da hizmette hoşlanmadığımız bir durum olduğunda muhatabımızı azarlayabiliyor, her an yaptıklarımızdan hesaba çekileceğimizi aklımıza getirmiyoruz. Kalbini kırdığımız kişiler bizim yüzümüzden birçok şeyden soğuyabilir. Sermayemizin azınlığından yakınırken elimizdekini de yakıp küle döndürüyoruz. Kimi zaman haklı olsak bile karşımızdaki kişiye yaklaşım tarzımız sebebiyle küçük bir problemi devasa bir çıkmaza sürükleyebiliyoruz. Peki neler yapmalıyız bu durumdan kurtulmak için?

    Belki de en doğrusu her şeyin başlangıcı olan aileye dönmek. Madem ki her birey aynı zamanda bir dünya demek o zaman daha huzurlu bir dünya için yeniden sevgi tohumları atmalıyız yüreğimize. Örneğin, eve gelen baba huzurla girse evine; anne mutlulukla açsa kapıyı; çocuklar sanal değil asıl muhabbet alemine aksa. Aile bireylerimizle sıkıntılarımızı paylaşabilsek. Yahut komşumuzun kapısını balkonumuza düşen çöpler sebebiyle değil de, halini hatırını sormak için çalsak. Hizmet halkasındaki kardeşimizi daha içten kucaklasak. Sırf biz güzelin hatırına zorluklara sabredebilsek.

    Eminim, böyle daha yaşanası olur dünya. Bahaneler hep vardır ve olacaktır da. Eskiler hep yad edilir. Yeni zamanın bizden alıp götürdükleri hep masaya yatırılır. Ancak bizler sevgi iklimini solumadıkça bu dünya hep böyle dönmeye devam edecektir.

    Yunus Emre Hazretleri'nin dediği gibi:
    Biz gelmedik kavga için,
    Bizim işimiz sevgi için,
    Hakk'ın evi gönüllerdir,
    Gönüller yapmaya geldik...
    [​IMG]