Sihir ve Büyü Hakkında Bilgi

Konusu 'Dini Bilgiler' forumundadır ve Elif tarafından 23 Aralık 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    ''Shr'' kökünden gelen sihir, el çabukluğu, göz boyama ve çekici sözler söyleme yoluyla gerçekleştirilen hile ve aldatma, şeytanla yakınlık kurup ondan yardım alma ve nesnelerin tabiat ve şeklini değiştirme gibi anlamlara gelir. Sihirle büyü arasında küçük bir fark vardır. Büyü, ruhani varlıklara; sihir ise, hokkabazlık, el çabukluğu ve illizyon gibi tekniklere dayanır. Tarihin en eski çağlarında yaygın olan büyücülük, pozitif bilimlerin egemen olduğu çağımızda bile hala etkinliğini sürdürmektedir. Birçok kimse, büyünün varlığına ve etkisine inanmaktadır. İnsanlar genelde büyücülüğe, insanların kanaatlerini değiştirmek ve nesneler üzerinde birtakım müdahalelerde bulunmak amacıyla başvurmaktadırlar. Kur’an-ı Kerim’de: “Düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden Allah’a sığınmak istenir.”

    İnkarcıların elinde sihir, nübüvvete itiraz ve peygamberlerin mucizelerine meydan okumak adına bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu durumdan, adeta sihir ve büyücülüğün, peygamberlerin elinde zuhur eden mucizeye bir alternatif olarak sunulduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan Kur’an’dan öğrendiğimize göre, kadim kültürlerin halk inançları bazında etkili olmasından dolayı, hemen hemen bütün peygamberler sihirbazlıkla suçlanmışlardır. Hatta müşriklerin Hz. Peygamber’i (s.a.v) büyücü ve büyülenmiş olarak nitelendirdikleri bilinmektedir.
    İslam’ın Medine devrinde, Hz. Peygamber’e (s.a.v) büyü yapıldığına dair rivayetler konusunda âlimler arasında görüş farklılığı vardır. Hz. Peygamber’den (s.a.v) gelen bir rivayette, toplumları yıkıma götüren yedi şeyden birisinin sihir olduğunu bildirilmiştir.
    İslam dini, sihrin varlığını inkar etmemiş, fakat tevhid inancına zarar verdiği, kontrolü mümkün olmadığı ve genellikle kötüye kullanıldığı için yasaklamıştır.