Sinekli Bakkal Özeti ve Kahramanları

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Nehir tarafından 8 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Sinekli Bakkal Kitabının Özeti

    Romanın Başlıca Karakterleri:
    Emine: 17- 1 8 yaşlarında genç güzel bir kız.
    Tevfik: Emine’nin okuldan arkadaşı, karagöz oynatıyor, ortaoyununda Zenne (kadın) rolüne çıkıyor, bu yüzden “Kız Tevfik” lakabıyla anılıyor.
    Mustafa Efendi: İstanbul Bakkalı yerini işleten, Tevfik’in dayısı.
    İmam: Kısa boylu, cılız, vazeder gibi konuşan Emine’nin babası.
    Zaptiye Nazırı Selim Paşa Dönemin Emniyet Müdürü
    Sabiha Hanım: Selim Paşa’nın eşi.
    Ebe Zehra Hanım: Emine’nin ebesi. Emine’nin Tevfik’ten boşanıp baba evine dönmesinde babasını ikna eden kadın.
    Vehbi Dede: Mevlevi dervişi, Rabia’ya musiki dersi veren öğretmen.
    Peregrini: Rabia’ya piyano dersi veren İtalyan sanatçı. Rabia’nın eşi.

    SİNEKLİ BAKKAL

    II. Abdülhamit döneminin İstanbulu’nda Sinekli Bakkal sokağında, mahallenin cimri, hırslı, gür sesli imamının genç yaşta karısı ölür, kızı Emine de bakkal Mustafa Efendi’nin yeğeni, okul arkadaşı Tevfik’i sever. Tevfik’se boşta gezen biridir. Bazen Karagöz oynatır, bazen de Ortaoyuncusu olarak “zenne” (kadın) rolünde sahneye çıkar. Bunun için de ona mahalleli “Kız Tevfik” adını takmıştır. Tevfik’in dayısının İstanbul Bakkaliyesi adlı işlek bir dükkanı vardır. Dul annesiyle birlikte dayısının yanında kalmaktadırlar.

    Annesini ve dayısını arka arkaya yitiren Tevfik’i oyunculuktan vazgeçiren Emine, Tevfik’e kaçar. Duruma tepki gösteren babasını dinlemez ve onunla evlenir. Bunu duyan babası mahalle önünde kızını evlatlıktan reddeder. Başlangıçta bakkal dükkanını çalıştırmaya girişen Tevfik, bunu beceremez. Bunun üzerine de Emine, yönetimi ele alır. Çünkü Tevfik, düzensiz, tembel ve çok pistir.

    Emine bir gece uyandığında kocasını yanında bulamaz, her yanı aradıktan sonra onun dükkanda olduğunu görür. Yanında da arkadaşları vardır. Kocası arkadaşlarına Emine’nin taklidini yapmaktadır. Önce dükkana gelen müşterilere nasıl davrandığını, ardından kendisinin nasıl süslendiğini taklit edip, herkesi gülmekten kırıp geçirmektedir. Dükkana topladığı 5-6 arkadaşıyla mutludur. Emine buna çok sinirlenir, bağırır çağırır. Sonra da baba evine dönmeye karar verir. Bunun için ebesinden yardım ister. Ebesi babasını zor ikna eder. Önce Tevfik boşayacak, sonra da o, dönüş izni verecektir. Ebenin çabasıyla sorun çözülür, Emine hamiledir, babası onu affedebilir. Emine’nin bir kızı olur, Rabia adını kor.

    Dedesi Rabia’nın eğitimini üstlenir. Verdiği sıkı bir eğitimle daha onbir yaşında hafızlığa başlar. Sesi çok beğenilir. Hafiz olarak camilerde, konaklarda Kuran ve Mevlit okuyup güzel sesiyle herkesin ilgisini çeker. Ünü kısa zamanda yaygınlaşır. Bu nedenle Zaptiye Nazırı Selim Paşa’nin karısı Sabiha Hanım tarafından sevilir, korunur. Çünkü Rabia çok yeteneklidir. Bu yeteneğin geliştirilmesi, müzikle de uğraşması gerektiğini düşünen Sabiha Hanım, Rabia’ya özel öğretmenler bulur. Bunlardan biri Mevlevi dervişi Vehbi Dede ile oğlu Hilmi’ye de piyano dersi veren İtalyan sanatçısı Peregrini’dir. Rabia Peregrini’ye hemen ısınır. Peregrini de Rabia’nın sesine hayran olur.

    Zamanla Rabia büyümekte, yetişkin bir genç kız olmaktadır. Dedesinin her türlü olumsuz tanıtımlarına karşın babasını özler, görmek, tanışmak ister. Bir gün dedesinden habersiz, gizlice babasının bakkal dükkanına gider ve onunla tanışır. Babasını sever, artık zaman zaman yine dedesinden gizlice ona gitmeye, işlerine yardım etmeye başlar. Ancak bunu duyan dedesi, ona “Ya annen, ya baban” diye baskı yapar. Bunun üzerine Rabia babasını seçer ve onunla dükkanın üstündeki odaya yerleşir. Özgürlük yanlısı aydın bir genç olan Selim Paşa’nın oğlu Hilmi Bey, Fransız postanesinden kendisine gelen yabancı dergi ve gazetelerden dış basını izler. Ama bu durum duyulunca postaneye gitmeye çekinir. Çünkü II. Abdülhamit’in emriyle yabancı postanelere Müslümanlar’ın girmesi yasaktır. Hilmi Bey, buna da bir çare bulur. Kız Tevfik, kadın giysileriyle postaneye gönderilir. Bir süre Tevfik gazete ve dergileri getirir. Ama öteden beri kendisine sinirlenen eski kayınbabası, Saray’a ihbar ederek onu yakalatır. Selim Paşa bu işe çok sinirlense de Padişah’a kendisini affettirmek adına, oğlunun sürgün edilmesini emreder. Kız Tevfik ile oğlu Hilmi Bey, Şam’a sürgüne gönderilirler. Babasının sürgüne gönderilmesi üzerine Rabia, tek başına babasının dükkanını işletmeye başlar. Öteden beri kendisini sevdiğini söyleyen Peregrini ile evlenir. Peregrini Müslüman olur. Bir erkek çocukları dünyaya gelir. Çok mutludurlar.

    Birkaçyıl geçer babasının ve arkadaşlarının geleceğini öğrenir. Çünkü II. Meşrutiyet ilan edilmiştir, sürgün edilenler dönmeye başlar. Her biri de halkın gözünde birer kahraman gibidir. Büyük törenlerle, alkışlarla, omuzlarda karşılanırlar. Kız Tevfik de gelenler arasındadır. Ne var ki yaşlanmış, yapılan karşılamaya bir anlam verememiştir. Onun özlediği kızıdır. Dileği bir an önce ona kavuşmaktır. Evine gidip torununu da görünce duygulanıp gözlerinin yaşına engel olamaz. Sinekli Bakkal’da mutluluğa açılan bir iklimi duyumsar.