Soluk Alıp Vermede Görevli Yapı ve Organlar Nelerdir Kısaca

Konusu 'Bilgi bankası' forumundadır ve Nehir tarafından 20 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Soluk Alıp Vermede Görevli Yapı ve Organlar

    İnsanda solunum sistemi; ağız, burun, yutak, soluk borusu ve akciğerlerden meydana gelir. gırtlak ve bronşlar da diğer solunum organlarıdır.
    Burun: Solunum sisteminin filtresi gibidir. Gerçek solunum burunda başlar. Kıl, kılcal damarlar ve mukoza tabakasından oluşur. Solunum sırasında alınan havanın temizlenerek akciğere ulaşmasını sağlar. Havayı nemlendirerek solunumu kalitelileştirir.
    Sadece nefesi temizlemez, aynı zamanda içinde bulunan koku alma sinirleri sayesinde bulunduğumuz ortamdaki nesnelerin kokusunu da kavramamızı sağlar. Yani koku alma ve solunum başlangıç bölgesidir. Silya adında tüycükler ve mukozadan oluşur. Hava içeri girdiğinde moleküllerine ayrılır. Moleküllerin hangi kokuya sahip olduğunu tespit etmek için sinirler yardımıyla beynin koku alma bölümüne gönderilerek kokunun türü belirlenir. Bu işlemler sadece bir saniye içinde gerçekleşir.
    Burun, kirli ve soğuk havayı direk akciğere iletmez. Soğuk havayı ısıtır, havadaki kiri ayrıştırır, kirli kısmı mukoza tabakasında tutar, temiz havayı akciğere gönderir. Akciğerler soğuk havaya karşı hassas organlardır. Bu yüzden burun kış aylarında soğuk havayı ısıtarak ciğerlere gönderir ve akciğer rahatsızlıklarının önüne geçer. Burundaki tüycükler ve mukoza Dünya üzerindeki bütün toz, kir, kötü bakteri ve polen gibi maddelerin akciğere kaçmasını engeller.
    Burunda müthiş bir aerodinamik sistem vardır. Burna giren hava burun deliğindeki kıvrımlı yapıdan üst kısımlara ulaşır. Tüycüklere takılan zararlı maddelerden sıyrılır. Daha sonra hava burun duvarına çarpıp boşlukta ilerlemeye devam eder. Kalan zararlı maddeler ikinci bir filtrelemeden geçerek mukoza sıvısında hapsedilir. Daha sonra temiz hava yoluna devam ederek akciğerlere ulaşır. Her şeye rağmen havada yine kirli madde kalmışsa bu sefer kalan madde solunum yolunda kalır ve yine akciğere ulaşmaz. İşte bu işlevleriyle burun sindirim sisteminin en değerli organlarından bir tanesidir.
    Yutak: Burun boşluğunun yemek ve soluk borusuyla kesiştiği noktadır. Burundan gelen hava yutağı takip ederek nefes borusuna girer. Havanın akciğere iletilmesini sağlar.
    Gırtlakta ses telleri bulunur. Soluk borusunun en üstteki geniş ağız kısmıdır.
    Soluk Borusu: Yemek borusuyla yan yanadır. Yaklaşık 30 cm uzunluğundadır. İçinde sil denilen hareketli tüy şeklinde hücrelerden oluşur. Bu tüyler bildiğimiz vücut tüylerinden bile daha küçüktür. Mikroskopla görülebilir. Bu tabakanın altında salgı bezleri bulunur. Bu hücreler mukus sıvısını oluşturur. Mukus tabakası sillerin ve soluk borusunun sürekli nemli kalmasını sağlar. Havadaki tozu tutar. Tüycükler akciğerin ters istikametine doğru yönelmiştir. Havadan nefes borusuna giren zararlı maddelerin akciğere ulaşmasını engeller. Zamanla biriken maddeleri boğaza doğru gönderir. Bu maddeler boğazdan yemek borusuna aktarılarak sindirime gönderilir. Zararlı maddeler midede insan vücuduna zarar veremez. Çünkü bu maddeler mide asidi sayesinde parçalanır. Sabah uyandığımızda sesimizde meydana gelen değişikliğin sebebi de işte bu soluk borusu temizleme işleminden kaynaklanır. Bununla birlikte öksürük mekanizması da akciğerlere zararlı maddelerin ulaşmasını engeller. Nefes borusuna takılan maddeler hava patlamasına, yani öksürüğe neden olur. Öksürükle birlikte zararlı maddeye hava basıncı uygulanarak maddenin yukarı çıkması sağlanır.
    Soluk borusundaki epitel dokunun altında kıkırdak dokusu bulunur. Soluk borusunun duvarlarının birbirine yapışmasını engeller. Yemek borusuyla komşu olan alanında kıkırdak dokusu bulunmaz. Soluk borusunun bittiği yerde bronşlar başlar.
    Bronşlar: soluk borusunun akciğerle kesiştiği noktadır. Soluk borusundaki hava iki kanaldan akciğerlere ulaşır. Bronşlarda binlerce mikroskobik hava kanalı bulunmaktadır. Bu hava borularının bitiminde akciğeri oluşturan alveol denilen hava keseleri bulunur. Esnek bir dokudan oluşur. Havanın biriktiği ve damarlara gönderildiği bölümdür.
    İnsan yaşamının devam etmesi için soluk alıp verme işleminin sürekli devam etmesi gerekir. Bu yüzden soluk borularının sürekli açık olması gerekir. Soluk borusuna meydana gelebilecek uzun süreli tıkanıklıklar havanın akciğere ulaşmamasına ve dolayısıyla hücrelerin oksijenden yoksun kalmasına neden olur. Bu durum uzun süre devam ederse insan ölebilir. Nefes borusu boyun gibi hareketli bir yapıya bağlı olduğu için her an tıkanması söz konusudur. Bu tıkanıklığın önlenmesi için nefes borusu C harfine benzeyen bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla kafamızı eğdiğimizde C harfine benzeyen kıkırdak doku nefes borusunun tıkanmasını önleyerek hava geçişinin devam etmesini sağlar.
    Akciğerin temel iki görevi vücuda temiz oksijeni damarlar yoluyla dağıtmak, ikincisi damarlardan gelen karbondioksiti alıp dışarı yollamaktır.
    Bu sistemin çalışmasında diyafram ve göğüs kasları da rol oynamaktadır. Göğüs ve karın boşluğunu birbirinden ayıran kasa diyafram denir. Göğüs boşluğunun aşağısını kaplar, aşağı yukarı hareketlerle kasılır ve hava giriş çıkışını kolaylaştırır. Akciğerlere hava dolmasını sağlar.
    Diyafram aşağı çekilip kaburgalar yukarı kalkar. Böylece göğüs boşluğunun hacmi büyür. Bu sayede akciğerlere hava girişi olur. Bu işlem geriye döndüğünde hava yukarı doğru çıkar, hacim tekrar küçülür. İşte nefes alma vermenin temel prensibi budur.
    Solunum sistemi omurilik soğanı tarafından yönetilir ve insan bir dakika içinde ortalama 16 defa nefes alıp verme işlemini gerçekleştirir.