Sonlarımızın Başlangıcı Yeniden Doğmaktır

Konusu 'Türkçe edebiyat' forumundadır ve Ziyan tarafından 21 Mayıs 2012 başlatılmıştır.


  1. Sonlarımızın başladığı anlarda yeniden var olmaktır. Son demek bitti ya da ardı olmayan anlamındadır. İnsanların genelde bazı kavramları kaybettikten sonra kullandığı bir kelimedir. Korkan ve cesaretsiz insanların tek tesellisidir. Ben artık bittim ya da tamam artık yoruldum gibi cümleler telaffuz ederiz. Aslında kolay olanı budur. Mücadele ruhumuzu kaybettiğimiz o an yapmamız gereken yeniden diriliş göstermektir. Ben genelde olayların sonunu olmadığını düşünürüm. Biraz olaya uhrevi yönüyle bakacak olursak bu dünyaya geliriz ölene kadar yaratanımıza kulluk yaparız. Ruhumuzu teslim ederiz. Yeni bir hayat başlar. Yazımın başlangıcında dediğim gibi sonlarımızın başlangıcı yeniden doğmaktır. Önemli olan bu dirilişleri ruhlarımızın derinliklerinden gün yüzüne çıkarmaktır. Bunların sayısız örnekleri vardır. İnsanları yoklara götürenler her zaman olmuştur ve olacaktır. Bunlar her zaman olacağına göre sağlam bir mücadele ruhumuzla yolumuza devam etmektir. İnandığımız doğrularımızın ardından koşabilmektir. İnsanlar her zaman bir şeyler kaybedebilir. Bu kaybettiklerimiz gururumuz maddi ve maneviyatımız da olabilir. Bizim düşüncelerimiz asla kaybetmeyiz. Yeter ki isteyelim yapamayacağımız bir şey yoktur. Hayatımızda kaybettiklerimizle değil kazandıklarımızla meşgul olmalıyız. Beynimizdeki doğru bildiğimiz kaidelerin ardından emin adımlarla yürümeliyiz. Yaşam tarzımızda bunlar yer ettiyse onları benliğimizin içlerinde yerleşmiştir. Yeniden dirilmelere çevremizde birçok örnek vardır. Kimisi işyerinde işleri kötü gider ve iflas eder. Tekrardan işyerini düzene sokmaya kalkar. İflas edenin bakmakla yükümlü olduğu insanlardan ziyade çevremizdeki dedikodular içinde diriliş yapmak zorundadır. Ne olursa olsun insanların dirilişlerde bir mecburiyeti vardır. Bunları yaparken gurur devreye girer. Gurulu insanlar zaten yenilgi nedir bilmez. Onların kitaplarında yenilgi diye kelimeye yer yoktur. Bu sonlarımızdaki dirilme yapamamak toplumumuzun kanayan yarasıdır. Kimi insanlarımız bu özelliği kazanmak için psikoloğlardan ve psikiyatristlerden destek alırlar. Üzülerek söylüyorum çevremizde çoğu insanımız yenilgiyi kolayca kabullenirler. Pes etmek aciz insanların tek tesellisi olmuştur. Bir işyeri düşünün iflas eşiğine gelmiş her şeyi bitti sanırlar. Hayatımda bir şirket biliyorum. İzmir de bir gömlek imalatı yapan firmada iflas eşiğine gelmişti. Firma yetkilileri işçilerine durumlarını çok kötü olduklarını iflas eşiğine geldiklerini çalışanlarına anlattılar. Bu durumu gören çalışanlar işverenine ve işyerlerine sahip çıktılar. Aslında bir firmanın asıl sahipleri o firmanın çalışanlarıdır. Bunun bilincinde olan çalışanlar firmayı kurtarmak değil işlerini kurtarmak için birlik içinde çalıştılar. Çalışanlarla işverenlerin yeniden diriliş adına güzel bir ortak çalışma sergilediler. Çalışanlar 6 ay boyunca maaş almadılar. İşveren bu özveriye sessiz kalmayarak çalışanlarından aldığı güçle iflas eşiğinden kurtuldular. Burada kazanılan her iki tarafta işini kurtardı. Bu anlattığımız olayda bir son vardı. Bu sonda yeni bir diriliş sergilendi. Önemli olan ellerimizdekileri kaybetmemektir.

    Yeniden doğmaları yapmak için ufak bir kıvılcım bekleriz. İstediğimiz az da olsa bir destektir. Yeniden dirilmelerde dikkat etmemiz gereken akıllıca ve mantıkla yollar çizmektir. Yapacağımız iş ne olursa olsun. Bir ilişkimizde bitebilir. Çevremizdeki arkadaşlarımız sizi sadece teselli etmekle yetinir. Sıradan sözlerle kelimelerle sizi teselli ederler. Bu da kısa bir zaman sürer. Hep aynı kelimeler telaffuz edilir. Hepsi aynı gibi geliyor aslında bana. Bunu bir oyun gibi görürsek oyuncuların hepsi farklıdır. Ama oynanan oyunun senaryosu farklıdır. Telaffuz edilen kelimeler aynıdır. Senaryo orijinal gibi kullanılır. Karakterler ve oynayan oyuncular farklıdır. Ben bu filmi bir yerde izlemiştim der gibi bir oyundur bu. İnsanlar her şey kaybedebilir. İnsanlar asla düşüncelerini duygularını mücadele ruhlarını kaybetmezler. Bizim kaybetmeyeceğimiz unsurlardır. Bunlar düşüncelerimiz ve duygularımızdır. Sonlarımız geldiği zamanlarda ellerimizde kalanlar duygularımız ve düşüncelerimiz kalır. Ne kadar hayata bağlıysak o kadar düşüncelerimiz derin duygularımız içlerimizde yer almıştır. Ellerimizde kalanlar bunlardır. Bizi de sonlarımızda ayağa kaldıracak yegâne unsurdur. Düşüncelerimiz ve duygularımız. Düşüncelerimiz bizi yeniden doğmayı tetiklerken. Duygularımız yaşadığımız sonlarda yapılan hataları görmemizi sağlar. Bu hatalarımız bizim yeniden dirilmelerimizi sağlayacak faktörlerdir. Her musibet bizim hayatımızda bir ders olarak gözlerimizde durur. Her an böyle olacak diye duygularımızın aralarında gizlenir. Aynı hataları yapmamak için gözümüzün önlerinde bir film şeridi gibi geçer. Dirilmelerde bunlar çok önemlidir. Daha sıkı yaptığımız işe ve hayatımıza sarılırız.

    Sonlarımız olduğu anlarda bir kapı daha vardır. Bu kapıdan sonra yeni bir diriliş ve yeni bir hayat vardır. Biz insanlara düşen görevler vardır. Bu yıkıntıları yaşayan benliğimiz bazı dersler alır. Bu dersler kulaklarımıza küpe olur. Yeni dirilişlerde aynı hatalar yapmamızı sağlar. Bir yandan bir dirilme olduğu gibi bir yandan da yıkıntılardan ders almış bir düşünce ve duygular içinde yaşıyor oluruz.