Su Kasidesi Açıklaması

Konusu 'Soru ve cevaplar' forumundadır ve Bahar tarafından 15 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. Su kasidesi anlamı

    Saçma ey göz eşkiden gönlümdeki odlara su
    Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su
    (Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan su saçma ki, bu kadar (çok) tutuşan ateşlere su fayda vermez.)
    Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
    Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su
    (Şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök kubbeyi
    kaplamıştır, bilemem..)
    Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
    Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su
    (Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Nitekim akarsu da
    zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana getirir.)
    Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
    Ihtiyât ilen içer her kimde olsa yara su
    (Yarası olanın suyu ihtiyatla içmesi gibi, benim yaralı gönlüm de senin ok temrenine, ok ucuna benzeyen kirpiklerinin
    sözünü korka korka söyler.)
    Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün
    Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su
    (Bahçıvan gül bahçesini sele versin (su ile mahvetsin), boşuna yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine su verse de senin
    yüzün gibi bir gül açılmaz.)
    Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna
    Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su
    (Hattatın beyaz kâğıda bakmaktan, kalem gibi, gözlerine kara su inse (kör olsa, kör oluncaya kadar uğraşsa yine de)
    gubârî (yazı)sını, senin yüzündeki tüylere benzetemez. )
    Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum nola
    Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su
    (Senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim ıslansa ne olur, buna şaşılır mı? Zira gül elde etmek dileği ile dikene
    verilen su boşa gitmez.)
    Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ
    Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su
    (Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin olan bakışını esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı
    bir iştir.)
    Iste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it
    Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su
    (Gönül! Onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste ve onun ayrılığında duyduğum hararetimi yatıştır, söndür. Susuzum
    bu defa da benim için su ara.)
    Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi
    Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su
    (Nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da su içmek hoş geliyorsa, ben senin dudağını özlüyorum, sofular da
    kevser istiyorlar.)
    Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
    Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su
    (Su, her zaman senin Cennet misâli mahallenin bahçesine doğru akar. Galiba o hoş yürüyüşlü, hoş salınışlı; serviyi
    andıran sevgiliye aşık olmuş.)
    Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek
    Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su
    (Topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, onu o yere bırakamam.)
    Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar
    Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su
    (Dostlarım! Şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem, öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla sevgiliye su
    sunun.)
    Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger
    Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su
    (Servi kumrunun yalvarmasından dolayı dikbaşlılık ediyor. Onu ancak suyun eteğini tutup ayağına düşmesi (yalvarıp aracı
    olması bu dikbaşlılığından) kurtarabilir.)
    Içmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
    Gül budağınun mizâcına gire kurtara su
    (Gül fidanı bir hile ile (meşhur gül ve bülbül efsanesindeki gibi yine) bülbülün kanını içmek istiyor; bunu
    engelleyebilmek için suyun gül dallarının damarlarına girerek gül ağacının mizacını değiştirmesi gerekir.)
    Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
    Iktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâra su
    (Su Hz. Muhammedin (s.a.v) yoluna uymuş (ve bu hâli ile) dünya halkına temiz yaratılışını açıkça göstermiştir.)
    Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ
    Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su
    (Insanların efendisi, seçme inci denizi (olan Hz. Muhammedin s.a.v) mucizeleri kötülerin ateşine su serpmiştir.)
    Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın
    Mucizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su
    (Katı taş, Peygamberlik gül bahçesinin parlaklığını tazelemek için (ve onun) mucizesinden dolayı su meydana
    çıkarmıştır.)
    Mucizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim
    Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su
    (Hz. Peygamberimizin mûcizeleri dünyada uçsuz bucaksız bir deniz gibi imiş ki, ondan (o mucizelerden), ateşe tapan
    kâfirlerin binlerce mâbedine su ulaşmış ve onları söndürmüştür.)
    Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ
    Barmağından virdügin şiddet günü Ensâra su
    (Mihnet günü Ensâra parmağından su verdiğini (bir mucize olarak parmağından su akıttığını) kim işitse hayret ile (şaşa
    kalarak) parmağını ısırır.)
    Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
    Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su
    (Dostu yılan zehri içse (bu zehir onun dostu için) âb-ı hayat olur. Aksine düşmanı da su içse (o su, düşmanına) elbette
    yılan zehrine döner.)
    Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz
    El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su
    (Abdest (almak) için el uzatıp gül (gibi olan) yanaklarına su vurunca (sıçrayan) her bir su damlasından binlerce rahmet
    denizi dalgalanmıştır.)
    Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
    Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su
    (Su ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.)
    Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr
    Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su
    (Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler halinde ışık salmak (orayı aydınlatmak) ister. Eğer parça parça da olsa o
    eşikten dönmez.)
    Zikr-i natün virdini dermân bilür ehl-i hatâ
    Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su
    (Sarhoşlar içkiden sonra gelen bat adrysını gidermek için nasıl su içerlerse, günahkârlar da senin natının zikrini
    dillerinde tekrarlamayı (dertlerine) derman bilirler.)
    Yâ Habîballah yâ Hayrel beşer müştakunam
    Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su
    (Ey Allahın sevgilisi! Ey insanların en hayırlısı! Susamışların (susuzluktan dudağı kurumuşların) yanıp dâimâ su
    diledikleri gibi (ben de) seni özlüyorum.)
    Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mirâcda
    Şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su
    (Sen o kerâmet denizisin ki mirâc gecesinde feyzinin çiyleri sabit yıldızlara ve gezegenlere su ulaştırmış.)
    Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner
    Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su
    (Kabrini yenileyen (tamir eden) mimara su lazım olsa, güneş çeşmesinden her an bol bol saf, tatlı ve güzel su iner.)
    Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma
    Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su
    (Cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmış, (ama) o ateşe, senin ihsan bulutunun su serpeceğinden ümitliyim.)
    Yümn-i natünden güher olmış Fuzûlî sözleri
    Ebr-i nîsândan dönen tek lülü şeh-vâra su
    (Seni övmenin bereketinden dolayı Fuzûlînin (alelâde) sözleri, nisan bulutundan düşüp iri inciye dönen su (damlası)
    gibi birer inci olmuştur.)
    Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
    Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su
    (Kıyamet günü olduğu zaman, gaflet uykusundan uyanan düşkün (yahut aşık) göz, (sana duyduğu) hasretten su (gözyaşı)
    döktüğü zaman,)
    Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam
    Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su
    (O mahşer günü, güzel yüzüne susamış olan bana vuslat çeşmenin su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını ummaktayım.)