Su Kaynaklarının Sürdürülebilirliğinin Yaşam İçin Önemi Nedir?

Konusu 'Bilgi bankası' forumundadır ve webkolik tarafından 24 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. webkolik

    webkolik Süper moderatör Yönetici

    Su yaşamın vazgeçilmez madde ve besin kaynaklarından biridir ve bu kaynağın sürdürülebilirliğinin sağlanması yaşam adına oldukça önemlidir. Bu kaynakları içme ve temizlik suyu ihtiyacımızı karşılamak, tarım alanlarını sulamak gibi pek çok alanda kullanırız. Bu yararlanma yüzyıllar boyunca su kaynaklarının kendini yenilemesi ve sürdürülebilir olması nedeni ile sorunsuz bir şekilde devam etmiştir. Ancak son yıllarda su kaynakları da toprak gibi, hızla kirlenmeye ve sürdürülebilirliğini yitirmeye başlamıştır. Çünkü artan nüfusa bağlı olarak su talebi de artmıştır. Aşırı su kullanımı ve kirlilik nedeni ile su kaynaklarının kalitesi düşmüş ve miktarı azalmıştır.

    Birleşmiş Milletler verilerine göre günümüzde kırk ülkede iki milyardan fazla insan su kıtlığı yaşamaktadır. 1,1 milyar insan yeterli içme suyuna ulaşamamakta; 2,4 milyar insan ise atık su hizmetinden faydalanamamaktadır. Bu durumun sonucu olarak hastalıklar artmakta, gıda güvenliği tehlikeye girmekte, ülke ve bölgeler arası paylaşım sorunları ortaya çıkmaktadır. Dünya Meteoroloji Örgütünün verilerine göre 2025 yılından itibaren üç milyardan fazla insan susuzlukla karşı karşıya kalacaktır. Tüm bunlar artan su tüketimi ve su kaynaklarının sürdürülebilirliğinin sağlanamamasından kaynaklanmaktadır. Su kaynaklarının sürdürülebilirliğinin sağlanamamasının nedenlerinin başında ise aşırı su
    kirliliği gelmektedir. Su kaynakları; evsel atıklar, endüstri atıkları, termik santraller, tarım ve hayvancılıktan kaynaklanan atıklar, nükleer santrallerden çıkan sıcak sular ile her geçen gün daha da kirlenmektedir. Bu kirli sular içerisindeki zararlı atıklar sulamayla toprağa ve burada yetişen ürünlere geçmektedir. Ayrıca zararlı atıklar içme suyu kaynaklarına karıştığında bu suları içen hayvanlardan elde edilen et, süt, yumurta gibi ürünlere zararlı atıklar geçebilmektedir. Bu durum besin kaynaklarının da sürdürülebilirliğini olumsuz etkilemektedir. Diğer taraftan yanlış uygulamalar kadar küresel ısınma ve bilinçsiz avlanma da su kaynaklarının buna bağlı olarak da besin kaynaklarının sürdürülebilirliği açısından sorun oluşturmaktadır. Örneğin denizlerde küresel ısınma sonucu sıcaklığın artışına paralel olarak buharlaşma hızı da artabilir. Böylece deniz suyundaki tuzluluk oranı yükselebilir. Bu değişim suda yaşayan bazı canlı çeşitlerinin yok olmasına ve balık sürülerinin azalmasına neden olabilir. Tüm bu zincirleme olaylar bizleri ve diğer canlıları olumsuz etkilemektedir.
    Mevcut su kaynaklarımızın kirlenmesini önlemek ve sürdürülebilirliğini sağlamak için çeşitli tedbirler alınabilir. Bunlar;

    • Tarımda az su gerektiren sulama yöntemlerini geliştirmek, yer altı sularının aşırı derecede kullanımına yasal önlemler getirmek, erozyonu önleyici çalışmalar yapmak,
    • Barajlarda su biriktirmek, baraj, göl, gölet ve nehirlerden alınacak su miktarının geride kalan suyun ekolojik işlevlerini yerine getirebilecek ölçüde olmasına dikkat etmek,
    • Deniz suyundan tatlı su elde etme yöntemlerini ve sanayi sektöründe az su kullanan üretim teknolojilerini geliştirmek,
    • Deniz, göl ve akarsularda avlanan balıkları ve diğer su ürünlerini mevsiminde avlamak ve avlanma kurallarına uymak,
    • Suyu tasarruflu kullanmak, bu amaçla evde kullandığımız musluklara, duş başlıklarına su tasarrufunu sağlayan aparatlar takmak, tuvalet rezervuarlarının hacimlerini küçülten aparatlar kullanmak,
    • Eğitimle halkı bilinçlendirmek, suyun değerini ve israf etmeden su kullanmanın önemini anlayabilecek bireyler yetiştirmektir.