Sümerlerde Din

Konusu 'Tarih konu anlatımı' forumundadır ve Suga tarafından 15 Temmuz 2016 başlatılmıştır.

  1. Suga

    Suga Süper moderatör Yönetici

    Sümerlerde Din

    Sümerler, Dini inanışları bakımından oldukça mistik ve fantastik inançlara sahiplerdi. Sümerlerde Din, çok tanrılı bir inanış biçimi şeklinde tezahür etmiştir. Sümerlere göre her nesnenin bir tanrısı vardı. Bu tanrılar, İnsan görünümünde ancak insanüstü güçlere sahip, ölümsüz varlıklardı. Tüm İnsanlar bu tanrılara hizmet etmeleri için yaratılmıştı. Bu tanrılar İnsanlara ne istediklerini söylemezler ancak İnsanlar onlara ne istediklerini sorabilir ve cevap alabilirlerdi. İnsanların tanrılarla iletişimi ve irtibatı Ziggurat adı verilen tapınaklar aracılığıyla sağlıyorlardı. Ziggurat’lar, tanrıyla iletişim kurabilen insanlar olan Rahiplerce idare edilirdi. Rahipler tanrılara istediklerini sorar, onlara kurbanlar adar ve kendilerine azap etmemesi için yalvarırlardı. Rahipler, Sümer Kralları tarafından görevlendirilmekteydi. Zira Sümer Kralları da en yüksek derecedeki Rahiplerden oluşurdu ve yarı tanrı durumundaydılar. İlahi misyonları ile insanları yönetmektir. Bu inanış biçimine göre Tanrılara hizmet eden insanlar, Kutsal Krallarının emirlerini yerine getirerek tanrılar adına çalışıyor, Kutsal Kral’ın yaptırdığı ve vazifelendirdiği Rahipleri tayin ettiği Ziggurat’lar vasıtasıyla tanrılara ibadet ediyor, onlara kurbanlar adıyor ve onlarla iletişim kuruyordu.

    Ziggurat’lar, o günün şartlarında mümkün olabildiğince yüksek inşa ediliyorlardı. Zira tanrıların en güçlüsü, ulu tanrı olan Gök Tanrısı’na yakın olmak için olabildiğince yükseğe çıkmak gerekiyordu. Ziggurat’lar en az üç katlı bir yapıya sahipti ve sadece tapınak olarak kullanılmıyordu. En alt katı erzak ve ihtiyaç deposu, orta katları okul ve tapınak, en üst katı ise rasathane olarak kullanılmaktaydı. Sümerlerde inanılan tanrıların isimleri, günümüze kadar gerçekleştirilmiş olan araştırmalarla tespit edilebildiği kadarıyla şu şekildedir ;

    Anu, ilk tanrı, baş tanrı ve gök tanrısı.
    Ki, ilk tanrının dişisi ve yer tanrısı.
    Enlil, hava tanrısı ve sonraki diğer tüm tanrıların babası.
    Enki, bilgelik tanrısı.
    Ninmah, ulu hanım ve ana tanrıça.
    Nanna, ay tanrısı.
    Utu, güneş tanrısı ve Nanna’nın oğlu.
    Ecem, tanrıların kraliçesi.
    İnanna, aşk ve bereket tanrısı.
    Aşnan, tahıl tanrısı.
    Lahar, sığır tanrısı.

    (Belirtilen ünvanlar Sümerce tabletlerde belirtilen orijinal isimlerdir. Bu isimler, Assur ve Babil dönemlerinde farklı isimlerle anılmışlardır.)


    Sümerlerin çok tanrılı dini inanışlarının kökenindeki tanrıların dünyaya gelişi, evrenin yaratılışı ve insanın yaratılışı ile ilgili bilgileri incelediğimizde karşımıza oldukça ilginç bilgiler çıkmaktadır. Bu bilgilere göre ilk tanrılar olan Anu ve Ki birleşmiş, onların birleşmesi sonucu hava tanrısı Enlil doğmuştur. Enlil, yeri ve göğü ayırınca babası Anu göğü, annesi Ki ise yeri ele geçirir. Sonrasında Enlil ve annesi Ki’nin birleşmesiyle ana tanrıça olacak Ninmah doğar. Diğer tüm tanrılar da Enlil ve Ninmah’tan türediler. Tanrıların türemesinden sonra insanların türemesi gerçekleşir.

    Anu ve Ki haricindeki diğer tüm tanrıların babası olan Hava Tanrısı Enlil, bilge tanrı Enki’nin tavsiyesi üzerine tanrılara hizmet etmesi için tahıl tanrısı Aşnan ve sığır tanrısı Lahar’ı yaratır. Önceleri diğer tanrılara hizmet eden Aşnan ve Lahar, daha sonra anlaşamayıp birbirleriyle kavga etmeye başlayınca tanrılar yeryüzündeki işlerini kendileri yapmak zorunda kalırlar. Bu durumdan çok yorulan tanrılar, konuyu bilge tanrı Enki’ye götürdüler. Enki, sorunu çözmek için ana tanrıça Ninmah’a, tanrılara hizmet etmesi için İnsanları yaratması emrini verir. Ancak Tanrının biçiminde yaratılan insanlar, tanrıların sahip oldukları ölümsüzlüğe sahip olamayacaklardır. Bilge tanrı Enki’nin insanları yaratması emri diğer tanrıları çok sevindirir ve bir şölen düzenlenerek eğlenir ve sarhoş olurlar. Tanrıların sarhoş olması sebebiyle Ninmah’ın yarattığı insanlar kusurlu olarak dünyaya gelirler. Bunun üzerine bilge tanrı Enki’de insan yaratarak yeryüzüne gönderir ancak Enki’nin yarattıkları da kusurlu olur. Bu olanların üzerine tanrıların arasında tartışmalar meydana geldi. Bu tartışmaların sonucunda ana tanrıça Ninmah, gök tanrısı Enlil’i lanetler. Böylelikle tanrılar birbirleriyle husumet içine girerler ve bu karmaşada yaratılan insanlar kusurlu ve eksik olarak dünyaya gelirler.

    Bu bağlamda İnsanlar, yaratılış görevleri gereği tanrıya ve dünyaya hizmet etmekle görevliydiler. Bu görevleri doğrultusunda çalışır, tabiata hizmet eder ve tanrılara adaklar adarlardı. Tanrıların, vazifelerini yerine getirmedikleri için kendilerine kızmasından ve azap etmesinden korkarlardı.