Suyun canlılar için yaşamsal önemi nedir

Konusu 'Biyoloji' forumundadır ve Ayaz tarafından 14 Şubat 2014 başlatılmıştır.

  1. Suyun canlılar için yaşamsal önemi kısaca

    Su insanların vede canlıların vazgeçilmez bir yaşam kaynağıdır su olmazsa insanlar ve canlılar hayatlarını sürdüremez hayatlarını sürdüre bilmeleri için suya ihtiyaç duyulur bu bakımdan dolayı su kaynaklarımızı korumamız gerekir.

    Bildiğiniz üzere, insan haftalarca aç kalabilir, ancak 2-3 günden fazla susuz kalamaz. Su en önemli besin maddemizdir ve günde ortalama diğer besinlerle de beraber olmak üzere 2.5 litre alınması gerekir. Diğer taraftan günlük su gereksinimimiz yalnız bu içme suyundan oluşmamakadır. Bunun yanısıra temizlik, yemek pişirmek ve benzeri işler için, istanbul’da kişi basına yaklaşık 175 litre su tüketilmektedir, istanbul’un şu anki nüfusu gözönüne alındığında günde yaklaşık 2 milyon metreküp su gerekmektedir, ve mevcut kaynaklarla bu miktar karşılanamamaktadır.

    Durum böyleyken, yapılan su kesintileri ve şebeke dağıtım sisteminin eskimiş olması, şebeke suyuna olan güvensizliği beraberinde getirmiştir. Aslında en önemli problem su, belediye tarafından şebekeye verildiğinde başlamaktadır. Belediye belli havzalarda topladığı suyun sertliğini azaltıp partikül filrasyonunu yaptıktan sonra suyu şebekeye ,vermektedir. Asıl problem bundan sonra başlamaktadır. Eskimiş haldeki su boruları kirliliğe neden olmaktadır. Nasıl mı? Yukarıda da belirttiğim gibi sadece istanbul’da 2 milyon metreküp suya ihtiyaç vardır. Ve karşılanamamaktadır. Yapılan su kesintileri yüzünden su borulannda negatif basınç (vakum) oluşmaktadır, daha sonra da dışarıdan içeriye sızma olmaktadır. Kirlilik başlar.

    Ayrıca bu su kargaşası içerisinde bir de su istasyonları problemi baş göstermiştir. Denetimsizlik ve yetki kargaşası durumu zorlaştırmıştır.

    Sonuçta görülüyor ki fertler kendi başlarının, çaresine bakmak durumunda kalmışlardır.

    İsterseniz içme suyunu neler kirletir, bir de ondan bahsedelim.
    Suda bulunabilecek kirlilikleri organik, inorganik ve mikrobiyolojik olmak üzere üç ana gruba ayırmak mümkündür.

    Organik Kirleticiler: Sulara insansal, hayvansal ve bitkisel kaynaklı olmak üzere bulaşabilirler. Bunların içinde özellikle insansal olan sentetik organik kimyasallar insan sağlığına çok zararlıdır.

    Su kaynakları; çöp depolama alanlarından, yakıt ve kimyasal madde tanklarından olan sızıntılardan, tarım ilaçları kultanımından ve endüstriyel atıklardan kolaylıkla etkilenip kontamine olabilir. Söz konusu organik kirleticiler bazen dolaylı yoldan daha da zararlı bir halde karşımıza çıkabilirler. Örneğin, suda bulunan bu organiklerin bir kısmı şebeke suyunun arıtımında kullanılan klorla reaksiyona girerek kloroform gibi kanserojen maddelere dönüşmektedir.

    inorganik Kirleticiler Suyun içinde bulunon, en önemli inorganik madde sertliği oluşturan çözünmüş haldeki kalsiyum ve magnezyum tuzlarıdır.

    Su kaynaklarında bulunan inorganik kirleticiler aslında toprakta bulunan Arsenik, Baryum, Flor, Sülfat, Radon, Radyum ve Selenyum gibi elementlerden oluşmaktadır. Endüstriyel faaliyetler de metallerin yüzey sularına karışmasına katkıda bulunurlar. Fosfat nitrat gibi parametrelere genellikle gübre kullanılan tarım alanlarındaki su kaynaklarında rastlanır. inorganik maddeler, içme sularına korozyon (aşınma) nedeniyle de karışmış olabilirler.

    Korozyon su dağıtım sisteminin ve tesisatın kimyasal ve/veya fiziksel bir etkisiyle aşınması sonucunda bazı metal ve ametallerin suya, bulaşması olayıdır. (Örn: Su borusunun paslanması). Sağlık açısından kesinlikle suda belli limitlerin altında kalması