Tahir İle Zührenin Hikayesinin Özeti

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Nehir tarafından 8 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Tahir İle Zührenin Hikayesi

    Tanınmış, sevilmiş Türk halk romanlarından biridir. Ortalama bir sayı ile 15-16′ yı bulan türk halk romanları içinde “Kerem ile Aslı” dan sonra en çok yayılmış olanlar arasında gelir. Bütün benzerleri gibi “Tahir ile Zühre” de yazarı bilinmeyen bir eserdir.

    Bütün öteki halk romanları gibi “Tahir’le Zühre”nin de ne zaman, nerede meydana geldiği bilinmez. Ancak, gerek nazım, gerek nesir dilinden kolayca anlaşıldığına göre XVII. yüzyıldan bu yana olan bir çağın eseridir. Hikâyenin Azerbaycan’da, Doğu Anadolu’da ayrı ayrı şekilleri bulunmaktadır. Anadolu şeklinde yer adı olarak Mardin Kalesi, Şat nehri geçtiğine göre “Tahir’le Zühre”nin çevresinin Güneydoğu Anadolu (Urfa, Diyarbakır, Mardin, Dicle ırmağı dolayları) olduğu düşünülebilir. “Tahir’le Zühre”nin özeti şudur:

    Çocuğu olmadığı için pek üzgün bulunan bir hükümdar bir gün, kendi durumundaki veziriyle, geziye çıkar. Yolda karşılaştıkları bir derviş, onlara bir elma verir. Doğacak çocukların da birbiriyle evlendirilmesini öğütler. O gece yarımşar elmayı eşleriyle yiyen hükümdarla vezirden birincisinin kızı, ikincisinin oğlu olur. Dervişin tembihine uyarak kızın adını Zühre, oğlanın adını Tahir koyarlar. Birlikte büyüyen bu çocuklar, erginlik çağına gelince birbirlerini ölesiye sevmeye başlarlar. Hükümdar onları evlendirmek üzereyken “Karadiken” adında bir Zenci köle, Zühre’nin annesini fitler. Anne de eşi olan hükümdarı çeşitli ilâçlarla, büyülerle efsunlatıp, evlendirme kararından vazgeçirtir. Şimdi genç sevdalılar gizli gizli buluşmaktadırlar. Karadiken, durumu bildirince hükümdar gazaba gelir, Tahir’i Mardin zindanına attırır.

    Tahir, türlü maceralardan sonra yurduna döner. O gece Zühre, zorla, bir başkasıyla evlendirilmektedir. Tahir, ihtiyar bir ozan kıyafetiyle, saraydaki düğüne gider. Bir yolunu bulup Zühre ile baş başa kalır. Kaçmak için anlaşırlar. Karadiken gene araya girmiş, olacakları öğrenmiştir. Kaçma sırasında saray silâhşörleri Tahir’in üstüne üşüşürler. Tahir bunların hepsiyle başa çıkarsa da, sonunda kementlerle yakalanır. Hükümdar, Tahir’i cellâtlara parçalatıp etlerini lime lime doğratır. Durumu öğrenince çılgına dönen Zühre, babasına, annesine çok acıklı sitemlerde bulunduktan sonra, parça parça edilmiş Tahir’in üstüne kapanır:

    Hey tatarlar tatarlar
    Birbirine ok atarlar
    Çarşıda et tükenmiş
    Tahir etin satarlar

    diye ağlayarak, sevgilisinin yanında ölür. Bedduasına uğrayan anası ve babası kıvrılıp, yanarlarken bütün kötülükleri Zühre’ye olan ümitsiz aşkı yüzünden yapan Karadiken de koşup iki gencin arasına yığılır, bir anda alev alıp cayır cayır yanar. Yan yana gömülen iki bahtsız sevgiliden Zühre’nin mezarından beyaz bir gül, Tahir’inkinden kırmızı bir gül biter ama, nasılsa toprakta bile aralarına girmiş bulunan Karadiken’in mezarından yükselen bir çalı, orada bile bu iki gülün birbirine ulaşmasına engel olur.