Tarih ile nümizmatik arasındaki ilişki nedir

Konusu 'Kısa Özet Bilgiler' forumundadır ve Ayaz tarafından 8 Eylül 2014 başlatılmıştır.

  1. Tarih ile nümizmatik arasındaki ilişki

    Nümismatik sözcüğü, para anlamına gelen Latince nümisma sözcüğünden gelmektedir. Para, madalya ve jetonların betimlenmesi ve tarihiyle uğraşan bilimdir. İlk antik para koleksiyonları, Rönesans döneminde, Roma ve Yunan tarihindeki ünlü kişilerin portrelerini araştıran hümanistler tarafından oluşturuldu. Bu koleksiyonlara zamanla eski siteler tarafından bastırılan, yorumlanması daha güç paralar da katılmaya başladı. Daha sonraları, Yeniçağ para ve madalyaları da toplandı. Tüm bu nesnelerin anlaşılması ve sınıflandırılması, nümismatik biliminin temelini oluşturur. G. Budé’nin De asse (1514) adlı yapıtından bu yana, paraları her yanıyla ele alan birçok inceleme yayımlanmıştır. Nümismatik, 18. yüzyıl sonundan itibaren Arkeoloji bilim dalının alt bilim dallarından biri haline gelmiştir. Bu bilim dalı; madeni paraların (sikkelerin) tarihsel geçmişi, taşıdıkları özellikler, basım teknikleri, basıldıkları madenlerin özelliği, üzerlerinde bulunan yazı ve figürlerin analizi, paranın basıldığı dönemin ekonomik, toplumsal ve siyasal yapısının araştırılması gibi çok değişik konuları kendisine ana konu olarak seçmiştir.

    Nümismatik bilimi; arkeoloji, paleografi, din tarihi, mitoloji, kronoloji, metroloji, coğrafya, ekonomi, ekonomi tarihi, siyasal tarih, sosyoloji gibi bilim dallarıyla çok yakın ilişki içinde bulunur. Nümismatik biliminin ana konusu olan sikkeler bizlere aşağıdaki yararları sağlar 1 . Kaybolmuş uygarlıkların, kentlerin ve yerleşim yerlerinin kesin olarak belirlenmesine katkı sağlar. 2. Özellikle tarihsel süreç içinde egemenliği elinde tutmuş kişilerin ve ailelerin soylarını bildirir. 3. Çeşitli nedenlerle tarihsel süreç içinde yok olmuş anıt ve yapılara ilişkin kanıtlar sunar. 4. Yerleşim yerlerine, yönetenlere verilmiş ad ve unvanları gösterir. 5. Hükümdarların saltanatlarının başlangıç tarihlerinin, almış oldukları unvanların ve sanların, dönemleri boyunca yaptıkları işlerin, kazandıkları zaferlerin ya da yenilgilerin kesin biçimde belirlenmesine yardım eder. 6. Soyu tükenmiş bitki ve hayvanların varlıklarını bildirir ve kanıtlar. 7. Sikenin basımında kullanılan madenin türüne göre o toplumun, o dönemdeki ekonomik durumu konusunda ciddi ipuçları sağlar. 8. Yazılı tarihlerde anlatılan olayların kanıtlanmasına yardım eder. 9. Sikkenin basıldığı dönemin dinsel inançları konusunda bilgi verir. 10. Sikkeyi basan devletin egemenlik alanlarının tespitinde ciddi delil niteliği taşır. Türkiye’de nümismatik biliminin gelişime bakıldığında; Abdüllatif Suphi Paşa (1818-1886), ilk Türk nümismatık olarak karşımıza çıkmaktadır. Nümismatik (para) bilimi, koleksiyonculukla koşut bir gelişim içindedir. Koleksiyon, sözcük kökeni olarak Fransızca collection sözcüğünden gelmedir ve Türkçe’de de koleksiyon olarak kullanılmaktadır. Koleksiyon sözcük anlamı olarak; “öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü, derlem” anlamına gelmektedir. Cumhuriyet dönemi madeni paralarının ve hatıra paralarının koleksiyonunu yapmak konusunda daraltıcı, sınırlayıcı veya yasaklayıcı herhangi bir yasal düzenleme söz konusu değildir. Ancak, Cumhuriyet öncesi dönem ait sikkelerin koleksiyonu, devri ve satışı 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na tabidir. Anılan Yasanın 23’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 4’üncü fıkrası uyarınca; Osmanlı Padişahlarından Abdülmecit, Abdülaziz, V. Murat, II. Abdülhamit, V. Mehmet reşat ve Vahidettin’e ait aynı çağdaki sikkeler, bu Yasaya göre tescile tabi olmaksızın yurtiçinde alınıp satılabilirler. Yasanın bu hükmünden de açık olarak görüldüğü üzere, bu belirtilen padişahlar dışındaki dönemlere ait sikkelerin anılan Yasanın 7’nci maddesine göre tescil işlemine tabi tutulmaksızın yurtiçinde alınıp satılması yasaktır. Bir başka deyişle, para koleksiyonculuğu ile uğraşanların, 2863 sayılı Yasayı ve bu yasa kapsamında çıkarılmış yönetmelikleri çok iyi bilmeleri ve bunlara uygun olarak koleksiyonlarını yapmaları gerekir. Ancak, daha öncede belirtildiği üzere, Cumhuriyet dönemi madeni paraları ve hatıra paraları için şu anda 2863 sayılı Yasa kapsamında herhangi bir tescil işlemi veya sınırlayıcı hüküm söz konusu değildir.