Topkapı Sarayı Tarihçesi Hakkında Bilgi

Konusu 'Zengin Bilgiler' forumundadır ve Nehir tarafından 19 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. Topkapı Sarayının Tarihçesi

    İstanbul’da Sarayburnu sırtları üstünde , Fatih devrinden Abdülmecid’e civarında Osmanlı padişahlarının bulunduğu Topkapı Sarayı şehrin birinci tepesinde , Zeytinlik ismi verilen bölgede kuruldu . 1478 yılında yapılan 1400 metrelik surlarla çevrili olan Topkapı Sarayı’nın Marmara tarafındaki Otluk kapısı ve Haliç tarafındaki Demirkapı’dan başka ufak ölçüde 5 yer kapısı olan Suru Sultani ismi verilen surun ana girişi , Ayasofya arkasındaki Bab – ı Hümayundur

    Topkapı sarayı 700 . 000 metrekarelik bir alanı kaplar , içerisinde kasırlar , köşkler , hükümet daireleri , saray vatandaşlarına ayrılan koğuşlar , camiler , kütüphaneler ve büyük bir mutfak vardır . Burada yapılan son köşk , Abdülmecid’in Avrupa üslubundaki Mecidiye kasrıdır . Önünde toplar durduğundan kıyı sarayına Topkapı Sarayı denilmeye başlanmış daha bir sonra bu ad bugünkü Topkapı Sarayı’na verilmiştir .
    Sarayın ilk avlusunun içindeki köşklerden yanlızca ikisi bozulmadan bugüne civarında gelmiştir . Bunlardan biri 147iki’de yaptırılan Sırçasaray öteki ise sur üzerindeki Sultan İkinci Mahmud açısından yaptırılan Alay köşküdür .
    3 Nisan 192dört’de Bakanlar kurulu kararı ile müze haline getirilen sarayın Alay Meydanı denilen birinci avlusunda , sağından Defterdar dairesi , solunda iç cephane arasından geçen bir yolla çifte kuleli ortada kapıya ulaşılır . Babüsselam ismi verien bu kapının temeli Fatih Sultan Mehmed zamanından kaldığı sanılıyor , ancak Kanuni devrinde kuleler değiştirilmiş , Sultan Üçüncü Mustafa zamanında iç tarafı genişçe saçaklı bir revak yapılmıştır . Bu kapıdan geçilerek girilen iki. avlu sarayın ana sınırlarının başladığı yerdir . İkinci avlunun sağ tarafında Dolap ocağı , Marmara’ya bakan sınır boyunca Mimar Sinan’ın yaptığı mutfaklar , Aşçılar koğuşu , hamamı , camii , ek olarak Vekilharç dairesi ve Yağhane vardır . Avlunun sol tarafındaki revakların bitiminde , sadrazamın başkanlığında vezirlerin toplandığı ve uzun zaman devletin yönetildiği Kubbealtı denilen iki kubbeli ev vardır . Burası da Kanuni zamanında yapılmıştır . Kubbealtının arkasında çok yüksek bir kule yer alır . İkinci avlunun bitiminde yer alan ve üçüncü avlu ya da Enderun’a geçişi sağlayan büyük kapıya Akağalar kapısı denir . Bugünkü biçimiyle Sultan Üçüncü Selim devrinde yapılan bu kapının iki yakınında Ağa dairesi ve Akağalar koğuşu vardır . Bu kapının iç tarafında uzanan üçüncü avlunun içerisinde temeli Fatih’ten olan , sonraları değiştirilen , iç süslemesi ve kapıları XIX . yy üslubunda yenileştirilen Talep odası vardır . Talep odası elçilerin ve vezirlerin kabulünde kullanılırdı .
    Enderun kütüphanesi sarayın kütüphanelerinin en büyüğüdür . Üçüncü avlunun sağ tarafında Enderun mektebi , meşkhanesi , Seferli koğuşu , bu sabah Hazine dairesi olan ve Fatih devrinden kalma köşk , Sultan İkinci Selim devrinden kalma bir hamam kalıntısı , solda Silahdar hazinesi ve Mukaddes emanetlerin saklandığı dört kubbeli Hırkai Saadet dairesi vardır . Burada sol tarafta , üzeri tonozla örtülü , Ağalar camii vardır . Caminin arkasında , Haremin iki. girişinin anında yakınında yer alan ve Ağalar koğuşuna bitişik birçok ufak kagir yapıda padişahın yemeğinin özel olarak hazırlandığı Kuşanedir . Üçüncü avludan yokuş iki yol ile dördüncü avluya inilir . Bunlardan sağdakinin iki tarafında Kilerli koğuşu ve Hazineli koğuşu , ötekinin sol yakınında Emanet hazinesi dairesi bulunur .
    Dördüncü avlunun Marmara’ya bakan yüzünde Fatih devrinden kaldığı sanılan bir köşk bodrumunun üstünde Anadolu yakasına ve denize bakan bir noktada Çadır köşkü ve Abdülmecid açısından yaptırılan Mecidiye kasrı vardır . Bu yapının yakınında , Esvap odası denilen ufak bir bina ve Sofa camii ismi verilen minareli ufak bir cami yer alır . Yeniköşk de denilen Mecidiye kasrının önünden aşağıya kapıyı giden bir yol vardır . Buradan bu sabah Gülhane Parkı denilen , Sarayburnu bahçesine çıkılır . Harem denilen kısmın kubbealtı yakınında açılan ve 1588 tarihindeki Otomobil kapısı denilen esas girişinden başka , iki. avluya ve üçüncü avluda Akağalar dairesi yakınında Kuşane kapısı ve Raht hazinesinin arkasından dışarı parka açılan bire de Şal kapısı vardır . Zülüflü Baltacılar dairesi ile Hırkai Saadet dairesi arasındaki alanda yer alan Harem , eğimli bir arazi üstünde kurularak , 400 yıl boyunca sürekli değişikliklere uğramış ve son olarak bugünkü görünümünü almıştır . Harem , 250 civarında oda , hamamlar ve aralarda yer alan avlulardan kuruludur . Haremin yönetimine bakan görevlilerin ( Kara ağalar ) Darüssaade dairesi , cariyelerin dairesi ve Hastanesi , Veliaht ve Valide Sultan dairesi , Şehzadeler dairesi ve Gözdeler dairesi buna benzer herbirinin bir birçok bölümü olan dairelerden başka , bir de Hünkar dairesi vardır .