Türkiye'de orojenik hareketlerle meydana gelen dağlar ve özellikleri nelerdir

Konusu 'Konu Anlatımı' forumundadır ve Nehir tarafından 8 Eylül 2014 başlatılmıştır.

  1. Türkiye'de orojenik hareketlerle meydana gelen dağlar ve özellikleri hakkında bilgi

    Orojenezin kelime anlamı dağ oluşumudur. Dış kuvvetler, yer kabuğunu aşındırır ve aşınan bu maddeleri derin deniz çanaklarına biriktirir. Bu yerlere jeosenklinal alanları adı verilir. Bu alanlardaki tortular, kıtaların birbirine yaklaşmaları ile şiddetli yan basınçlara uğrayarak kıvrılır ya da kırılırlar. Jeosenklinallerdeki tortular, esnek yapıda ise kıvrılma; sert yapıda ise kırılma meydana gelir.

    Orojenik hareketler sonucu meydana gelen kıvrımların kubbe şeklinde yükselen kısımlarına antiklinal, çanak gibi çukurlaşan kısımlara da senklinal denir. Kıvrımlı dağlar, sıradağlar şeklinde olduğu için bunların üzerinde birçok antiklinal ve senklinal bulunabilir.


    Ülkemizde orojenik hareketler sonucunda meydana gelen kıvrımlı dağların başlıcaları; Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslardır. Türkiye’de kıvrımlı dağların oluşumu: Anadolu’nun kuzey ve güneyinde bulunan Tetis denizinde Mezozoik başlarından itibaren tortular birikmiştir. Dağlar bu zamanın sonlarından itibaren deniz alanlarının daralması ile kıvrılarak su üstüne çıkmıştır. Mezozoik’in sonundan Neozoik’in ortalarına kadar sürekli olarak aşınmıştır. Bu yükseklikler Neozoik’te meydana gelen Alp orojenezi ile daha şiddetli olarak kıvrılmış ve yükselmiştir. Dağlar bundan sonra da epirojenik haraketlerle yükselmeye devam etmiştir. Bu hareketler devam ederken bazı alanlarda da çökmeler meydana gelmiştir.


    Türkiye’de kırılma ile meydana gelen dağlar: Orojenez sırasında bazı tortul tabakalar kıvrılamayacak kadar sert ise kırılır. Bu kırık hatlarına fay denir. Kırılma sonucunda iki yanındaki faylar boyunca yükselen kısma horst, alçalan kısma ise graben adı verilir.


    Faylanma, özellikle sert bir kütlenin sıkışması veya epirojenik olarak yükselmeye uğraması ile oluşur.


    Ülkemizde Neozoik’ten itibaren faylanma ve epirojenik hareketler önem kazanmaya başlamış, kabuk tabakası parçalanmaya uğramış ve yer yer çökmüştür. Bu yer hareketleri sonucu Anadolu’yu boydan boya kesen fay kuşakları oluşmuştur. Bu kuşaklardan biri, Kuzey Anadolu Fay Kuşağıdır. Bu kuşak; doğuda Varto’dan başlayarak Erzurum, Erzincan, Erbaa-Niksar, Taşköprü, Çerkeş, Bolu, Sapanca Gölü, İzmit Körfezi, Marmara denizinin tabanındaki çukur sahaları izleyerek Saros körfezine kadar uzanır.


    Batı Anadolu ise bir bütün halinde yükselmeye uğramıştır. Burada yükselen sert kütle kırılarak parçalanmaya başlamış ve bloklar hâlinde çökmüştür. Gediz, Büyük ve Küçük Menderes grabenleri çökme sonucu meydana gelmiştir. Aydın, Bozdağlar ve Menteşe dağlarının bulunduğu sahalar yükselmiştir.


    Kuaterner’de de faylanma hareketleri devam etmiştir. Bu hareketle Batı Anadolu Fay Hattı iyice belirginleşmiştir.


    Günümüzde de Afrika ve Arabistan kütlelerinin kuzeye doğru yaklaşmaları sonucu sıkışan Anadolu yarımadasının batıya doğru hareketi, faylar boyunca depremlerin ve yeni kırılmaların meydana gelmesine neden olmaktadır. Örneğin; 17 Ağustos 1999 Marmara depremi, 12 Kasım 1999′da Düzce depremleri gibi.