Türkiyenin Fiziki Yapısı ve Jeopolitik Arasındaki İlişki Nedir

Konusu 'Konu Anlatımı' forumundadır ve Demir tarafından 27 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Türkiyenin Fiziki Yapısı ve Jeopolitik Arasındaki İlişki hakkında bilgi

    Türkiye, bulunduğu coğrafî ve özel konum gereğince dünyada ender sayılan bir bölgededir. Bu konumun tabir uygun işe hakkını vermek ve güçlü bir devlet olarak çevresini etkilemek, dünya siyaseti ve ekonomisinde ağırlıklı bir şekilde yer almak bakımından ekonomik, eğitim-öğretim, askeri, teknolojik yönden de güçlü olması gerekmektedir.
    Devletlerin uluslararası alanda yürüttükleri siyaset; coğrafi konum, ekonomik, askeri, teknik, kültürel bağlantılar çerçevesinde olmaktadır. Siyasî coğrafya ise ülkelerin coğrafî konumlarını dikkate alarak dünya üzerindeki yeri ve etkinliği ile uğraşan coğrafyanın bir dalıdır. Coğrafî konum, aynı zamanda bir ülkenin tespit ettiği veya yeni koşullara göre belirleyeceği stratejiyi de tayin etmektedir.


    TÜRKİYE VE KOMŞULARI

    Türkiye, Asya kıtasının güneybatı ucunda, Anadolu yarımadası üzerinde yer alır. Topraklarının bir bölümü, Avrupa'nın güneydoğusunda yer alan Balkan yarımadasının bir kısmını oluşturan Trakya'da bulunur. Bu yönüyle, Türkiye hem Asya ve hem de Avrupa ülkesidir.
    Matematik konum olarak Türkiye, yaklaşık 26°-45° Doğu boylamları ile 36°-42° kuzey enlemleri arasında yer alır. Doğudan batıya 76 dakikalık bir zaman farkı vardır. Yüzölçümü 814.578 km2’dir. (Türkiye'nin yüzölçümü hakkında çeşitli veriler bulunmaktadır. Bunlardan biri de, birleşmiş Milletler İstatistikleridir. Buna göre Türkiye'nin
    yüzölçümü 779.452 veya 779.658 km2'dir.).
    Ülkenin kuzeyinde; Karadeniz, doğuşundu; Bağımsız Devletler Topluluğu (Gürcistan, Ermenistan, Nahcivan), İran, güneyinde; Irak, Suriye ve Akdeniz, batısında; Adalar Denizi Ege Denizi), kuzeybatısında ise; Yunanistan ve Bulgaristan bulunmaktadır. Topraklarının kuzeybatı kısmının ortasında Marmara denizi vardır. Marmara Denizi, Çanakkale boğazı ile
    Adalar denizine, İstanbul boğazı ile de, Karadeniz'e bağlıdır. Adalar denizi güneyde, Akdeniz ile birleşir. Akdeniz ise, batıda Cebel-i Tarık boğazı ile Atlas Okyanusu'na bağlantılıdır. Bu sebeple, Türkiye'nin üç tarafını çevreleyen denizler, dünya okyanuslarına açılmaktadır. Türkiye ve Karadeniz'e komşu olan ülkeler için boğazların büyük bir önemi vardır. Ayrıca İstanbul boğazı üzerinde yapılan iki köprü (Boğaziçi ve Fatih) ile karadan Avrupa ile Asya birbirine bağlanmıştır. Öte yandan güneyde, Türkiye; Kuzey Afrika ülkelerine çok yakındır. Kısacası Türkiye, Avrupa-Asya ve Afrika kıtalarının birleştiği konumda yer almaktadır.
    Türkiye'nin kara sınırları uzunluğu 2.753 km.dir. En uzun kara sınırı Suriye (877 km.) iledir. Gürcistan 276 km., Ermenistan 316 km., Nahcivan (Azerbaycan) 18 km., İran 454
    km., Irak 331 km., Bulgaristan 269 km., Yunanistan 212 km.dir. Denizlerle olan kıyı uzunluğu ise 8.333 km. (Anadolu kıyısı 6480 km., Trakya kıyısı 786 km., Adalar kıyısı 1067
    km,)dir, Dolaysıyla Türkiye'nin toplam sınır uzunluğu ise 11.086 km.yi bulmaktadır.


    TÜRKİYE'NİN JEOPOLİTİK ÖNEMİ


    Türkiye, bulunduğu coğrafî konum itibariyle Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında bir köprü durumundadır. Özellikle Avrupa ve Asya arasındaki çeşitli kültür ye medeniyetlerin geçiş bölgesinde yer almaktadır. Bulunduğu coğrafî konum açısından Türkiye, hem bir Avrupa, Akdeniz hem de Orta Doğu, Kafkasya ve Asya ülkesidir. Bu konum; Orta Doğu, Orta Asya ile Avrupa arasında jeopolitik, stratejik, ticarî yönlerden son derece önemlidir. Ülkemizin coğrafyası ve jeopolitik durumu, dış politika, millî hedef ve ideallerin belirlenmesinde etkin rol oynamaktadır.



    COĞRAFİ VE ÖZEL KONUM


    Coğrafî konum, bir ülkenin dünya üzerindeki yerinin enlem ve boylam*lara göre belirlenmesidir. Başka bir ifade ile başlangıç paraleli olan ekvator ile Birleşik Krallık'taki Greenvich rasathanesinden geçen başlangıç merid*yeni arasındaki uzaklığını belirtmektedir. Coğrafî konum; ülkenin fizikî coğrafya özelliklerinin yani iklim, bitki örtüsü, toprak ve su kaynaklan yönünden dünyadaki yeri ve önemini belirtmesi açısından önemlidir. Ülkemiz, Kuzey Yarım Küre'de 36°-420. kuzey paralelleri ile 26°-45° doğu meridyenleri arasında Eski Dünya (Avrasya) denilen kara kütlesinin hemen batısında yer almaktadır. Küçük Asya (Asia Minör) denilen Anadolu ile kuzeybatıda Avrupa kıtasına giren Trakya'yı da kapsayan Türkiye, bir bakıma Avrupa ile Asya kıtaları arasında bir köprü durumundadır.
    Türkiye'nin iz düşüm alanı, 8903 km2 alan kaplayan göller dahil 779 452 km2, gerçek alanı ise 814 578 km2'dir. Anadolu'nun iz düşüm alanı 755 688 km2, gerçek alanı 790 200 km2, Trakya'nın iz düşüm alanı 23 764 km2, gerçek alanı ise 24 378 km2'dir. Burada Türkiye'nin iz düşüm alanı ile gerçek alanı arasında 35 126 km2'lik fark, engebeli olmasından ileri gelmektedir.
    Ülkemizin toplam kara sınırların uzunluğu 2753 (Suriye sınırı 877 km, Ermenistan, Gürcistan ve Nahcivan'ın toplam sının 610 km, İran sının 454 km, Irak sının 331 km, Bulgaristan sının 269 km ve Yunanistan sının 212 km) toplam kıyı uzunluğu 8333 km (Anadolu kıyısı 6840, Trakya kıyışı 786 ye adalar kıyısı 1067 km)'dir. Anadolu doğu-batı
    yönünde Iğdır Ovası'nın doğusu ile batıda Biga yarımadası arasında 1600 km uzunlukta, kuzey-güney yönünde kuzeyde Kerempe burnu ile güneyde Anamur burnu arasında 650 km ve yine kuzeyde Sinop yarımadasındaki İnce burun ile güneyde Hatay ile Beysun köyü güneyi arasında 680 km kadar genişliktedir. Ülkemizin doğusu ile batısı arasında 19 meridyen veya 76 dakikalık yerel saat farkı mevcuttur.
    Orta kuşak veya orta iklim kuşağı içerisinde yer alan ülkemiz, kapladığı saha itibariyle ayrı ayrı Avrupa’daki tüm ülkelerinden büyüktür. Komşu*larımızdan Rusya Federasyonu ve İran'dan sonra üçüncüdür.
    Türkiye'nin üç kıtanın bileştiği Orta kuşak içersinde yer alması ve engebeli bir yüzeye sahip olmasının önemli avantajları bulunmaktadır. Örneğin subtropikal ve Orta kuşak iklim bölgesinde yer alması nedeniyle Akdeniz iklimi, nemli ılıman okyanusa iklim ve karasal iklim koşullan hüküm sürmektedir. Bu iklim koşulları tropikal bölge bitki ve tarım ürünlerinin dışındaki tüm bitki ve tarımsal ürünlerin yetişmesini sağlamaktadır. Nitekim Türkiye'de kauçuk, kakao, kahve ile bazı tropikal ürünlerinin dışında tüm sebze ve meyveler, tahıllar üretilmektedir.
    Türkiye'nin engebeli bir topografyaya sahip olmasının; tarım, yerleşme ve ulaşım açısından bir takım güçlükler çıkmasına karşın olumlu yanları da bulunmaktadır. . Bunun başında dağ kuşaklarını derin olarak yaran Akarsular. barajların.yapımını ve su potansiyelinden faydalanılmasını sağlamaktadır. Barajlar hem enerji hem de sulama ve kullanma suyu biriktirmeleri acısından son derece büyük öneme sahiptir. Örneğin hâlihazırda enerji üretimimizin % 40 kadarı hidroelektrik santrallerden sağlanmaktadır. Çukurova, Gediz, Harran, Çarşamba, Bafra gibi büyük tarımsal araziler/barajlardan sağlanan sularla sulanmakta, Ankara ve İstanbul gibi büyük kentlerimizin içme suyu da yine barajlardan elde edilmektedir. Eğer ülkemiz Almanya, Hollanda gibi düz bir ülke olsaydı, bu potansiyelimiz olmazdı.
    Türkiye Orta Doğu ülkeleri içerisinde en fazla su potansiyeline sahip ülkedir. Gerek yerüstü ve gerekse yer altı suları, ihtiyacımızı karşılayacak ölçüdedir. Ülkemizin hiçbir yerleşme biriminde ciddî bir su sıkıntısı çekilmemektedir. Su potansiyelimiz sadece ülkemiz için değil, Irak ve Su*riye'nin de gereksinimini önemli ölçüde karşılamaktadır. Özellikle Fırat üzerindeki barajlar sayesinde Suriye’ye devamlı su verilmektedir.
    Suyun önemi, olmadığı takdirde iyice anlaşılmakta ve ne kadar büyük bir nimet olduğu ortaya çıkmaktadır.
    Su sorunu, aynı zamanda iklimi kurak olan Orta Asya ülkelerinden Türkmenistan ve Özbekistan'da da yaşanmaktadır. Bu ülkeler, tarım yap*mak amacıyla Aral gölüne dökülen Seyhan ve Ceyhun nehirlerinin sularını kanallara alarak tarım arazilerini sulamakta ve başta pamuk olmak üzere birçok tarım ürünü yetiştirmektedir. Ancak Aral gölü su seviyesinin düşmesi ile kara hâline gelen sahalardaki tuzların rüzgarlarla savrulması, toprakların tuzlaşmasına ve birtakım solunum yolu hastalıklara neden ol*maktadır.
    Doğal kaynaklar açısından Türkiye zengin ülkeler arasındadır. Çünkü ülkemizde zengin linyit, boksit, demir, fosfat, bakır ve krom yatakları bulunmaktadır. Ayrıca henüz işletilmemekle beraber stratejik önemde olan mineral ve maden yatakları da vardır. Bu kaynaklar ülkemizde demir-çelik başta olmak üzere metal ve makine sanayinin gelişmesine imkan sağlamaktadır.
    Tarımsal potansiyel yönünden Türkiye bulunduğu bölgede en zengin ülkedir. Komşu ülkelerin hiç birinde Türkiye’deki kadar verimli tarım arazisi yoktur. Moldava, Ukranya ve Rusya Federasyonu'nda ovalık alanlar bulunmasına karşın iklim koşullan, sınırlı sayıda tarım ürününün üretilmesine uygundur. Oysa ülkemizde sanayi bitkilerinden pamuk, şeker pancarı, tütün, ayçiçeği, zeytin ve diğer yağlı tohumlu bitkiler üretilmekte*dir. Her türlü tahıl ve mısır, bazı tropikal sebze ve meyveler ile .fındık, çay yetiştirilmektedir. Bunlar, ülkemizde tarıma dayalı sanayinin kurulmasını ve gıda ihtiyacımızı karşılamasını sağlamaktadır. Tarım ürünleri büyük bir nimettir; bu nimetin önemi, ancak olmadığı takdirde gereği şekilde anlaşıl*maktadır. Örneğin petrol zengini tüm Arap ülkeleri, Rusya Federasyonu, Azerbaycan, Ermenistan vb. kendilerine yeterli: tarım: ürünü yetiştiremedikleri için gıda gereksinimlerinin bir bölümünü ithalâtla karşılamaktadır. Gelişmiş Avrupa ülkelerinde kavun karpuz dilimle, elma tane ile satılırken ülkemizde fakir-aileler bile sepet dolusu meyve ve sebze alabilmektedir.
    Özel konum ile bir ülkenin denizlere, önemli ulaşım yollan olan boğaz*lara, dünya ölçüsünde önemi bulunan petrol, maden gibi yeraltı kaynak*larına, üretim ve tüketim bölgelerine yakınlığı veya uzaklığı ifade edilir.
    Türkiye'nin özel konum bakımından yeri son derece önemlidir. Bu özel konum, Türkiye'ye önemli avantajlar sağladığı gibi bazı yükümlülükler de getirmektedir. Trakya ve Anadolu'nun üç tarafının denizlerle çevrili olması ulaşım açısından son derece önemlidir. Ayrıca Karadeniz ve Akdeniz’i bir*birine bağlayan Boğazlar, önemli birer su yoludur. Boğazlar, Karadeniz çevresindeki ülkelerin deniz yolu ile dış dünyaya açılmasını sağlamaktadır. Örneğin, Rusya, Ukrayna, Moldova, Bulgaristan, Gürcistan Boğazlar aracılığı ile dünyaya açılmaktadır. Orta Asya ülkeleri, Azarbeycan , hatta İran'ın alış-verişinde Karadeniz ve Boğazların önemli sayılacak işlevi vardır. Örneğin İran'ın ithal ettiği bazı mallar Hopa ve Trabzon limanları aracılığı ile İran'a ulaştırılmaktadır. Karadeniz'e dökülen tuna nehri üzerinden Orta Avrupa ilkelerine bağlantı sağlanmaktadır. Bu nedenle bir iç deniz olan Karadeniz'in okyanuslara bağlantısı. İstanbul ve Çanakkale boğazlan aracılığı ile olmaktadır.
    Avrupa ile Orta Doğu arasındaki kara ve demiryolu ulaşımı Türkiye üzerinden sağlanmaktadır. Örneğin İran ve Ermenistan’ın Avrupa’ya kara yolu bağlantısı Türkiye üzerinden olmaktadır. Yine Orta Doğu, özellikle Körfez ülkeleri ve Avrupa arasında hava yolları da Türkiye üzerinden geçmektedir.
    Dünyanın en zengin petrol ve doğal gaz yatakları Türkiye çevresinde
    yer almaktadır. Örneğin dünya petrol rezervinin yarıdan fazlası Basra Körfezi çevresinde yer almaktadır. Hazar denizi havzası ise yine petrol ve doğal gaz yatakları yönünden son derece zengindir. Karadeniz kuzeyindeki Ukrayna'da ve Rusya Federasyonu 'nda da zengin demir ve kömür yatakları bulunmaktadır.
    Bu durumun Türkiye'ye sağladığı önemli avantajlar bulunmaktadır. Türkiye enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü çevresindeki ülkelerden sağlamaktadır. Örneğin Rusya'nın doğal gazı. Ukrayna, Romanya ve Bul*garistan'dan Türkiye'ye boru hatları ile gelerek Trakya üzerinden İstanbul, Bursa ve Ankara'ya ulaştırılmaktadır. Irak petrollerinin bir bölümü, boru hatları ile İskenderun Körfezi’'ndeki Yumurtalık Limanı'na akıtılmaktadır. Bu petrol boru hattı! Türkiye'nin petrol gereksinimin bir bölümünü karşıl*adığı gibi, taşımacılıktan dolayı Türkiye'ye döviz de kazandırmaktadır.
    Son yıllarda Azerbaycan petrolünün Batılı ülkelere de pazarlanması için Bakü-Ceyhan petrol boru hattının yapımı konusunda uluslararası ant*laşma yapılmıştır. Ayrıca "Mavi Akım" denilen bir proje çerçevesinde Rus*ya'nın doğal gazının Karadeniz üzerinden Türkiye'ye getirilmesi planlan*maktadır. İran'ın doğal gazının bir bölümünün Türkiye'ye getirilmesi için boru hattının yapımına başlanmıştır. Türkmenistan doğal gazı ile Kazakis*tan petrolünün İskenderun Körfezi'nden pazarlanma projelerinin hayata geçirilmesi, Türkiye'nin önemini artıracak ve İskenderun Körfezi'nin Orta Doğu'da ikinci bir körfez konumuna getirecektir.
    Türkiye'nin dünyanın önemli enerji kaynaklarına yakınlığı, enerji itha*linde sıkıntı çekmemesine ve uluslararası piyasaya göre daha ucuza enerji mal etmesine neden olmaktadır. Örneğin Japonya’ya tankerlerle giden petrol ve doğal gaz, Türkiye’ye boru hatları ile gelmektedir.
    Kısaca bugünkü Türkiye topraklan ve özellikle Anadolu, coğrafî ve özel konumu sayesinde tarihin her döneminde etkinliğini göstermiş ve birçok uygarlıkların beşiği olmuştur. Ramsay'ın, Anadolu hakkındaki şu görüşü son derece ilgi çekicidir: "Anadolu; tarihin başlangıcından beri Doğu ile Batı'nın savaş alanı olmuş; Doğu'nun dini, sanatı, uygarlığı Yunanistan'a bu köprüden geçmiştir.
     

  2. TÜRKİYE’NİN DOĞAL ŞARTLARI


    Türkiye'nin yeryüzü şekilleri, çok engebeli ve dağlıktır. Bu özelliğini, 3.zamanda Doğu Avrupa Platformu ile Afrika ve Arabistan platformlarının birbirine yaklaşmaları sonucunda : kazanmıştır. Bu nedenle, Türkiye'de dağlar, doğu-batı doğrultusunda, sıralar halinde uzanır. Kuzeyde Karadeniz, güneyde Toros dağları yer alır. Bu dağlar, Avrupa'daki Alpler ile Asya'daki Himalayalar'ı birbirine bağlar. Ülkenin orta' keriminde nispeten yüksek ve kapalı bir havza bulunur. Burada Konya ovası vardır. Doğu Anadolu bölgesinde ise oldukça yüksek platolar yer alır. Ülkenin ortalama yükseltisi 1132 m. kadardır. Bu yükseltisi İle kıtaların en yücesi olan Asya (1010 m.)' dan bile yüksektir.
    Yeşilırmak, Çoruh, Sakarya, Büyük Menderes, Küçük Menderes, Gediz, Susurluk, Seyhan, Ceyhan ve Göksu oluşturur. Bu akarsular üzerinde birçok baraj yapılmıştır. Fırat nehri üzerinde kurulan Atatürk (817 Km2.) ve Keban (675 Km2.) baraj gölleri, Van (3713 Km2.) ve Tuz (l 500 Km2,) gölünden sonra üçüncü ve dördüncü sırada yer alırlar. Van, Tuz, Beyşehir (656 Km2.), Eğirdir (486 Km2.), İznik (298 Km2.), Burdur (200 Km2.), Manyas, Acıgöl, Ulubat, Çıldır ve Hazar başlıca doğal göllerdir.
    İklim şartlarına bakıldığında, Karadeniz kıyıları boyunca Kuzeybatı Avrupa'da görülen nemli-ılıman, iç ve Güneydoğu Anadolu'da kıtaların iç kısımlarında etkili olan yan kurak step (bozkır) iklimi görülmektedir. Doğu Anadolu'nun yüksek kesimlerinde, Sibirya'yı andıran ve daha yükseklerde Tundra kuşağının güneyinde ve Alplerin yüksek kesimlerindeki karasal soğuk-nemli iklim şartları hüküm sürmektedir. Güney Ege ve Akdeniz kıyılarında yan tropikal (subtropikal) iklim şartlan egemendir. Kış döneminde Doğu Anadolu'nun yüksek plâtolarında dondurucu soğuklar hâkim iken, Akdeniz kıyılarında tarımsal faaliyetler sürdürülmektedir. Yine Akdeniz kıyımızda kış döneminde Antalya'da denize girilirken Beydağları üzerinde kayak yapılmaktadır. Bu haliyle ülkemiz, bir taraftan yarı tropikal, diğer yandan Kuzeybatı Avrupa'nın ılıman ve kuzey enlemlerinin soğuk iklim şartlarını bünyesine almaktadır.
    12 000’den fazla bitki türünü bünyesinde barındıran dünyadaki tropikal, çöl ve tundra bitkilerinin dışındaki tüm bitkileri ihtiva etmektedir. Ege, Akdeniz kıyı bölgelerinde sıcaklık şartlarının uygun olmasından dolayı bütün yıl yeşil olan geniş yapraklı türleri, Karadeniz kıyı bölgesi kışın yaprağını döken nemli ıhman, yüksek kesimlerde ise Alpler, Sibirya ve Kuzey Avrupa'nın nemli-soğuk iğne yapraklı ormanları yetişmektedir. Doğu Anadolu'nun yüksek yayla ve dağlan, kuzey enlemlerin çayırlarım âdeta bünyesinde toplamış durumdadır. Dağ kuşaklarımızda sık sık değişen bakı, yükselti ve eğim şartlarının oluşturduğu çok farklı ortamlar, aynı kuşakta birden fazla bölgeye ait olan bitki topluluklarının yetişmesini sağlamaktadır. Ayrıca ülkemiz, dünyada sayılı ülkelerde görülen zengin bitki türlerine sahiptir; hatta sadece ülkemize has olan veya dünyanın hiçbir bölgesinde yetişmeyen bitkiler de bulunmaktadır.
    Toprak tipleri açısından da ülkemiz son derece zengindir. Tropikal bölgelerdeki lâterit, çöl ve tundra bölgelerindeki toprakların dışındaki bütün toprak tiplerini ülkemizde görmek mümkündür. Farklı ana kaya ve değişik topografya şartlarına bağlı olarak birden fazla toprak grubuna aynı bölgede rastlanılabilir. Örnek olarak Akdeniz Bölgesi'nde 23 büyük toprak grubu vardır. Ülkemizde yeni toprak sınıflandırma sistemine göre tespit edilen 10 ana toprak grubunda Oxisol'lar dışındaki tüm topraklar bulunmaktadır.
    îklim şartlarının hazırladığı etkilerden dolayı ülkemizde, dünyanın an*cak belli ülkelerinde bulunan sebze, meyve ve tahıl türleri yetiştirilmektedir. Nitekim, güney sahillerimizde sıcak bölge meyvelerinden narenciye, muz ve çeşitli sanayi bitkileri yetişmektedir. Anadolu'nun sulanabilen sahalarında seb*ze ve meyvelerin çoğu, Karadeniz Bölgesi'nde ılıman kuşakta yetişen tüm ürünlerin (fındık, çay, mısır) tarımı yapılmaktadır. Güney bölgemizdeki seralarda her türlü sebzenin yaranda, tropikal bölgelerin süs bitkileri de yetiştirilmektedir. Kısaca; kahve, hurma, çeşitli baharat, kauçuk, kakao vb. tropikal kökenli ürünlerin dışındaki tüm meyve ve sebzeleri ülkemizde bulmak mümkündür.
    Sonuç olarak; buraya kadar verilen bilgiler doğrultusunda Türkiye’nin dünya üzerindeki tüm hammaddelere yakın, aynı doğrultuda bu hammaddelerin pazarlarına da yakın olup, bir köprü vazifesi görmesinden dolayı jeopolitik önemi büyüktür. Üç kıtada var olan yeraltı ve yerüstü zenginliklerini tek başına kendi bünyesinde barındıran Türkiye’ye kısaca küçük dünya diyebiliriz. Türkiye’de bulunan fiziki yapı dünya ülkelerinin işine yarayabilecek jeopolitik yapıdadır.