Türkiyenin tarihi ve doğal varlıkları nelerdir

Konusu 'Ödevim var' forumundadır ve Lavinia tarafından 14 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Türkiyedeki tarihi ve doğal güzellikleri nelerdir

    ALTINBEŞİK DÜDENİ
    Dünyanın en ilginç mağaralarından birisidir. Toros Dağlarının altındaki bu ilginç yeraltı Dünya’sını görmek için özel hazırlık ve gereçler gereklidir. Yer altında çok sayıda mağara ve göl vardır. Bu göllerin su seviyeleri farklı olup aralarında çağlayanlar oluştururlar.
    Mağaralarda dev boyutlarda sarkıt ve dikitler mevcuttur. Bu mağara ve göllerin milyonlarca yıllık bir sürecin sonucu oluştuğu bilinmektedir. Konu ile ilgilenenler ve cesur tırmanıcılar için eşi bulunmaz bir doğa harikasıdır.

    DAMLATAŞ MAĞARASI
    Alanya‘dadır. Sarkıt ve dikitler ihtiva eder. Mağara içindeki havanın nemlilik oranı % 90 civarındadır. Tedavi amacıyla da kullanılmaktadır.

    KARAİN MAĞARASI Dedik ki Kapalıçarşı “Kuyumcuların”, Mısır Çarşısı ise “gıdacıların” ve “şifalı otların” buluştuğu bir merkezdir…
    Balık Pazarı ise, adından da anlaşılacağı gibi devasa bir balık marketidir. İstanbul Balık Hali dahil olmak üzere Balık Pazarı’nın çeşit zenginliği ile hiçbir emsali güreş tutamaz. Bodrum’un ahtapotu, Antalya’nın kalamarı, Çanakkale’nin karidesi, Saroz’un Orfozu ve daha niceleri her dem taze müşterilerin beğenisine sunulur.
    Sadece bu kadarla kalsa gene iyi… Aklınıza gelebilecek her türlü içki mezesini, özellikle de deniz mahsulü olanları Balık Pazarı’nda bulmanız mümkündür.
    Ürünlerinin yanısıra, atmosferi ile de ziyaretçilerini büyüleyen Balık Pazarı aynı zamanda İstanbul’un en büyük ve çeşit zenginliği bakımından da en önemli sebze ve meyve pazarıdır.
    Üstelik… Kentin en ünlü bir mekanı ile de “komşu”dur. Tarihi Çiçek Pasajı ile… Birbirinden hoş mezeleri, keyifli atmosferi ve ünlülerin neşeli sohbetlerine kucak açan Çiçek Pasajı, hani deyim yerinde ise “Meyhaneler Çarşısı”dır. Geçirdiği büyük yangından sonra restore edilen ve görüntüsü “yenilenen” Çiçek Pasajı, yine de eski müşterilerine, o eski keyifli günleri vaadetmekten ve sunmaktan geri kalmamaktadır.
    Adres: Dolmabahçe Cad. Beşiktaş Kapalıçarşı, aslında tek başına bir kente bedeldir. Bir yandan yayıldığı muazzam alan, bir yandan içindeki dükkanların sayısı ve çeşitliliği ile dünyanın önde gelen merkezlerinden biridir. Doğal olarak bu görkemine bir de tarihsel önemini ekleyecek olsak, sanırız Kapalıçarşı’nın konumunu bir nebze de olsa özetleyebiliriz.
    Nuruosmaniye ile Beyazıt’ı bağlayan iki ana kapısı arasında büyük bir ana cadde ve bu ana caddeye açılan irili ufaklı onlarca sokak, Kapalıçarşıyı aslında onlarca kapı ile çevresine bağlamaktadır.
    Kapalıçarşı aynı zamanda dünyanın en büyük kuyum çarşısıdır. Dünyada bir eşi daha bulunmayan el emeği ve göz nuru kuyumlar, çevresindeki hanlarda şekillenir ce Çarşı’nın vitrinlerinde ziyaretçilerini bekler. Bir dönem göz kamaştıran müzayedelerin yapıldığı Büyük Bedesten ile yanı başındaki Sandal Bedesteni, bugünlerde Halıcıların mekanı olmuştur. Sandal Bedesteni’nin hemen gerisinde ise “Bitpazarı” olarak da anılan 2. el ev eşyalarının satıldığı dükkanların sıralandığı galeri yer alır.
    … Ve, Türkiye ekonomisine bile adını verdiği, serbest piyasanın kalbinin attığı döviz piyasası yine Kapalıçarşı’da doğmuş ve adı ile özdeşleşmiştir.
    Döviz bulundurmanın yasak olduğu günlerde, el altından dövizlerin bozulduğu yan sokaklar, artık Türkiye ekonomisinde “resmi” adıyla anılmaktadır.
    Dolmabahçe Sarayı girişine Sultan II. Abdülhamid tarafından 1890-1895 yılları arasında yaptırılmıştır. Saray mimarı Sarki Balyan tarafından Neobarok ve Ampir tarzında yapılmıştır. 2 metre yüksekliğinde ve 4 katlıdır. Iki tarafında Sultan 2. Abdülhamid`in tuğrası bulunur. Saatçibaşı Johann Meyer tarafından takılan Paul Garnier markalı saat 1979`da kısmen elektronik sisteme çevrilmistir ve çalışır durumdadır.
    Kapalıçarşı Hidiv, Osmanlı’nın Mısır valilerine verdiği ünvandır. 19. yüzyılın sonlarında, genç yaşta Mısır Valisi olan Abbas Hilmi Paşa, Osmanlı devletinden Mısır’daki İngiliz nüfuzunu kırabilmek için destek sağlayabilmek için uzun süreli İstanbul’da kalması gereken genç Paşa,1903 yılında Çubuklu’da iki ahşap yalı satın alır. Zamanla yalılarının arkasındaki yamaçları ve üst düzlüğü kapsayan 270 dönümlük bahçeyi de alan Paşa,1907 senesinde İtalyan mimar Delfo Seminati’ye o devrin mimari modasına uygun olarak art nouveau tarzındaki muhteşem saray yavrusunu yaptırır. 1000 m2 alan üzerine yapılan, Boğaz tepelerinden iki kıtayı birleştiren, masmavi kanalı ve yeşil ormanları seyredin kulesi ile müstesna bir yapıdır.