Ülkemizde Bulunan Önemli Camiler

Konusu 'Güncel bilgiler' forumundadır ve Nehir tarafından 2 Haziran 2014 başlatılmıştır.

  1. Türkiye'de Bulunan Önemli Camiler

    SELİMİYE CAMİ; Edirne’yi çok seven Sultan II. Selim Han, Mimar Sinan’ı çağırarak, bu şehirde, yeryüzünde benzeri olmayacak büyük bir cami yapmasını istedi. Caminin inşaatı 1568′den 1574 yılına kadar sürdü. En büyük özelliği, tek ve muhteşem bir kubbeyle örtülmüş olmasıydı. 31.28 metre çapında olan Selimiye kubbesi sekizer köşeli sekiz filayağına dayanan kasnak üzerine oturtulmuştur. Kaideden başlayarak 15.86 metre yüksekliğindedir. Her biri üç şerefeli olan 4 minaresi vardır.

    Caminin içi İznik çinileriyle süslenmiştir. Özellikle Hünkar Mahfili süslemeleri birer sanat harikasıdır. Herbiri, yüce Allah’ımızın 99 güzel ismine işaret eden 99 penceresi, camiye ayrı bir güzellik vermektedir.

    Caminin önünde revaklarla çevrili, çekici bir avlu ile ortasında mermerden, itina ile işlenmiş çok güzel bir şadırvan mevcuttur.

    Selimiye Camii, etrafındaki sıbyan okulu, kütüphane, dar’ül-hadis, medrese ve imaretiyle bir külliye meydana getirir.


    SULTANAHMET CAMİ; Sultanahmed Camii, Türk-îslâm mimarisinin şaheserlerindendir. Bu muhteşem mabed Padişah I. Ahmed‘in emriyle Mimar Mehmed Ağa’ya yaptırılmıştır. Çok üstün yetenekleri olan Mehmet Ağa, bu büyük Osmanlı padişahının arzu ettiği mükemellikteki camiyi tam 7 sene çalışarak tamamlamıştır. Yedi sene yüzlerce, binlerce işçinin, ustanın el emeği, göz nuru, alın teri ile ortaya çıkarılan Sultanahmed Camii dünyanın gözbebeği İstanbul’a bir taç gibi oturtuldu. Padişah Sultanahmed Cami’nin temelini kendi eliyle attı. Yapımı için bilhassa Cuma günleri gelerek zevk ve heyecanla çalıştı. Cami ile bizzat ilgilendi. Tam karşıda yer alan Ayasofya’ya karşılık, daha mükemmel bir mabed istiyordu. Cami bittiğinde bütün dünya Osmanlı mimarisinin üstünlüğünü kabul etti. Çünkü altı minareli Sultanahmet Camii’nin kubbesi Ayasofya’nın kubbesinden hem daha geniş, hem daha yüksekti. Camiyi süsleyen çiniler, akıllara durgunluk verecek kadar güzeldi. Hemen hemen tamamı mavi olan bu çiniler, ikinci bir gökyüzü gibi bu muhteşem mabedi süslüyordu. Cami içindeki bu mavilik sebebiyle Avrupalılar ona “Mavi Cami” ismini verdiler. Semte de adını veren Sultanahmed Camii’nin ayrıca 8 kapılı, 26 sütunlu ve 20 kubbeli bir de dış avlusu vardır. Cami 64 metre uzunlukta, 72 metre genişlikte, 43 metre yüksekliktedir. 260 penceresi vardır. İçindeki çini sayısı 20.000′den fazladır. 6 minaresinde 16 şerefe mevcuttur. Bu şerefe sayısının aynı zamanda Sultan Ahmet’in 16. Osmanlı Padişahı olduğunu gösterdiği rivâyet edilir.


    SÜLEYMANİYE CAMİ; Süleymaniye Camii Osmanlı İmparatorluğu’nun en kudretli devrinde inşa edilmiş ulu bir mabettir. Mimar Sinan, Süleymaniye’ye başladığı zaman altmış yaşını doldurmuş, her bakımdan usta bir mimardı. Kanuni Sultan Süleyman birgün kendisini çağırarak: “Bana öyle bir camii yap ki, şimdiye kadar yapılmış camilerin en güzeli olup, benzeri bulunmasın” demişti. Böyle bir camiinin çok pahalıya çıkacağı belliydi. Fakat Kanuni Sultan Süleyman hiçbir masraftan kaçınılmamasını emretmiş ve 1549 yılında caminin temeli atılmıştı. Ancak Sinan yapacağı büyük eserin sağlam olması için temeline bir süre ara vermişti. Zamanın İran Şahı Tahmasb, caminin parasızlıktan durduğunu zannederek İstanbul’a paha biçilmez mücevherler gönderip, “bunları satın, caminin inşaatında harcayın” diye bir de mektup yazmıştı. Kanuni Sultan Süleyman bu mektubu okuyunca öfkelenip mücevherleri Mimar Sinan‘a vererek, “Bunlar camimizin yanında değersiz kalır, derhal bunları da diğer taşların arasına koyup bina eyle” demiştir.

    Caminin inşası bitmek bilmiyordu, bu da halk arasında dedikodulara yol açıyordu. Birgün Kanuni, Mimar Sinan’ı yanına çağırarak, “iki ay içerisinde camii bitirin” diye kesin emir verdi. Çalışmalar hızlandı ve bu muhteşem eser 1557 yılında tamamlandı. Açılışını Koca Sinan yaptı. Caminin iki tane ikişer, iki tane de üçer şerefeli dört minaresi vardır. Şerefelerin sayısı ondur. Bu da Kanuni Sultan Süleyman‘ın 10. Osmanlı Padişahı olduğunu göstermektedir. Caminin içi altmış metre eninde, elli yedi metre uzunluğundadır. Yaklaşık üç bin beş yüz metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. 138 penceresi bulunan cami, dört büyük sütun üzerinde asırlardan beri bütün ihtişamıyla ayakta durmaktadır. Osmanlı mimarisinin en güzel eserlerinden olan Süleymaniye Camii’nin yanında dört medrese, bir dârui-hadis, bir imaret, bir de sebil vardır. Bunlara Süleymaniye Külliyesi adı verilmektedir.


    EYÜP SULTAN CAMİ; İstanbul’da Eyüp semtinde bulunan bu cami ve türbe 670 yılında İstanbul’u kuşatmaya gelen Emevi orduları arasındaki, Peygamber sancaktarı Hz. Eba Eyyübi’l- Ensâri’nin hatırasına yaptırılmıştır. Fatih Sultan Mehmet‘in emriyle 1458 yılında inşa ettirilen cami, İstanbul’da yaptırılan ilk cami olması dolayısıyla önemlidir. Yurdumuzda en çok ziyaret edilen yerler arasındadır. 1766 yılındaki İstanbul depremi sırasında yıkılmış, daha sonra III. Selim tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Cami dikdörtgen biçimindedir. İki fil ayağı ve altı sütun üzerinde duran zarif kubbesi ile dikkatleri çeker. Ana kubbeyi 8 yarım kubbe çevrelemektedir. İki minaresi vardır. Mihrap ve minberi mermerden yapılmış olup duvarları nefis çinilerle süslenmiştir. Eyüp Sultan hazretlerinin türbesi de caminin hemen karşısındadır. Türbenin kapısı ile caminin kapısı aynı avluya bakmaktadır.

    Osmanlılar zamanında padişahların kılıç kuşanma merasimi bu türbede yapılırdı. Bugün de hergün yüzlerce, binlerce insanın ziyaret ettiği türbe, etrafındaki yaşlı çınar, selvi ağaçlarıyla ve ecdadımızın mezarlarıyla gezenleri manevi bir iklime çekip götürür.