Ülkemizdeki bir yöreyi seçiniz seçtiğiniz bu yere ait gelenekler benzerlikler farklılıklar

Konusu 'Ödevim var' forumundadır ve Ceren tarafından 26 Ekim 2015 başlatılmıştır.

  1. Ceren

    Ceren Süper moderatör

    Ülkemizdeki bir yöreyi seçiniz.seçtiğiniz bu yere ait geleneklerle kendi çevrenizdeki gelenekleri benzerlik ve farklılık açısından karşılaştırınız

    Ben Karadeniz Bölgesi'ni seçtim. Karadeniz Bölgesi'nin gelenek ve görenekleri şu şekilde:

    Yöre halkı büyük şehirlere göçe başladığından beri eski gelenekleri az da olsa terk etme yolunu tutmuştur. Ancak büyük çoğunluk eski, göreneklerine bağlıdır. Bu gelenek ve görenekler çoğunlukla eski söylentilere dayanır.

    Her yıl Mart ayının 14' ünde yılbaşı tutulur. O sabah erkenden kalkılır, deniz veya akarsudan su alarak eve gelinir ve sağ ayak ile eşikten geçilerek eve girilir. Su evin dört bir tarafına serpilir. Eğer hayvanlar varsa onların üzerine de serpilir. O gün kimse evine uğursuz gelir diye misafir kabul etmez, ancak ayağı denenmiş birisi varsa o eve çağrılır. Gelen kişi sağ ayağını içeriye atar yeni yılınız hayırlı olsun martınızı bozuyorum der o gece evde ısırgan veya paça pişirilir içine yeşil boncuk atılır. Bunları yerken boncuk kimin ağzına gelirse o yıl bu şahıs ekine başlar, aile içerisinde bol rızıklı kabul edilir. Yine Mart'ın 14 ünde gün tutulur. Mart'ın 14'ü, Mart 15'i , Nisan 16'sı, Mayıs v.b. aylar olarak adlandırılır. O günlerdeki havanın durumuna göre o ayların nasıl geçeceği hakkında fikir yürütülür.

    6 Mayıs'ta hıdrellez tutulur. Bu gün Hızır ve İlyas Aleyhissamların bir araya geldiğine ve artık kış ayının bitip güzel günlerin geleceğine inanılır. Yine akşamdan 3-5 genç kızlar niyet tutarak bir gül ağacının dibine yüzüklerini gömerler. Sabahleyin mani okuyarak onları çıkarırlar. Söylenen maninin manasına göre talihlerini denerler.

    Mayıs Yedisi (Aksu Şenlikleri)

    Her yıl Mayıs ayının 7'sinde (Miladi 20 Mayıs) kutlanır. 1977 yılına kadar "MAYIS YEDİSİ" adıyla sürdürülen törenler bu tarihten sonra "AKSU ŞENLİKLERİ" adını almıştır. Daha sonra 1992 yılı başında alınan yeni bir kararla daha geniş kitlelerle sosyal ve kültürel ilişkilerin sağlanması ve sürdürülmesi amaçlanarak adının "ULUSLARARASI KARADENİZ AKSU FESTİVALİ" olması kabul edilmiştir. Her yıl 20 Mayıs günü Giresun'un doğusunda bulunan Aksu Deresinin deniz ile birleştiği yerde insanlar toplanırlar. Özellikle hastalar, dertliler, çocuğu olmayanlar, dilekleri olanlar Aksu Deresinin kıyısına giderler bir dilek dileyip yedi çift bir tek taşı suya atarlar. Aksu mahallinde yapılan bu törenler üç ana bölümden oluşur.

    1-SACAYAKTAN GEÇME GELENEĞİ: Soyun sürdürülmesi kültürüne dayanır. Çocuğu olmayanlar dilekte bulunarak üç kez sacayaktan geçerler. Üç kutsal sayılan bir rakamdır. Sacayak ana rahminin simgesidir.

    2-DERE TAŞLAMA GELENEĞİ: İlkbahar , doğanın hayat bulduğu mevsimdir. Doğanın getirdiği yaşama zevkiyle insanlar da bütün kötülüklerden arınmak gereğini duyarlar. Aksu Deresinin denize döküldüğü yerde toplanan insanlar "Derdim Belam Denize" diyerek yedi çift bir tek taş atarlar. Yedi kutsallığı olan bir rakamdır. Tek taş, dileğin yerini bulması için atılan sonuncu taştır.

    3-ADANIN ETRAFINI DOLAŞMA GELENEĞİ: Soyun sürdürülmesi inancıyla yapılan sacayaktan geçme geleneği Ada'nın etrafının dolaşılmasıyla tamamlanır. Ada turu Hamza Taşı'nın önünde başlar. Yine Hamza Taşı'nın önünde son bulur. Törenin amacı; soyun sürdürülmesi, belaların denize atılması, döllenmenin bu mevsimde başlaması ve toprağın bereketlenmesi.



    Yaşadığım bölge ise Ege Bölgesi. Bu bölgenin gelenek ve görenekleri ise şöyle:

    Kız istenirken
    3 defa isteme tekrarlanır ve kız tarafı 3 de kısmet der Yani istenirken peşpeşe 3 defa Allah'ın emri deniyor

    Akraba evliliği kesinlikle yapılmaz

    En az yedi kuşak yabancıdan kız alınır veya verilir

    Kan davası mutlu ve acılı günlerde unutulur Ama kin devam eder

    Dostluklar derindir Cenaze evi 15 gün boyunca yemeksiz bırakılmaz

    Gelinler aile büyüklerini yatırmadan ve ellerini öpmeden uyumaz

    DÜĞÜN

    Afyonkarahisar’da evlenme törenleri sırasıyla şöyle oluşmaktadır: Dünür gezme(görücülük) söz kesilip kahve içme nişan(yavuklu olma) şerbet içilmesikarşılıklı sini( tepsiyle baş üstünde nişan hediyesi olan şeker çerez iç çamaşırı mendilçorap vb hafif eşya) gönderilmesi sini ardı (nişan tepsilerinin karşılıklı gönderilmesinden sonra kız evince yapılan yemek ziyafeti) kandillikler(kandil günlerinde gönderilen kına ve kandil helvası buna karşılık kız evinden oğlan evine bir tepsi ağzıaçık bir çeşit börek veya lokma) gönderilmesi hıdrellez daveti(nişanlık zamanı hıdrelleze rastlarsa oğlan tarafından “Hıdrellezlik” gönderilir Kuzu kesilerek yemekli kır daveti yapılır Bayramlık(kız evinden oğlan evine oğlan evinden kız evine karşılıklı çamaşır) kurban bayramında ise süslenmiş koç(oğlan evinden kız evine) gönderilir

    Nişandan düğün haftasına kadar bu töre ve gelenekler ailelerin maddî durumuna göre yapılır Düğün haftasından önce iki aile düğün nikah ve esvap kesme gününü tesbit eder hazırlıklara başlar Oğlan evi tarafı gelini tanınmış bir mağazaya davet eder Mağazada gelin için alınacak giysi ve gelinlik vb eşyaya bakılır Buna “Esvap Kesme” adı verilir Esvap kesmeyle beraber her iki taraf düğün için yakınları (eşdost ve akraba) davet etmek üzere “Okucu” adı verilen sözlü davetçi gönderirler Günümüzde ise davetiye kartları gönderilmektedir

    Kadın okuyucular düğün sahibinin yakınlarını ev ev dolaşarak düğüne davet ederler Böylece düğün başlamış olur Düğün dört gün devam eder Çarşamba günü düğünde oğlan evinde yemek davetleri öğleden itibaren başlar

    Akşam yemeğine daha çok gençler(damadın arkadaşları) davet edilir Aynı gün öğleden sonra “Saç Kesme” yapılır Kaynananın başkanlığında kalabalık bir kadın grubu oğlan evinden kız evine gider Kız evinden en az iki tefçi kadın oğlan evinden gelen kadın grubunu ayakta tef çalarak ve türkü söyleyerek düğün evinin merdiveni başında veya taşlığında karşılar Kız evinden çağrılmış olan misafirler diğer davetlilerle birlikte toplanır Çengiler durmadan türkü söylemeye devam eder Gelin kız kaynananın bulunduğu yere gelir Kaynananın ve misafirlerin ellerini öptükten sonra kaynananın önüne diz çöker Önce kaynana görümce teyzeyenge(amca dayı hanımları) birer ikişer saç Tlfini kesmek suretiyle “Saç Kesme” töreni yerine getirilir Bu törende kaynana geline ziynet olarak ne takacaksa (altın inci gerdanlık küpe bilezik vb) sırasıyla takar Tören bittikten sonra gelişlerinde olduğu gibi giderlerken de çengiler ayakta çalarak uğurlarlar Saç kesme töreninin akşamı “Kına Gecesi” yapılır

    DOĞUM
    Doğumun ailede yarattığı sevincin eşe dosta duyurulması ve paylaşılması çevresine oturan köklü bir gelenektir Etrafına kümelendirilen seremon ve törensel geçişler adete protokol gibi esnetilmeden uygulanır Günlerce süren bir kutlamalar silsilesi içinde sürdürülür Bebek ve anne için doğumdan iki üç hafta sonra evin misafir ağırlanan odasının baş köşesine normal boyundan daha yüksek bir yatak süslenir Bu yatak ailenin bebeği için yapılır Yatağın süsleme malzemeleri ailenin ve yakınlarının çeyizlerinden bir araya getirilen birbiriyle uyumlu sim sarma renkli nakış ve tel kırma tekniklerinde işlenen baş tülbentleri çevre uçkur peşkir bohçalar bürümcük çarşaflarıdır Yatağın dört bir yanına çıta konur Çıtaların çevresi bürümcük çarşaflar veya benzeri kumaşlarla boğum boğum süslenir Yatağın arka ve baş yan duvarları ağır işlemeli şalvar kumaşları ile kaplanır Bu kumaş üzerine ortalanarak sim sırma işli bir bohça hafif eğimler verilerek zemine iğneleyerek şekillendirilir Bu şekillendirme malzemenin çokluğuna yapan kişinin becerisine bağlıdır Genellikle uçları açık S göbek kelebek takke şekilleri ile kompozisyonlar meydana getirilir Bunlar duyulan sevincin sembolü sayılır Yatağı ön st ve yan üst kısımları bir baş tülbendinin işli yerleri görünecek şekilde kapatılır Veya renkli ipek krepler iğne oyalı danelerin çapraz bükülmesi ile baklava biçimli kafes oluşturulur Kafeslerin ortasına külte inci ve altın tuğralar asılır Yatağın bir köşesine gelin tacından- bulunan tac krebinin içine sarımsak çörekotu ve tuz konularak sıçan denilen nazarlık yapılır ve asılır Gelin misafirleri ipekli bir kıyafetle karşılar Misafirlere kahve çay pasta börek yanında özel yapılmış baharatlı tarçınlı karanfilli sıcak loğusa şerbeti ikram edilir Doğu yatağı 40 gün ziyaret edilir

    SÜNNET
    Anadolu’da çocukla ilgili geleneksel işlemlerden en önemlilerinden biriside sünnet geleneğidir Çocuklar çoğunlukla okul çağına yakın veya ilkokul yıllarında ergenlik çağına girmeden sünnet edilmektedirler Sünnet tekli yaşlarda ve tören ise okulların kapanmasından sonra yaz mevsiminde yapılır Sünnet giysisi tören hazırlıklarının en önemli bölümünü oluşturmaktadır “Maşallah” işlemeli sünnet elbisesi alınır ve giydirilir Sünnet evinin misafir ağırlanan odasının baş köşesine normal boyundan daha yüksek bir yatak hazırlanır Sünnet yatağı da doğum yatağının aynı malzemelerle ve aynı şekilde yapılır Tek farkı sünnet çocuğunun ilgisini çekecek renkli ve ışıklı süslerin ağırlıklı ilaveleridir

    Her il ve yörede olduğu gibi Muğlada da geçmişten bugüne süregelen bazı inançların gereğini yerine getirmek gelenek ve görenek haline gelmiştir Bunları kısaca ele alacak olursak: Dini Bayramlarda Kandil ve Arife gibi kutsal sayılan günlerde ölüler ziyaret edilerek mezarlarına Mersin adı verilen yeşil bir bitkinin dalları bırakılır Halk inancına göre Mersin ölünün kabir azabını azaltır ona ortak olur ve ölünün üzerinde salavat getirir Ölüler gömüldükten sonra mezarın çevresine uzun ince kazıklar sokulur ve bu kazıklara boydan boya kefen bezinden yırtılarak elde edilen beyaz şeritler sarılır Bunun yapılmasının sebebi ise mezarın vahşi hayvanlarca deşilmesini engellemektir

    Kandil günlerinde ve ölülerin gömülmesinden hemen sonra mevlit okutulur Gene Kandil günlerinde ölenlerin yedinci ve elli ikinci günlerinde Lokma ve Katmer adı verilen hamur işleri yapılarak hayır için dağıtılır Muğlada ayrıca ölüler için de kurban kesme geleneği vardır Ölü kurbanları Kurban Bayramından bir gün önce yani Arife günü kesilir ve eti de aynı gün dağıtılır Muharrem ayında Aşure yapılır Lokma ve Aşure yapma geleneği Regaip Miraç ve Berat Kandili günleri için de geçerlidir Yapılan bu lokma ve aşureler konu komşuya dağıtılır Ayrıca namazdan sonra cemaate de yedirilir Muğlada ezana karşı ayrı bir saygı vardır Halk düğünde çalgılı toplantıda ve benzeri özellikteki eğlencelerde iken ezanın okunması halinde ezan bitinceye kadar eğlenceye ara verir Fal bakma büyü yapma rüya yorumu uğurlu uğursuz günler hayvan eşya ve çeşitli davranışların anlamlandırılması gibi bazı inançları da Muğlada görmemiz mümkündür Halen bazı köylerde fal bakan büyü yapan özel kişiler mevcuttur Salı günleri uğursuz kabul edilir ve hayırlı bir iş tutulmaz Cuma günleri ise uğurludur Hayvanlardan tavşan uğursuz tilki ise uğurludur Aksesuar olarak hemen hemen her çocukta nazarlık vardır Eskiden köy evlerinin kapılarına içi pamuk doldurulmuş zeybek giysili bezden bebekler asılırdı Bu da kudret ve dürüstlüğü simgelerdi Salı ve Cuma günleri çamaşır yıkanmaz çamaşır ve bulaşık suları her yere dökülmez Saçaklardan su damlalarının düştüğü yere çocuk bırakılmaz ve Zemheride çocuk çamaşırları dışarı asılmaz Geceleri ömür kısalır gerekçesiyle tırnak kesilmez Yeni doğan çocuklar kırkı çıkıncaya kadar yalnız bırakılmazlar Şeytanın değiştireceğine inanılır Ayrıca yeni doğan çocuklar günden güne zayıflıyorsa şeytanın değiştirdiği düşünülerek Allan Kavağına götürülür ve çocuğun elbiseleri buraya bırakılır Mevlitlerin okunması esnasında Günlük Ağacının kurutulmuş meyvesi yakılarak Buhur denen tütsü verilir Muğlada ayrıca göze çarpan bir özellik de evlat edinme geleneğidir Ekonomik durumu iyi olan aileler bakıma muhtaç olan çocukları kendi çocukları olsa bile evlatlık olarak yanlarına alırlar ve onları büyütürler Daha sonra da okutarak evlendirirler.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 26 Ekim 2015