Varlıklar alemi kaça ayrılır?

Konusu 'Dini Bilgiler' forumundadır ve Eylem tarafından 23 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. Eylem

    Eylem Süper moderatör Yönetici

    Varlıklar kaça ayrılır bunlar nelerdir


    GÖRÜNEN
    GÖRÜNMEYEN
    UZAY
    HAYVAN
    BİTKİ
    İNSAN
    MELEK
    CİN
    ŞEYTAN

    Varlıklar âlemini görünen ve görünmeyenler olmak üzere iki kısma ayırabiliriz.

    a.Görünenler; beş duyumuz olan görme, duyma, dokunma, tatma, koklama duyularımızla görebildiğimiz, deney yoluyla varlığını bilebildiğimiz varlıklardır. Gökyüzünde güneş, ay, yıldızlar, yeryüzünde insanlar, hayvanlar, ağaçlar, bitkiler, dağlar, denizler vb. varlıklardır. Bu varlıkların her birinin kendine özgü bir yapısı, şekli ve yaşam biçimi vardır.

    b.Görünmeyenler; gözümüzle göremediğimiz, fakat varlığını Allah'ın, peygamberlerine bildirmesiyle öğrendiğimiz varlıklardır. Melekler, cinler ve şeytan bunlardandır. Bu varlıkları beş duyumuzla bilemeyiz; deney yoluyla hakkında bilgi edinemeyiz. Bizler görmesek de onların var olduğuna inanırız. Çünkü bu varlıkların nitelikleri, görevleri ve niçin yaratıldıkları gibi konularda Kutsal Kitabımız Kur’an’da bilgiler verilmektedir.

    Varlık alemi, yalnız bu gördüklerimizle sınırlı değildir. İçinde bulunduğumuz evrende bu güne kadar görüp anlayamadığımız daha pek çok güç ve varlıklar vardır. Bunlar hakkında doğru bilgi edinebilmemiz için asılsız hurafeler yerine Kur’an’da ve Peygamberimizin hadislerinde bildirilen haberlere başvurmamız gerekir.

    İnsan gözü belirli koşullarda ve uzaklıktaki varlıkları görebilecek şekilde yaratılmıştır. Belirli koşullar derken maddi şartları kastediyoruz. Hatta insan mikrop gibi çok küçük nesneleri bile çıplak gözle göremez. İnsan gözü ruhsal ve manevi varlıkları görebilecek özellikte yaratılmamıştır.

    Bazı insanlar manevi varlıkları gözleriyle göremedikleri için onlara inanmak istemezler. Bu varlıklar Allah’ın yarattığı latif varlıklar olduklar için, akıl onların varlığını bulamayabilir. Ancak biraz düşünülürse böyle varlıkların bulunabileceği anlaşılır. Günlük yaşamımızda gözlerimizle göremediğimiz fakat mutlak surette varlıklarını kabul ettiğimiz o kadar çok şey vardır ki...Mesela ruh ta gözle görülmeyen fakat varlığı herkes tarafından kabul edilen bir olgudur. Bu günkü psikoloji bilminin konusunu da ruh oluşturur.

    Modern bilimler doğal olarak maddi varlıkları konu edinirler. Bundan daha tabii bir şey olamaz. Çünkü müspet bilimlerin çalışma yöntemleri bunu gerektirir. Modern bilimlerin konusu maddi varlıklar olduğu için konusu alanına girmeyen manevi ve ruhsal varlıkları inkar ettikleri iddia edilemez. Sadece konusu ve alanı içerisine girmediği için manevi alemi inceleme konusu yapmazlar. Nasıl manevi alemi ve varlıkları incelenme konusu edinen bilimler maddi varlıkları reddetme anlayışı içerisinde olamazlarsa aynı şekilde müspet bilimlerin de manevi alemi ve varlıkları inkar ettikleri anlamı çıkarılamaz.

    Kur’an’da imanın gayb alemine olacağı çeşitli ayetlerde belirtilmiştir. Gayb alemi ise görülmeyen ve bilinmeyen alem demektir. O zaman maddi aleme iman olmaz. İman manevi alanı kapsar. Birisi size ‘şu sıranın burada olduğuna inanın’ dese bu söz doğru ve mantıklı olmaz. Çünkü o nesnenin varlığı beş duyu ile algılanabilecek özelliktedir. Fakat örneğin meleğin varlığı beş duyu ile kanıtlanabilecek bir durum değildir. İşte melek, ruhani aleme ait bir varlık olduğu için iman alanına girer.

    Kur’anı Kerim’in ilk suresi olan Fatiha suresinin ilk ayetinde hamdin alemlerin Rabbi olan Allah’a olduğu vurgulanmıştır. O zaman pek çok alemin varlığından bahsedilmektedir. Görmediğimiz pek çok alem ve bu alemlere ait varlıkların varlığı söz konusudur. Eski uygarlık ve kültürlerde peri vb. efsanevi varlıkların insanlarla ilişkisinden söz edilir. Müslümanlıkta böyle bir inanç yoktur. Üzerimize düşen görev dinimizin bize bildirdiği manevi ve ruhani varlıkların var olduğuna inanmak ve bu alanda uydurulmuş olan batıl inanç ve hurafelere kulak asmamaktır