Vatan ve Bayrak Sevgisi İle İlgili Şiirler

Konusu 'Kıta kıta şiirler' forumundadır ve Lavinia tarafından 7 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Vatan ve Bayrak Sevgisi Şiirleri

    Vatan Türküsü

    Dalgalanır bayrak,
    Dalgalanır fatihalar bayrakta.
    Siz ta Orta Asya'dan beri
    Uyursunuz, uyanırsınız,
    Siz düşünürsünüz bu toprakta.

    Yaprak yeşilindeyken, su mavisindeyken gücünüz
    Memleket sizden çoğalmakta.
    Yükselmemiş midir göğe karşı,
    Kelime-i şahadetler yer yer,
    Bütün soluğunuz bu toprakta.

    Sizin aldığınız rüzgar, sizin verdiğiniz sessizlik
    Kırmızıda, akta.
    Çalışmanızın
    Ölümsüzlüğünüzün kımıldanışı
    Buğday buğday, bu toprakta.

    Allah bir nefes gibi yakın
    Gökyüzü bir nefes kadar uzakta.
    Gidecektir kainatın son zerresine dek
    Hürriyetiniz, bu toprakta.

    Gidecektir kuvvetli soyunuzla, sonsuz nesillerden,
    Şerefte, fazilette, hakta,
    Hizmetiniz
    Varlığınız
    Can can aksedecek bu toprakta.

    Adınız tek.
    Adınız bir milletle ayakta.
    Kimi vatan der
    Kimi Mehmetçik,
    Yaşamanız bu toprakta.

    Faruk Nafiz Çamlıbel

    BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

    Şehitler tepesi boş değil,
    Biri var, bekliyor...
    Ve bir göğüs nefes almak için
    Rüzgâr bekliyor.

    Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye,
    Yattığı toprak belli,
    Tuttuğu bayrak belli.
    Kim demiş Meçhul Asker diye?

    Destanını yapmış,kasideye kanmış...
    Bir el ki ahretten uzanmış,
    Edeple gelip birer birer
    Öpsün diye faniler.

    Öpelim temizse dudaklarımız...
    Fakat basmasın toprağına
    Temiz değilse ayaklarımız.

    Rüzgârını kesmesin gövdeler...
    Sesinden yüksek çıkmasın
    Nutuklar,kasideler!

    Geri gitsin alkışlar,geri...
    Geri gitsin ellerin
    Yapma çiçekleri!

    Ona oğullardan,analardan
    Dilekler yeter...
    Yazın sarı,kışın beyaz
    Çiçekler yeter.

    Söyledi söyleyenler demin...
    Gel süngülü yiğit,alkışlasınlar,
    Şimdi sen söyle,söz senin!

    Şehitler tepesi boş değil,
    Toprağını kahramanlar bekliyor...
    Ve bir bayrak dalgalanmak için
    Rüzgâr bekliyor.

    Destanı öksüz,sükûtu derin
    Meçhul Askerin...
    Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;

    Yattığı toprak belli,
    Tuttuğu bayrak belli...
    Kim demiş Meçhul Asker diye?

    Arif Nihat ASYA

    BAYRAK

    Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
    Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
    Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
    Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

    Sana benim gözümle bakmayanın
    Mezarını kazacağım.
    Seni selâmlamadan uçan kuşun
    Yuvasını bozacağım.

    Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
    Gölgende bana da, bana da yer ver.
    Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
    Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

    Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
    Kızıllığında ısındık;
    Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
    Gölgene sığındık.

    Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
    Barışın güvercini, savaşın kartalı
    Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
    Senin altında doğdum.
    Senin altında öleceğim.

    Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
    Yer yüzünde yer beğen!
    Nereye dikilmek istersen,
    Söyle, seni oraya dikeyim!

    Arif Nihat Asya

    DUR YOLCU

    Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın,
    Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
    Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
    Bir vatan kalbinin attığı yerdir!…

    Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
    Gördüğün bu tümsek Anadolu’nda
    İstiklal uğrunda, namus yolunda,
    Can veren Mehmed’in yattığı yerdir!

    Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
    Son vatan parçası geçerken ele,
    Mehmed’in düşmanı boğduğu sele,
    Mübarek kanını kattığı yerdir!...

    Düşün ki haşrolan kan, kemik, etin
    Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,
    Bir harbin sonunda bütün milletin,
    Hürriyet zevkini tattığı yerdir!...

    NECMETTİN HALİL ONAN