Virüs Hastalıkları Ve Belirtileri

Konusu 'Biyoloji' forumundadır ve Chanyeol tarafından 13 Temmuz 2016 başlatılmıştır.

  1. Chanyeol

    Chanyeol Süper moderatör Yönetici

    Virüs Hastalıkları

    Virüs hastalıkları, virüs vücutta canlı ve sağlıklı hücreleri enfekte edebilen mikroskobik taneciklere verilen addır. Bir konak hücreyi enfekte ederek çoğalabilen virüsler, insan vücudunda birçok hastalığa yol açabilir. Virüs nedeniyle oluşan hastalıkların tedavisi oldukça zordur. Virüsler için antibiyotiklerin bir etki mekanizması yoktur. Virüs nedeniyle oluşabilecek hastalıklardan korunmanın en iyi yolu bağışıklığı kuvvetlendirmek adına aşı yaptırmaktır.
    Virüs hastalıkları
    Zatürre: Akciğer enfeksiyonu olarak bilinen hastalık virüslerin yol açtığı hastalıklar arasındadır. Sancı, ateş ve öksürük gibi belirtileri olan zatürre ciddi bir akciğer hastalığıdır. Hastalık virüs nedeniyle oluşabileceği gibi bakteri ya da mantar nedeniyle de ortaya çıkabilir.
    Grip: Daha çok kış aylarında salgın şekilde ortaya çıkan üst solunum yolu hastalığıdır. Gribe yakalan insan iş hayatında, sosyal hayatında ciddi anlamda sıkıntı çeker. Bulaşıcı bir hastalık olan grip, virüs kaynaklı ortaya çıkar. Solunum yollarına yerleşen ve bölgede çoğalarak yaşamını sürdüren virüsler gribe yol açarak kişinin yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürür. Titreme, terleme, üşüme, halsizlik, yorgunluk, burun akıntısı, hapşırık, göz kızarması, burun kaşıntısı ve ateş gibi belirtilere yol açan bir hastalıktır.
    AIDS: Bağışıklık yetmezliği sendromu olarak tanımlanan AIDS, HIV adında bir virüsün neden olduğu, ciddi ve bulaşıcı bir hastalıktır. AIDS, kan yoluyla, cinsel yolla, doğum sırasında ya da emzirme yoluyla bulaşabilir. HIV virüsü kapıldığında hastalıklara karşı direnç gösteren bağışıklık sistemi çöker. Dolayısıyla farklı hastalıklara yakalanma riski de artar. Vücutta HIV virüsü varlığı her zaman AIDS anlamına gelmez. AIDS her yaş grubunda ve her iki cinste de görülebilen bir hastalıktır. AIDS'nin varlığı kan testiyle tespit edilir. AIDS belirtileri ve klinik bulgular virüs bulaştıktan sonraki dönemlerde farklı şekillerde yaşanabilir. AIDS'nin ilk belirtileri, ateş, faranjit, lenf bezi büyümesi, deri döküntüleri, eklem ağrıları, ishal, pamukçuk, mide bulantısı, kusma, baş ağrısı, dalak ve karaciğer büyümesi olarak sıralanabilir. Yaşanan belirtiler virüs kapıldıktan sonra 2-6. haftada ortaya çıkmaya başlar.

    Kabakulak: Eskiden daha fazla görülen kabakulak, günümüzde geliştirilmiş aşılar sayesinde çok sık görülmeyen virüs kaynaklı, ciddi bir hastalıktır. Aşı yapılmayan gençlerde ya da erişkinlerde kabakulak görülme olasılığı oldukça yüksektir. Kabakulağa yol açan virüs -6 derecede günlerde, -65 derecede ise uzun yıllar canlılığını koruyabilir. Damlacık yoluyla, direkt temasla ve türürük yoluyla bulaşan hastalık, kadın, erkek ve çocuk olmak üzere her yaş grubunda görülebilir. Baş ağrısı, tükürük bezinde hassasiyet, kulak ve çene ağrısı, kulak, yüz ve çenede şişlik gibi belirtilerle seyreden bir hastalıktır. Kulak bölgesinde gerçekleşen şişmeyle kulak kepçesi dışa ve yukarı doğru yön değiştirir. Tükürük bezlerinde gelişen şişmeyle birlikte yüksek ateş görülebilir. Beyin zarı ve doku iltihabına, testis ve yumurtalık iltihabına ve pankreas iltihabına yol açabilir.
    Zona: Ağrılı, ciltte kabartı, kaşıntı ve döküntüye yol açan, virüs kaynaklı bir cilt hastalığıdır. Halka arasında gece yanığı olarak da bilinir. Belli bir bölgede gelişen döküntü kemer veya bant şeklinde olur, Döküntü önce su toplayarak sonra kabuk tutan kabarcıklara dönüşür. Su çiçeğine yol açan varisella zoster adlı bir virüs nedeniyle oluşan zona virüsü vücuda yerleştikten sonra yıllarca herhangi bir şikayete yol açmadan sinsi bir şekilde kalabilir. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı bir anda virüs aktifleşerek zonaya yol açar. Stres, depresyon,, travma, 50 yaşını geçmiş olmak, yorgunluk, kullanılan bazı ilaçlar, çeşitli hastalıklar, su çiçeği geçirmiş olmak zonayı tetikleyen faktörler arasında yer alır. Tedavisinde erken tanının önemi büyüktür. Tanıdan sonra virüse direnç sağlayacak ilaç kullanılır. Kullanılan ilaç yaşanan ağrıları hafifletir ve hastalığın daha kısa sürede iyileşmesini sağlar. Hastalık ilerlediğinde ve müdahale edilmediğinde çok daha ciddi sorunlar yaşanabilir. Ağrı ve yanma başladıktan en geç 3 gün sonra ilaç tedavisine başlanması gerekir. Aksi halde zona sinirleri etkileyebilir.