Yanlış Hesap Bağdat'tan Döner Atasözünün Çıkış Hikayesi

Konusu 'Atasözleri ve Deyimler' forumundadır ve Nehir tarafından 9 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Yanlış Hesap Bağdattan Döner Atasözünün hikayesi ve anlamı

    Anlamı; Bu atasözü, “insanların birbirleriyle ilişkilerinde doğru ve dürüst olmaları gerektiğini aksi hâlde, er veya geç hilekârlıklarının gizli kalmayıp ortaya çıktığında mahçûp olacaklarını” anlatmak için kullanılır.

    Hikayesi; Ticari Nakliyatın kervanlarla yapıldığı devirlerde, İstanbullu bir tüccara ipekli kumaş, kürk, mücevherat, deri, hurma, pirinç ve benzeri mallar getiren bir kervancı, getirdiği malların parasını alırken daima zorluk çekermiş.

    Bir seferinde, İstanbullu tüccar, hesap görürken, çarpma ve toplamalarda kasden hile yaparak, zavallının beş yüz altınını iç etmiş.

    Zavallı kervancı önceleri farkına varmamış, kervan hareket etmiş, İstanbul’dan çıkıp Şam, Halep, Bağdat, Beyrut ve Mısır’a kadar uzun bir sefer yapacakmış. Tüccar; “Deve yürüyüşü ile kervanın Mısır’a gidiş dönüşü altı ay sürer, hilemi yutturdum, bir daha dönün-ceye kadar da unutulur ve kaynar gider,” der sevinirmiş.

    Kervancı Bağdat yoluna düşmüş. Fakat yol uzun, vakit te bol olduğundan, deve üstünde hem gider, hem de İstanbul’da muhtelif tüccarlara sattığı malların hesaplarını bir daha incelermiş. Bu arada, hilekâr tüccardan yediği kazığın farkına varmış.

    Kervanı oğluna ve ortağına teslim etmiş:

    “Beni Bağdat’ta bekleyin. Ben İstanbul’a dönüyorum, şu hesabı temizleyeyim, çabucak size yetişirim,” demiş.

    En iyi arap atlarından birisine atlayıp, üç beş gün sonra İstanbul’a gelmiş. Fakat doğrudan doğruya bu hilekâr herife gidip durumu anlatsa, parayı alamayacağını bildiğinden bir plân hazırlamış. İstanbul’daki dost ve hemşehrileriyle birlikte plânı tatbik etmişler.

    Ertesi sabah, tüccarın, kapalı çarşıdaki dükkanına iki kadın gelmiş. İkisinin de elinde Tunus işi maroken birer çanta ve içinde pek çok inci, elmas, küpe, yüzük, beşi bir yerde ve kıymetli pırlantalar varmış.

    Kadınlar:

    “Biz Hicaz’a gideceğiz, sorduk soruşturduk, en güvenilir tüccar olarak sizi tavsiye ettiler, bunları size emanet bırakacağız. Hicaz’dan, sağ salim dönmek kısmet olursa gelir alırız, yok o mukaddes topraklarda ölürsek, size helâl olsun, bir kısmı ile bize hatim okutursunuz,” demişler.

    Tüccar sevinmiş, heyecanlanmış, telaşlanmış, kendi ayağıyla gelen bu yüklü kısmetin neşesiyle kadınlara binbir ikram ve izzette bulunurken, kervan sahibi tam bu sırada dükkâna damlamış. Tüccar kervancıyı görünce şaşırmış, kervancı kısaca derdini anlatmış.

    “Ha evet, sen gittikten sonra ben de hesapları incelerken farkına vardım. Haklısın, hatta senin paranı ayırdım, çocuklarıma da vasiyet ettim, ben haramdan ve kul hakkından çok korkarım, buyurun paranızı.” demiş.

    Kervancı, altınları kemerine yerleştirmiş, fakat o sırada kadınlar da gitmek için ayağa kalkmışlar:

    “Biz artık bu sene Hicaz’a gitmekten vazgeçtik. Allaha ısmarladık,” demişler. Dükkan sahibi tüccar, plânı anlamış, kızmış, köpürmüş ve kervancıya bağırmış:

    “Böyle döne döne hesap mı olur? İlk yaptığımız hesap doğru idi. Bu münasebetsiz zamanda, nereden çıktın geldin başıma? Hani sen Bağdat’a gidiyordun, ne çabuk döndün?”

    Kervancı, “Yutturduğun yanlış hesap, Bağdat’tan geri döndü,” diye cevap verip, dükkandan çıkıp gitmiş.