Yapay Diller ile ilgili bilgi

Konusu 'Bilgi bankası' forumundadır ve Ayaz tarafından 3 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. Yapay Diller hakkında bilgi

    Yeryüzündeki insanların başka başka dilleri konuşmaları, bu insanlar arasında kurulan çeşitli ilişkilerde dil güçlüğünün Önemli bir sorun olarak ortaya çıkması, eskiden beri, değişik ulusların her birinin konuşacağı, kullanacağı bir yapma dilin meydana getirilip getirilemeyeceğini düşündürmüştür.

    Uluslararası ilişkilerde büyük kolaylıklar sağlayabilecek böyle bir dil yaratma konusunda bugüne değin 500 kadar denemeye girişildiği bilinmektedir. Daha XVII. ve XVIII. yüzyıllarda DESCARTES ve LEIBNIZ’in de ilgi duyduğu ve desteklediği bu çabalar arasında, bilimsel incelemelere yönelenler de vardır. Ancak son yıllarda pek çok dil bilgininin ve pek çok kimsenin, böyle bir dilin, anadilinin yerini tutamayacağı kanisim paylaşmaları nedeniyle, son denemeler, daha çok, ortak bir ikinci dil, “dünya yardımcı dili” ortaya koyma yolunda olmuştur.

    Bilindiği gibi, gündelik konuşmalarımızda kollanılan sözvarlığı, sözcük sayısı çok sınırlıdır. Hele, kültür bakımından düşük bir düzeyde bulunan kimselerin bir gün içinde kullandıkları kelimeler sayılacak olursa, bunların birkaç yüzü bile bulmadıkları görülür. Ünlü sanatçıların, romancıların sözvarlığının bile kimi zaman 5-6000 sözcük do*layında olduğu görülür, İşte, yapma dil meydana getirmek isteyen kimseler, günlük konuşmalarda kullanılan dilin bu özelliğinden yararlanmışlar, böyle, sınırlı bir çerçeve içindeki kavramlara değişik dillere uya*bilecek karşılıklar bulma yoluna gitmişlerdir.


    Yapma dillerin en ünlüsü Esperanto’dur. Çocukluğunda çeşitli uluslardan çocukların okuduğu bir okula giden ve anlaşma zorluğunu pek erken tadan Polonyab hekim Dr. L.L.ZAMENHOF tarafından meydana getirilmiştir (1878-1887).

    Esperanto sözcüğünün bu dildeki anlamı ‘ümit eden’dir. Bu ad da Dr. Zamenhof un, dilin yayılacağı, benimseneceği yolundaki umudu*nu yansıtmaktadır. Esperanto, öteki yapma dillere oranla gerçekten en çok yayılan, en benimsenendir. Bugün birçok ülkede bu dili yaymaya, öğretmeye yönelen kuruluş ve dernekler vardır. Kimi ülkelerde, bu dilde dergi ve gazeteler yayımlanmaktadır.

    Esperanto, hiç dışına çıkılmayan 16 kurala dayanır; böylece, öğrenilmesinin kolaylaşacağı düşünülmüştür. Bu dilde yazılmış bir metin okunduğunda, İtalyancayı andıran bir izlenim uyandırmaktadır. Esperanto. -. ad olan sözcükler /o/, sıfatlar /a/, belirteçler /e/ ile biter. Yine öğrenilmesinin kolaylaştırılması amacıyla, sözvarlığına Latince, Fransızca, Almanca, İngilizce gibi dillerden, çok bilinen kimi sözcükler katılmıştır. Bir fikir edinmeyi sağlamak üzere bu dildeki sayılan gösterebiliriz.

    0 nul 3 tri 6 ses 9 nau

    1 unu 4 kvâr 7 sep 10 dek

    2 dn 5 kvin 8 ok

    Yapma dillerin öteki örnekleri arasında J.M. Schleyer’in 1879′da yaptığı Volapük’ü, Fransız dilcisi L. de Beaufront’un, arkadaşlarıyla hazırladığı JdVyu, Universal ve Occidental adlı dilleri gösterebiliriz.

    Mithat Sertoğlu’nun saptadığına göre” bizde, 1605′te ölen Mehmet Muhiddin, bütün insanların, hiç olmazsa bütün ortadoğu uluslarını yordamında da böyle bir demeğin ilk kes 1928′de kurulduğuna Milyonanın anlaşmalarım sağlamak üzere bir yapma dil meydana getirmişti. 1580 tarihini taşıyan bir yazmada özellikleri gösterilen bu dil, Bâlîbilen adını taşıyordu.

    Daha önce değindiğimiz gibi dil, bir toplumun düşünce yapışım, anlatım yollarım gösteren, onu toplum yapan, insanın toplumla en sıkı bağlarım oluşturan ve bilinçaltına inen, kültürün en güçlü öğesidir. Biz anadilimizle toplumun bir parçası oluruz. İşte bu nedenle yapma bir dilin anadili olarak benimsenmesi güç, daha doğrusu olanaksızdır. Bunun tersini düşünebilmek için dilin bir ulusun kültür serveti olduğu, insanla toplum arasındaki en sıkı bağları oluşturduğu, sürekli ve topluma bağlı bir biçimde değiştiği gerçeklerini de bir yana bırakmak gerekecektir.

    Bunu göz önünde tutarak yapma dillerin tutunma, benimsenme ve yayılma şansları olmadığı kanısını paylaşan dil bilginleri gibi, şimdi hu türlü dilleri savunan ve yayılmalarını isteyenler de yapma dillerin ancak birer ikinci dil, uluslararası anlaşma ve çalışmalarda yararlanılacak bir yardımcı dil olarak öne sürülmesi gerektiği görüşünü benimsemekte ve bu yolda çaba harcamaktadırlar.