Yıldırım Beyazıt Kimdir Hayatı Kısaca

Konusu 'Ödevmatik' forumundadır ve Demir tarafından 10 Temmuz 2013 başlatılmıştır.

  1. Yıldırım Beyazıt Kimdir Kısaca

    Osmanlı sultanlarının dördüncüsü .
    Saltanatı: 1389 – 1402
    Babası:Murad – ı Hüdavendigar – Annesi: Gülçiçek Hatun
    Doğumu: 1360 Vefatı: 1403

    Sultan Murad – ı Hüdavendigar’ın oğlu olup , 1360 senesinde Gülçiçek Hatun’dan doğdu . Ufak yaştan sonra yaşadığı dönemin en seçkin alimlerinden ilim öğrendi . Kıymetli kumandanlardan askerlik , Orduyu hızlı yönlendirme sevk ve idare derslerini gördü . 1381 senesinde hükümet idaresinde yetişmesi amaçlı olarak Kütahya’ya vali atama edildi . 1389′da haçlı ordusu ile yapılmış olan Birinci Kosova savaşına katılarak oldukça büyük kahramanlık gösterdi . Babası Sultan Murat , bu savaş bitiminde bir asker olan Sırp asilzadesi Sırplı tarafından şehit edilince , hükümet ileri gelenlerinin ortak kararıyla Osmanlı tahtına geçti .
    İlk olarak Sırbistan işlerini yoluna koyan Yıldırım Beyazıt Bu arada kendisine karşı ittifak eden Anadolu Beylikleri üst kısmına yürüdü . Hızla davranış ederek Aydınoğulları , Saruhanoğulları , Germiyanoğulları , Menteşe ve Hamidoğulları beyliklerini ortadan kaldırdı ( 1390 ) . Karamanoğulları beyliğini itaat altına aldı ( 1391 ) . 139bir’de İstanbul’u muhasara etti ve yedi aylık bir kuşatmadan bir sonra şehirde bir Türk mahallesi oluşturulması , bir cami yapılması ve senelik verginin artırılması şartıyla uzlaşma yaptı . 139iki’de Kastamonu üst kısmına yürüyerek , Candaroğlu topraklarını ele geçirdi . 1394′te Selanik ve Yenikent’i ( Mora ) alan Osmanlı orduları , Teselya ve Arnavutluk’a yakınlarına kadar ilerlediler .
    Yıldırım Beyazıt’ın 1395′te İstanbul’u iki. kez muhasarası yeni bir haçlı ordusunun hareketine yol açtı . Tüm Avrupa milletlerinden oluşan haçlılar , Osmanlılara ait Niğbolu kalesini kuşatmışlardı . Yerine yaraşır bir hızla gelen Sultan Beyazıt haçlıları Niğbolu kalesi önünde gösterişli bir bozguna uğrattı ( 25 Eylül 1396 ) . Esir edilen ve fidye karşılığı özgür bırakıldıktan bir sonra padişaha karşı bir ek olarak savaşmamaya yemin eden Avrupalı asilzadeler ve şövalyelere Yıldırım Beyazıt Han böyle diyordu:
    ” Ettiğiniz yeminleri sizlere geri iade ediyorum . Gidiniz , tekrar ordular toplayınız ve bizim üzerimize geliniz . Bana bir kere daha yengi elde etmek fırsatı sağlamış olursunuz . Zira ben , Allahü tealanın dinini yaymak ve O’nun rızasına kavuşmak için bu dünyaya gelmişim . “
    Niğbolu zaferinden bir sonra Osmanlı akıncıları Macaristan içlerine civarında girerek pek birçok ganimetlerle döndüler . 139yedi’de İstanbul’u üçüncü kez kuşatan Bayezid , Bizans’ın denizle bağlantısını kesmek amaçlı Anadolu Hisarı’nı inşa ettirdi .
    Yıldırım Beyazıt’ın 1398′de Karaman ve 1399′da Dulkadirli topraklarına girmesinden bir sonra topraklarını kaybeden Anadolu beyleri Bu arada Hindistan seferinden dönen Timur’a sığınarak , onu Osmanlı sultanına karşı kışkırttılar . aynı zamanda Timur’dan kaçan Karakoyunlu ve Cezayir beyleri de Yıldırım Beyazıt’ı Timur’a karşı tahrik ediyorlardı . Bu tahrikler ve Timur’un Osmanlılara ait Sivas’ı alması neticesinde iki büyük Türk hakanını Ankara’da karşı karşıya getirdi . Çubuk ovasında yapılmış olan ve birçok kuvvetli geçtiğimiz muharebe bitiminde Osmanlı ordusu , mağlubiyete uğrarken , Yıldırım Beyazıt da esir düştü ( 28 Temmuz 1402 ) . Esaret zilletini çekemeyen Yıldırım Beyazıt Han yedi ay bir sonra kederinden ve soluk darlığından kırk 4 yaşında vefat etti ( 1403 ) . Timur Han vefat haberini alınca: ” Yazık oldu , büyük bir mücahidi kaybettik . ” demekten kendini alamadı .
    Sultan Yıldırım Beyazıt , çevik , atılgan , cesur , sürenin hadiselerini kavramış harika bir kumandandı . Anlık olaylar karşısında soğukkanlılığını muhafaza ederek hüküm verir ve ordusunu hızla aradığı yere bir an önce sevk ederdi . Adaleti birçok meşhurdu . Alimlerin sohbetinde bulunur , onların Allahü tealanın talimat ve yasaklarını bildiren sözlerini gönülden onay ederdi . Evliyaya birçok hürmette bulunurdu . Osmanlı topraklarının her tarafında cami , mescit , darüşşifa , medrese , imaret ve misafirhaneler yaptırdı . Ek Olarak tüm bu imarethaneler amaçlı genişçe vakıflar kurdurdu . Bursa’daki Ulucami yaptığı en mühim eseridir