Yunus Emre'nin Sanat Anlayışı Hakkında Bilgi

Konusu 'Bilgi Zemini' forumundadır ve Ayaz tarafından 7 Temmuz 2014 başlatılmıştır.

  1. Yunus Emre'nin Sanat Anlayışı Kısaca

    Yunus Emre , çeşitli görüşlerini , eserlerinde meydana koymuştur . Bilim , haber , gerçek , Allah , vefat , aşk bunun için aynı konularda ki düşüncelerini bir potada eritmiştir . Ermişler aşamasına erişmek ve yetişkin insan olmak için çok çalışmış , sonrasında da en yüksek manevi makama ulaşmıştır .
    Yunus’a karşı bilim bir amaç değil , araçtır . Nedeni Ise bilimi kendilerine amaç edinenler , kendi kendilerini dünyanın merkezi sanırlar ve bu bilgileriyle üstünlük taslarlar . Halbuki Yunus’a karşı , mutlak varlıktan başka varlık yoktur ve bütün var olanlar Allah’ın ( Mutlak Varlığın ) çeşitli görüntülerinden bir başka şey değildir . Kendisine tanıdığı varlık ise yanlızca bir kurgudur . Gerçek varlığa ulaşma , bu kurgudan kurtulmadır , varlıkta yok olmadır

    Yunus’un öğütlediği töre , mistik ve gerçek yaşamın mecburi kıldığı çile ve aşktır . İnsan , ateş , gökyüzü , su ve toprak olmak üzere 4 öğeden oluşur . Bu 4 öğe , can ile birleşerek birlik ve yücelik kaynağı olabilir .
    Yunus , körü körüne kaderci anlayışa karşı çıkar . Onda yaşamın coşkusu ve sevinci görülür . Ona karşı insan , sürekli olarak bir değişiklik içindedir ve bunun için tekrar doğma denilmektedir . Ölmek de bir bakıma tekrar doğmaktır . Ölmek ve böyle sonsuzda hayatını sürdürmek ” mukadder ” olduğuna karşı , ikamet ettiği sürece yararlı işler yapmak; eserler bırakmak gerekir . Hayat , yeryüzünde hayatını sürdürmek , bu amacın gerçekleştirilmesi için bir araçtır .
    Yunus Emre , milletimizin değerlerini , görüşlerini yansıtan büyük bir sanatçıdır . O’nun deyişlerinde , geçmişteki kültürümüzün izleri görülür . Bunun yanında , şekil , dil , söyleyiş ve ölçü durumundan da milli sanatçımızdır . Mısralarında yalınlık , arılık , açıklık ve içtenlik vardır . Hiç bir yapmacık öğe bulunmaz O’nun şiirlerinde . İçini bütünüyle bize açar , karışık birkaç felsefe kavramını , çok açık ve sade bir dille , anlatıverir .
    Yunus’ta millet zevkine yakınlık ve derin bir lirizm görülür . Bu sebeple , milletin bünyesinde yüzyıllar süresince yaşaya gelmiştir . Bir bakıma , tekke şiirinin , dinsel kökenli şiirin de kurucusu sayılı . Şiirlerine koyduğu büyük öz amacıyla , bütün tarikatlarca benimsenmiş , insanlığı saran his ve düşünceleriyle , her anlayıştaki insanın en yakın dostu , his dostu olmuştur . Tarikatlarla ilgisi olmayanlar da , Yunus’u bu kendinden , içeriğinden dolayı sevmişlerdir .
    Yunus’un şiirleri incelendiğinde , mesajın , duru bir Türkçe olduğu görülür . Ama bir takım şiirlerinde İran , Hint ve Yunan mitolojilerinden iştirak eden terimler , inanç yöntemiyle giren çok ecnebi kelimelere de rastlanır . Bu da , Yunus’un yüksek kültür ve haber birikiminin bir göstergesidir . Ecnebi kelimelerle , veya bir takım terimlerle süslenen söyleyişlerinde de doğaldır ve halka yakındır . Ecnebi dil öğelerini , türk malı yerinde kullanmış olduğundan , yadırganmamıştır .
    Söyleyiş durumundan , milletin diline çok yakındır . Millet deyimlerinden yararlanırken; milletin benzetmelerini kullanırken , hiç bir yadırgama görülmez şiirlerinde .
    Yunus sanırım hece ölçüsünü kullanmıştır . Gün gün da Aruz ölçüsünü kullandığı görülür . Abdulbaki Gülpınarlı , O’nun şiirlerinin 66 tanesinin Aruzla yazılmış olduğunu belirtmektedir .
    Şiirlerinde kafiyeye çok önem vermemiştir . Sözgelişi , ” baldan ” , ” sözden ” , ” dilden ” sözcüklerini kafiye olarak kullanırken , O’nun için ” den ” veya ” dan ” ekleri ve onun sağladığı ses armonisi , Yunus için yetecektir . Bu sebeple kafiye anlayışı , bağımsız bir temele dayanmaktadır .
    Şiirlerinde şekil durumundan ya dörtlüklerden meydana iştirak eden , veya mesnevi düzenine uyan bir şekil görülür . Dörtlüklerden meydana iştirak eden şiirleri ayrıca çok koşma türündedir .
    Acep şu yerde var m’ola böyle tuhaf bencileyin
    Bağrı başlı , gözü ihtiyar böyle tuhaf bencileyin .
    Yunus Emre sözün gücünü , kudretini çok güzel kavramıştır . İyilik ve kötülüğün sözden geldiğini , ifadesini gerçek bulmayan sözün , nelere yol açabileceğini görmüştür . O’na karşı söz , insanları dost da düşman da eden bir araçtır . İnsanları kırmamak için , güzel ve tatlı sözler söylenmesinden yanadır .
    Mevlana bunun için aynı Yunus da insana önem verir . Inanç , tarikat , görünüşte farklı görünen yollardır . Hepsinin maksadı güzel insan olmak ve insaniyet hedefine ulaşmaktır . Yunus aslına bakarsanız , her insanın bir hedefi olduğu inancındadır . Doğduğunda da bir takım yüce değerler taşır insan… yaşamı süresince topluluk onu baskı altında tutar ve kendisinin aradığı yöne götürür . Bu baskıdan kurtulup bağımsız olmak , ancak ” tarikat ” ile olabilir .
    Yunus bilgilidir , profesyonel bir sanatçıdır . Sözün değerini bilir , şiirin ne şekilde söyleneceğini nağme bunun için aynı işler . Bir derviş olarak , insaniyet anlayışının en yüce noktasına erişmiştir . Bununla beraber , dünyadan kopmaz . Dünya , güzellikleri , dağları ve ovaları , bitki ve hayvanlarıyla O’nu daima çekmiştir . Yunus’un şiir ve ilahilerini içerisine alan 2 eser , bizlere ulaşabilmiştir . Şunlar Yunus Divanı ve Risalet – ün Nushiyye isimli eserlerdir .
    Yunus bütün şiirlerini ” meleklerde bilmez ola ” dediği , insan üstü , şairler üstü bir perdeden söylemiştir , deha perdesinden seslenmiştir . Her şeyi ancak Yunus’un söyleyebileceği kudretle söylemiştir . Onun için isterse Tarikattan , Şeritten veya Hakikatten dem vursun; isterse Allah’ı , doğayı , güzelliği veya insanlığı anlatsın; O , şiirlerin hepsinde Yunus’tur . Türk sofilerinden hiç kimse , O’nun söyleyiş makamına çıkamamıştır