Yüreğin Busesi...

Konusu 'Kutlama Mesajları' forumundadır ve Elif tarafından 28 Şubat 2014 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Erkenden uyandı; gün henüz ışımıştı, doğruldu yatağından, sabah mahmurluğundan kurtulmaya çalıştı; uyanmakta olduğunu sandığı sevdasının alnına bir buse kondurmak istedi; “Canımın cananı, gönlümün sultanı, Seni sevdiğimi bil lütfen…” dedi… Bunu hiç yapmamıştı o güne kadar, düşünmüştü ama uygulamaya kendine fırsat vermemişti, çok ender bir anı yaşıyordu, duygu yoğun bir an… O anı tekrar yaşayamazdı…

    Hayat telaşına kapılıydılar; yarım asır boyunca sevdalıydılar, kaptırmışlardı kendilerini akan nehir misali yaşamın dalgalarına, kendilerine hiç zaman ayırmamışlardı…
    Sevdiklerini ihmal ederek... Savaştaydılar yel değirmenleriyle adeta; yaşamın en kutsal değeri olan sevgilerini ifade etmekte hep geç kalmışlardı… Unutmamalıydılar artık; yaşamın son aşamasındaydılar; anlamışlardı yaşamın uzatmalarında olduklarını, en güzel yanının de sevda yüklü sevgilerinin olduğuydu...

    Seslendi sevgi yüklü sevdasına; “Kendimize, sevdiklerimize sevgimizi esirgemeyelim, hemen gösterelim, ifade edelim…” diyerek yılların ihmalini telafi eder gibiydi…

    “Dün bitti, bir daha geri gelişi yok, yarınlar hep “dün” oluverecek… Daha düne kadar sevdiklerin yanındaydı, bugün yoklar, bak işte… Yarınsa meçhul, kimseye vaat edilmedi ki hiç, sadece bugün var…” fısıldayarak henüz uyumakta olan sevdalısını seyre daldı…

    Ve “Seni seviyorum bir tanem, hayatımın anlamı, seni seviyorum” deyip alnına bir buse kondurdu tüm yüreğiyle… Bu yüreğin busesiydi… Fakat o da ne! Teni soğuktu, buz gibiydi… Çok geç kalmıştı sevgisini itirafa… Söylemeye, göstermeye fırsat bulamadığı sevgi yüklü yüreğindeki sevdayı… Ela gözlü, ahu bakışlı sevdası terk etmişti kendisini ilelebet!... Çok geç kalmıştı…
    yureginin-busesi.jpg
    Ramazan Demir (Sevgi Labirenti Kitabından)