Zafer bayramı şiirleri uzun

Konusu 'Karışık Şiirler' forumundadır ve webkolik tarafından 20 Haziran 2012 başlatılmıştır.

  1. webkolik

    webkolik Süper moderatör Yönetici

    uzun zafer bayramı şiirleri

    30 ağustos zafer bayramı şiirleri uzun



    ZAFER ŞİİRLERİ

    Anneler dindiriniz gönlünüzün yasını,
    Düşman kanıyla sildik palamızın pasını,
    Yeniden çizmek için vatan haritasını,
    Kandan ve kıyametten bir sahneye çevirdik,
    Gökleri çatırdayan bir vatan parçasını.

    Anneler ağlamayın dönmeyenlerinize,
    Vatan katillerini getirdik işte dize,
    Dumlupınar üstünde yol ararken denize,
    Çöktü savletimizden düşmanla dolu dağlar,
    Gökler genişleyerek Akdeniz geldi bize!

    Biz taze kanlarını hürriyetine katan,
    Bir nesliz, ülkemizde biziz yegâne sultan,
    Tanyeri nur alıyor muzaffer alnımızdan...
    Karşımıza çıkmayın Akdeniz dalgaları,
    Yolumuzu bekliyor yekpare ana vatan!

    Kemalettin KAMU


    30 AĞUSTOS şiiri

    Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos
    İçime bir ordu havası dolar.
    Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
    Bayrak imil imil, geçer ordular...

    Geçer tunç adımlar demir göğüsler,
    Geçer Mehmetçikler, geçer subaylar,
    Hepsinin alnında zaferden süsler.
    Geçer hayalimde bir bir alaylar.

    Geçer toplar, geçer atlar, yağız, al,
    Geçer dağlar, geçer yollar, şehirler...
    Yangınlar üstünde ince bir hilal!..
    Yaralılar düşe kalka geçerler.

    Çılgın bir istekle bu şan akını
    Afyon’dan, İzmir’e kaçlar çağıldar.
    Unutmuş at gemi, kılıçlar kını,
    Can canı unutmuş zafere kadar.

    Ne var bu dünyada sana yakışan,
    Alnında bir zafer sabahı kadar;
    Sen Mehmetçik, söyle büyük kahraman,
    Sana zafer kadar yakışan ne var?

    Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos,
    İçime bir zafer havası dolar.
    Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
    Bayrak imil imil, geçer ordular...

    Ahmet Kutsi TECER


    Asker Koşması

    İstiklâl savaşı gençleriyiz biz:
    Tarihe koç Türkler diye şan verdik!
    Yurdumuz azizdir, çiğnetmeyiz biz:
    Uğruna bu kadar kahraman verdik.

    Aç çıplak savaştık tipide, karda,
    Kartallar avladık sarp kayalarda,
    Sakarya önünde Dumlupınar’da,
    Ulu Gazi’mize imtihan verdik.

    Soğuklar zalimdi, kışlar amansız;
    Kuşlar yuvalardan düşerdi cansız;
    Vuruştuk yaralı, hasta, dermansız;
    Ne aman istedik, ne aman verdik.

    Yıllarca ufkunda yedi renk bayrak,
    Salındı bizimdir diye bu toprak,
    Hepsini allara boyadı şafak,
    Göklere içtiği kadar kan verdik.

    Kılıç kınlarından süzüldü kanlar,
    Al döndü akından kır küheylânlar,
    Açtı baharımız hep erguvanlar,
    Dağlara çiçekler armağan verdik.

    Murat dağlarından indik aşağı,
    Göründü uzaktan Gediz ırmağı,
    Kuruldu İzmir’e Türk’ün otağı,
    Vatana yeniden bir vatan verdik.

    Samih RİFAT


    30 Ağustos Zafer Bayramı

    Yirmi altı Ağustos günü şahlanan ordu
    Dört gündür, hiç durmadan yürüyor yürüyordu.

    “Üç ayda geçilmez!” denilen siperleri,
    Tel örgüsü, top, tüfek, tuzak dolu yerleri.

    Bir hamlede çiğnemiş, arkasına varmıştık,
    Afyonkarahisar’ı bir günde kurtarmıştık,

    Her yandan kuşatılan düşman düştü dağlara.
    Sürü sürü yığıldı, kaçtı Dumlupınar’a yeniden

    Orda büyük bir meydan savaşına giriştik.
    Gün batarken bunu da zaferle bitirmiştik.

    Başkomutanları da geçmişti elimize;
    Yüce Türkün önünde o da gelmişti dize.

    “İlk hedef Akdeniz’dir!” emrini alan ordu,
    9 Eylül günü de İzmir’e giriyordu.

    Bu zafer bayramını işte böyle hak ettik;
    Bu zaferle kurtulduk; Yaşıyoruz başı dik!

    Rakım ÇALAPALA


    30 AĞUSTOS

    Otuz Ağustos...
    Ufukta bir duman, bir toz.
    Türk süvarisi yürüyor; uzakta,
    Top sesleri homurdanmakta.
    Köpük içinde, tere batmış atlar...
    Bunlar at değil.
    Ayaklı kanatlar.
    Sisli tepelerde gölgeler boğuşuyor
    Gölgeler düşüyor, kalkıyor, koşuyor
    Süngüler parlıyor,
    Eziyor, vuruyor;
    Mehmetçik yeni Türkiye’yi yoğuruyor.
    Bir sürünün dağılışı.

    Boğulan bir boğazın kısık nefesi...
    Bir el, Akdeniz’i gösteriyor.
    Bir el ki, bütün cihana bedel.
    Uçuyor atlar, Köpüklü kanatlar.
    Kaçıyor gölgeler,
    Eriyor mesafeler...
    Dokuz Eylül, İzmir,
    Sanki bir Gelincik tarlası,
    İki sevgilinin kavuşması,
    Gözler yaşlı, denizler sapsarı,
    Sevinç içinde çırpınıyor, Akdeniz’in dalgaları.

    Server ZİYA