• 4 ay önce
  • 0 Yorum
  • 415 Görüntülenme

Hızlı koşmanın püf noktaları

Hızlı koşmanın püf noktaları

Hızlı koşmanın püf noktaları

Bir spor dalı olarak atletizmin tarihi MÖ 776’ya kadar uzansa da hızlı koşma ile ilgili bilimsel çalışmalar görece yakın zamanlarda başladı. Atletlerle ilgili yaygın bir kanı hızlı koşabilmelerini sağlayan şeyin koşma sırasında, ayakları havadayken uzuvlarını bir sonraki adım için hızla konumlandırmadaki becerileri olduğudur. Ancak bu düşünce bilimsel yöntemler kullanılarak sınandığında yanlış olduğu görülüyor.

Hızlı Koşmanın Sırrı

Nobel ödüllü fizyolog Archibald Hill, koşucular hakkında veri topladığı bilinen ilk kişidir. Hill, 1927 yılında atletlerin vücutlarına bağladığı mıknatıslardan yararlanarak koşma sırasındaki hızlarını ve ivmelerini ölçmüştü. 1950’lerde kuvvet levhalarının geliştirilmesinden sonra atletlerin zemine basarken uyguladığı kuvvetler de ölçülmeye başlandı. Örneğin bu cihazları kullanarak hıza ya da yere önce topuğun mu yoksa parmağın mı dokunduğuna bağlı olarak kuvvettin nasıl değiştiğini belirlemek mümkün.

Hızlı koşmanın püf noktalarıHızlı koşma ile ilgili ilk bilimsel çalışmalarda atletleri hızlandıran etkenlere değil, yavaşlatan temel etkene yani hava sürtünmesine odaklanılmıştı. Elde edilen sonuçlar, koşucuların performanslarını artırmaları için yapmaları gerekenler hakkında fazla bilgi vermedi. Daha sonraları, özellikle Prof. Dr. Peter G. Weyand tarafından yapılan önemli çalışmalarda sporcuları hızlandıran etkenlere odaklanılmaya başlandı.

Adım uzunluğu ile adım frekansının (birim zamanda atılan adımların sayısının) çarpımı koşma hızını verir. Bu yüzden ilk başlarda daha hızlı koşan atletlerin ayaklarının yerde daha az, havada daha çok kaldığı düşünülüyordu. Ancak deneyler bu düşünceyi doğrulamadı. Yerde ve havada geçen zaman değişse de iki adım arasındaki zaman pek değişmiyor. Bilimsel çalışmalar, elit atletleri diğer atletlerden ayıran en önemli şeyin koşma sırasında yere uyguladıkları kuvvet olduğunu gösteriyor. Bu kuvvet arttıkça atletlerin daha uzun adımlarla ve daha hızlı bir biçimde koşması mümkün oluyor. En hızlı koşular sırasında elit atletler yere kendi ağırlıklarının beş katına denk bir kuvvet uygularken diğerleri ortalama olarak kendi ağırlıklarının 3,5 katına denk bir kuvvet uyguluyor.

Hızlı koşmanın püf noktaları nelerdir?

Hızlı koşma ile ilgili temel bir soru, elit atletlerin yere büyük kuvvetler uygulamayı nasıl başardığı. 1980’lerde öne sürülmüş yay-kütle modeline göre atletlerin bacaklarının koşma sırasındaki işlevi uzun atlama çubuklarınınkine benzer, görece pasiftir. Bu model yavaş koşucuları iyi betimlese de hızlı koşucular için pek iyi değil. Elit atletlerin bacaklarının koşma sırasındaki işlevi daha çok pistonlarınkine benziyor. Ani ve yoğun bir biçimde kuvvet üretebiliyorlar. Peki, hızlı koşmanın püf noktaları ve hızlı koşucuların zemine çok büyük bir güç uygulamasını sağlayan etkenler nelerdir?

Hızlı koşmanın püf noktalarıGözlemler elit atletlerin yere basmadan hemen önce ayak bileklerini güçlendirdiğini gösteriyor. Böylece zemine dokunduktan hemen sonra ayakları yavaşlamaya başlıyor ve zemin tarafından koşucunun vücuduna uygulanan kuvvet artıyor. Ayrıca elit atletler koşarken dizlerini daha yüksekte tutarak ayakları ile zemin arasındaki mesafeyi artırıyor ve adımlarını hızlandırmak için zaman kazanıyorlar. Böylece zemine daha büyük bir kuvvet uygulamaları mümkün oluyor. Tabii ki sadece bacakların değil kafanın, dizlerin kalçaların ve gövdenin koşma sırasındaki hareketleri de önemli. Bu bölgelerin de sert ve güçlü tutulması gerekiyor.

 

Benzer Konular

Yorumlar & Görüşler

Daha önce yorum gönderilmemiş. İlk yorumlayan siz olun!

Yorumunu Gönder

Son Yazılanlar