• 9 ay önce
  • 0 Yorum
  • 453 Görüntülenme

İnternetin baş döndüren hızı

İnternetin baş döndüren hızı

İnternetin baş döndüren hızı

İnternetin küre ölçeğinde yayılması diğer kitle iletişim araçlarına göre çok daha hızlıdır. Meselâ 50 milyon kişiye TV’nin ulaştığı süre 15 yıl iken internet sadece 3 yılda 50 milyon kullanıcıya ulaşmıştır. Bu yüzden internetle toplum, aile ve birey arasındaki ilişkinin sonuçları çok daha tartışılır olmakta; internetin görsel, işitsel ve yazılı araçların tümünü bir araya getirerek oluşturduğu teknolojik ortam daha sarsıcı sonuçlara neden olabilmektedir. Diğer kitle iletişim araçlarına kıyasla internetin sahip olduğu interaktiflik özelliğiyle kullanıcıya içerik oluşturma imkânı tanıması, zaman ve mekân mesafesi olmaksızın istediği iletiye istediği yerde erişme ve cevap verme fırsatını sunması, yeni sonuçları beraberinde getirmekte, kullanıcıyla internet arasında diğerlerinden farklı bir yakınlaşma ortaya çıkartmaktadır. İnternet oyunları ve sosyal medya kullanımının neden olduğu bağımlılık gösteriyor ki, insanlık, yeni bir eşiğe gelmiş durumda. Bugün, hem Avrupa’da hem de ülkemizde internet bağımlılığı hızla artmakta ve çare yöntemlerinden birisi olarak tedavi amaçlı psikoloji klinikleri kurulmaktadır. Avrupa’da böylesi kliniklerin sayısı artarken ülkemizde de Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde bir bölüm kurulmuştur.

İnternetin baş döndüren hızı

Başta internet olmak üzere diğer kitle iletişim araçlarının doğru ve faydalı bir şekilde kullanılabilmesi için üretilen reçetelerden birisi de ‘medya okuryazarlığı’ dersini yaygınlaştırma girişimidir. İlköğretim okullarında ders olarak okutulmaya başlanan ‘medya okuryazarlığı’ temelde medyanın doğru kullanılması ve medya karşısında pasif değil aktif olunmasına odaklanıyor. Medyanın büyüleyici, eğlendirici ve dolayısıyla bilgisayar başında oyalanırken tüm zamanı öldürücü özelliği karşısında iradeli ve diri kalınabilmesi dersin içeriğinde öne çıkıyor.

İnternetin baş döndüren hızı karşısında gelinen noktada, belki üzerinde durulması gereken soru şudur: Fert, aileden ve toplumdan aldığı güçle medya karşısında direnebilir mi, onun ayartmaları ve meydan okuması karşısında özne olarak kalabilir mi? Medyanın renkli simalarına özenmekten kurtulabilir mi? Televizyonun ve internetin sunduğu boş zaman geçirme, oyalanma, bakınma gibi çaba gerektirmeyen ve bir şey yapıyormuş hissi uyandıran basit önerilerine karşı koyabilir mi? Aslında bu sorulara cevap verebilmek için bugün insanlığın gerçekten böyle bir derdi olup olmadığı sorusuna öncelikle cevap bulmak gerekir. Maalesef göstergeler, medyanın tarihsel olarak (yeni araçlarla) varlığını pekiştirdiğine ve gittikçe hayatın özüne daha fazla hâkim olduğuna işaret ediyor.

 

Yorumlar & Görüşler

Daha önce yorum gönderilmemiş. İlk yorumlayan siz olun!

Yorumunu Gönder

Son Yazılanlar