• 6 ay önce
  • 0 Yorum
  • 262 Görüntülenme

İslam Düşüncesinde Bilgi-İman İlişkisi

İslam Düşüncesinde Bilgi-İman İlişkisi

İslam Düşüncesinde Bilgi-İman İlişkisi

İman, inançla başlayan ve bilgiyle devam eden çabanın tasdik ile karar aşamasına ulaştırılmasıdır. Bu yönüyle, bir çeşit bilgi ve bir çeşit tecrübedir.Tasdik, ancak belli derecede bir bilgi ile gerçekleşebilir.Zira bilinmeyen bir şey tasdik edilemez. Öyleyse,iman, kesin bilgi ve anlayış derecesine ulaşmış tasdiktir. Bir insanın imanı, amellerindeki dalgalanmalarından etkilenmez ve hiçbir şekilde onu imanında şüpheye düşürmez.

İmanın bir tasdik olarak tanımı, onu bilgiden ayıran yönüne de vurgu yapar. Çünkü bilgi, çoğu kere iradi olarak meydana gelmez. İmanı tanımlamak için kullanılan tasdik teriminin bilişsel içeriğine vurgu yapar. Burada iman olarak tanımlanan salt bilgi değildir. Bunun yerine bilgi, iman için yalnızca tasdikin temeli olarak işleve görmektedir. Bu yöneyle bilgi, imanın hakikati olmayıp sebebidir. Tasdike neden olduğu için bazen bilgiye iman denilmiştir. Sebebinin zikredilip müsebbibinin kastedilmesi ise, mecazdir.
Burada, bilginin iman olarak değer kazanabilmesi için, onun gönüllü olarak kabul edilip onanması şarttır. Bu gerekçeler yüzünden, Ehl-i sünnet kelamcıları, imanı marifet olarak tanımlayan ve tutarlı bulmayıp eleştiriye tabi tutmuşlardır.

İslam Düşüncesinde Bilgi-İman İlişkisi

İman için bilgiden öte kalple gerçekleşen bir tasdik olgusu söz konusudur. Bununla birlikte, bilgi önemlidir; çünkü bilgi, tasdike yönelten bir sebeptir. Nitekim çoğunlukla da bilgisizlik tekzip ve inkara sevk etmektedir.
Bilgi olmadan tasdikin genelde bir anlamı olmaz. Çünkü insan; neye, niçin ve nasıl iman ettiğini, ancak akletme yoluyla elde ettiği gerçek bir bilgi sonucu ulaşır. Dolayısıyla bilgiye dayanmayan bir iman, gerçek bir iman olmadığı gibi, böyle bir imandan kimseye fayda da gelmez.

Bilme veya bilgi sahibi olma, iman sahibi oluşun yeter şartı değildir. Kur’an’a göre imanın apaçık objelerini, yani bizzat aralarında yaşayan Peygamberi, kendi çocukları gibi tanıyıp bilenlerin, bu bilgileri, sonuçta bir rıza, onay ve teslimiyete dönüşmediği için iman olarak değer kazanmamaktadır. Bu anlamda iman, herhangi bir çeşit bilişe de indirgenemez. Herhangi bir şey hakkındaki bilgi, o şeye ilişkin iman anlamına gelmemektedir. Bu bilginin iman haline gelmesi için, halihazırda doğru olduğunu bildiğimiz bir bilgiye kalben bağlanmamız şarttır. İman bilgiyi yaşamın içlerine taşıyarak, onun sıcak ve işe yarar hale dönüşmesini sağlayabilir.

Benzer Konular

Yorumlar & Görüşler

Daha önce yorum gönderilmemiş. İlk yorumlayan siz olun!

Yorumunu Gönder

Son Yazılanlar